Oral Çalışlar için bir fikri takip yazısı
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK

İlk bakışta böyle bir yazı beyhude ve gereksiz gelebilir. Çünkü muhatabının bu yazıdan etkileme ihtimalinin sıfıra yakın olduğu düşünülebilir. Ancak kayıtlara geçmesi için ve bir daha böylesine dayanıksız iddiaların tekrarını önlemek adına yazmak şart. Konumuz 2012 Anayasa değişikliklerinde yer alan sendikal haklarla ilgili değişikliklerin çalışanların yararına olup olmadığı.
 
Tartışmayı yakından izleyenler hatırlayacaktır; referanduma sunulan 12 Eylül 2010 Anayasa değişiklikleri içinde yer alan sendikal haklara ilişkin maddelerin çalışanlar açısından yeni bir hak sağlamadığını, memurlara toplu sözleşme hakkı değil dolaylı bir grev yasağı getirdiğini belirterek, referandumun çalışanlar aleyhine olduğunu belirten çok sayıda yazı yazmıştım. Başta Profesör Mesut Gülmez’in yazdıkları olmak üzere başka itirazlar da dile getirildi. Bu yazılar BirGün ve Radikal sayfaları ile çeşitli internet mecralarında duruyor.
 
Bunun üzerine planlanan anayasa değişikliklerinin çalışanlar lehine olduğunu iddia eden bir karşı koro ortaya çıktı. Bu koronun temel hedefi referanduma sunulan her bir maddenin olumlu olduğunu kanıtlamaktı. Şunu yapsalar bir derece kadar anlaşılırdı: “Evet çalışma hayatı ile ilgili hükümler pek matah değil ama 12 Eylül’ü yapanlara yargı yolu açılıyor. Gerisi önemli değil, bu bile yeter.” Zinhar böyle yapmadılar. Referanduma sunulan metnin her bir santimetrekaresini fanatik bir taraftar edasıyla savunma gereğini duydular.
 
Bu tutumun tipik temsilcilerinden biri Radikal yazarı Oral  Çalışlar idi. 14 Ağustos 2010 tarihinde Radikal’de yazdığı “Referandum çalışanlar aleyhine mi” başlıklı yazısında, kendisinin konuyu bilmediği belirterek ikincil bir kaynağa dayanarak yazma gereğini duymuş. Bilmediği bir konuda neden yazma gereği duyar insan? Sanırım AKP’nin anayasa değişikliklerinin her noktasını savunma kaygısı, gedik vermeme kaygısı.  Böylece Çalışlar bilmediği bir konuda bir işveren vekilinin görüşlerini köşesine taşıyarak sahiplendi, altına imzasını attı.
 
Çalışlar’a göre Anayasanın 53 ve 54. maddelerinde çalışanlarla ilgili yapılan değişiklikler o kadar olumlu ki, sırf bunlar bile referandumda evet demek için yeterliymiş. Özetle grev yasakları kalkıyormuş ve memurlara toplu sözleşme hakkı geliyormuş. Ayrıca Çalışlar, TBMM’nin çalışarak uyum yasaları çıkaracağını ve böylece sendikal hakların gelişeceğini ballandıra ballandıra aktarıyor. Dahası anayasa değişikliklerine karşı çıkanların uyum yasaları yapıldığında ve sendikal haklar geliştirildiğini ne yapacakları merak ettiğini de söylemeden duramıyor.
 
Bu dayanaksız yazısı üzerine Çalışlar’a uzun bir e-posta attım ve bu alanda saygın bir bilim insanı olan Profesör Mesut Gülmez’in konuya ilişkin yazılarını okumasını önerdim. Okudu mu bilmiyorum ama köşesinde hiç bir şey yazmadı. Bugüne kadar da konuyu tekrar ele almadı.
 
Aradan iki yıl geçti. Oral Çalışlar ve onun gibi referandumun çalışanlar lehine olduğunu söyleyenlerin iddiaları zamanın süzgecinden geçti. Sendikal haklar iyileşecek yerde kötüleşti. Oral Çalışlar (ve bu arada Doğan Tarkan) genel grev ve siyasi grevin serbest olacağını savunuyordu. Tersi oldu. Grev yasakları arttı. Yasalardaki pek çok saçma grev yasağı korunmakla kalmadı, havacılık iş koluna grev yasağı getirildi. Bu yasağa karşı barışçı bir protesto eylemi yapan havacılık çalışanları işten atıldı.
 
Kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı verildi iddiasının koskoca bir saçmalık olduğu ortaya çıktı. Grev hakkı tanınmayan memurların toplu sözleşmesi hükümetin vesayeti altındaki Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından hükümetin istediği şekilde sonuçlandırıldı. Grevsiz toplu sözleşme hakkının bir saçmalık olduğunu yazmıştık ama dinletememiştik. Şimdi yaşandı ve görüldü.
 
Referandum ile birden çok sendikaya üyelik hakkı geleceği iddia ediliyordu. Bunun gerçek dışı olduğunu yazmıştık. İnanmadılar. Birden çok sendikaya üyelik halen yasak. Dahası bir tek sendikaya üye olmak bile ciddi bir risk.
 
Sendikal hak ihlalleri artmaya devam etti. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) 2011 hak ihlalleri raporuna göre Türkiye Avrupa’nın en fazla hak ihlali yaşanan ülkelerinden biri. Referandum sonrasında Emekli-Sen ve Genç-Sen’e ek olarak Yargı-Sen de hükümetin girişimleri sonucu kapatıldı. ILO bu kapatmayı sendikal hak ihlali olarak gördü.
 
Listeyi uzatmak mümkün... Oral Çalışlar ve Doğan Tarkan gibi referandumun çalışanların lehine olduğunu ve sendikal hakları geliştireceğini savunanların bu görüşleri iflas etti. Tam tersi oldu.
 
Şimdi beklenen şudur: “Bu konuda yanılmışız” demeleri... Ama nerede?  Özeleştiri okuyucuya saygının bir gereği değil mi? İnsanları yanıltıyorsunuz ama geriye bakıp “yanılmışım” deme gereği bile duymuyorsunuz! 
 
Şairin dediği gibi: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” Yazdım yine de. Arşivde kalsın!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız