Örnek bir çevirmen
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Talat Sait Halman aramızdan ayrıldı. Benim için öncelikle fevkalade kültürlü bir beyefendi, arkadaşım Defne’nin de babası... 12 Mart Nihat Erim hükümetinde bir yıl bile sürmeyen bir bakanlık görevi de sürdürmüş. Hiç unutulmamış, çünkü ilk Kültür Bakanı. Ama, en azından o dönemde, en büyük eleştirileri bu hükümette yer almasıyla değil, Çok Sesli Müzikçilerle (ki aralarında çok tanınmış sanatçılar var) anlaşmazlığa düşmesiyle almış. Önce Galata Mevlevîhânesi’nin sema gösterileri için yeniden açılmasına imza atması, sonra da hükümetin son demlerinde, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’nu “Itrî Gecesi” konserine tahsis etmesi, kıyametin kopmasına yol açmış. Halman Batı kültürüyle yetişmiş olsa da tarihi ve geleneksel değerlerimizi hor görmeyen bir aydındı.

Bugün geriye baktığımızda çoğu kişi için Talat Sait Halman’ın bir şair, bir yazar, İngilizce’den Türkçe’ye seçkin çeviriler yapan biri olduğunu görürüz. Gerçekten de öyledir, doğru. Ama Halman çok daha önemli bir görevi de yerine getirmişti. Türkçe’den İngilizce’ye değerli şairlerimizin ve yazarlarımızın eserlerini de çevirmişti.

Bir çevirmen hakkında yazan bir başka çevirmen olarak bu noktanın altını çizmek isterim. İnsanın yabancı dilden kendi diline çeviri yapması zordur, çünkü çeviri yapısı itibariyle zor bir iştir. Ama kendi dilinden bir yabancı dile çeviri yapmak, hele hele şiir çevirmek, kâbustur. Ben hâlâ bazı şiir alıntılarında, bu zor işi kendine zevk edinmiş az sayıda meslektaşıma danışırım. Ne de olsa, Sabri Esat Siyavuşgil’in akla zarar Cyrano de Bergerac çevirisiyle büyümüş bir nesiliz. Hem haddini bilmek de iyi şeydir.

Türk Edebiyatı’nın yabancı dillere çevrilerek yabancı ülkelere açılması meselesine dikkati ilk çeken, benim hatırladığım kadarıyla, Bilge Karasu’ydu. 90’lı yıllarda hayli eseri çeşitli dillere çevrilen Karasu, Türkçe metinlerin yabancı dillere çevrilmesinin yıllar boyu, büyük bir ‘olay’ olduğuna dikkat çekmişti. Yazar, “Tanınmak, Türkçenin kaynak dil olarak düşünülmesi de demek olacaktır,” demiş ve metinleri çevirenlerin ustalığına da körü körüne inanılmayacağını belirtmişti.

Gerçekten de edebiyatımızın yabancı dillere çevrilmesi yıllarca büyük olay ve hatta iftihar vesilesi olarak görülmüştür. Talat Sait Halman, “Türk Edebiyatı on yıllar, hatta yüzyıllar boyunca dış âleme açılmakta zorluklar çekti” diyor. Edebiyatımız uzun süre, tanıtmaktan tanınmaya vakit bulamamıştı.

Tanınmasını sağlayan başlıca isimlerden biri, Talat Sait Halman’dır. Uluslararası Şiir Komitesi ve Amerikan Şiir Akademisi üyesi Halman; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli Kanık, Yunus Emre, Melih Cevdet Anday, Sait Faik Abasıyanık, vd.’den çeviriler yaptı. Dağlarca’dan ‘Collected Poems’, ‘The Bird and I’, Orhan Veli’den “I am Listening to İstanbul / İstanbul’u Dinliyorum”, Anday’dan ‘On the Nomad Sea’ ve ‘Rain One Step Away’ gibi... Yunus Emre ile Nazım Hikmet de çevirdiği şairlerden.

Sevdiğim şiirlerini ve pek çok çevirisini bir yana bırakmayalım, tamam, ama Shakespeare sonelerini de bir adım öne alalım. Bu soneleri Talat Bey’den daha iyi çevirdiklerini kanıtlamak isteyenlerin mukayese çabaları bir ara epey yoğunlaşmıştı. Şimdi bile internette dolaşınca onlara rastlarsınız. Oysa çok dengeli çevirilerdi bunlar. Bir şair tarafından çevrildikleri için şiirseldiler. Genelde sonenin, özelde de çevirdiği sonenin biçimine uyuyorlar; anlamı en iyi şekliyle Türkçe’ye aktarıyorlardı.

Selam olsun diyoruz; bir çevirmenden diğerine mütevazı bir selam...