Ortadoğu’nun kodları ve reçetesi için iyi bir kitap
ENVER AYSEVER ENVER AYSEVER
“Ortadoğu’yu Anlama Kılavuzu” Ortadoğu’da var olma koşullarını anlatıyor. Sonucunda laik, demokratik ve sınıf bilincine varamazsak, yok olacağımızın altını çizerek. İyi kitap. Okunmalı

Bilgi bombardımanı altında yorulan insanlar, bugünlerde işe yarar olanı fark etmek için kılavuz ihtiyacındalar. Ekranlarda kafa karıştıran, kerameti kendinden menkul kanaat önderleri, kimi güç sorulara yanıt vermek şöyle dursun, iyice zihni bulandırıyor. Bir de cehalet eklenince hakikat iyice gölgeleniyor. Bilginin varlığı, ulaşılabilirliği ne denli önemliyse, uzman olmaksızın yaşadığımız dünyayı ve bölgeyi kavrayacak bir el kitabına sahip olmak da o derece değerli. “Ortadoğu’yu Anlama Kılavuzu” bu ihtiyacı görerek hazırlanmış bir çalışma. BirGün gazetesi de yaptığı başarılı yayıncılığı, şimdi okura bütünlüklü biçimde sunuyor. İyi de yapıyor.

Barış İnce önsözde yerli yerinde bir saptamayla, ekran gücünden ve onun yanıltıcı etkisinden söz ediyor. Çok görünenin, çok bağıranın haklı sayıldığı günlerdeyiz. Peki, hakikat bu mu? Ya da iç pazara yönelik propaganda yayınları, kendi halkınızı uyuştursa bile, sizi siyasal gerçeklerden kurtaracak mı? Bu süreçte ilginç kahramanlar çıkıyor ortaya. Üniversitelerin, basının baskı altında olduğu bu dönemde bir avuç akademisyen, aydın, yazar gerçeği gösteriyor. Bu bağlamda seçilen tüm isimler ilgiyle okuduğum kişiler. Şimdi kitap kurgusu içinde karşımızdalar.

Kitabın hemen başında okuduklarımızı anlamamız için, Ortadoğu’da savaşan tüm grupların bir dökümü yapılmış. Sadece bu özenli sözlük bile büyük bir kargaşayı gideriyor. Adı anılan pek çok örgütün kim tarafından, hangi gerekçeyle kurulduğunu ve hangi ülkelerle ilgili olduğunu kavrıyorsunuz. Öte yanda, farklı etnik ve mezhepsel yapıların ne anlama geldiğini görmek için ayrıca önemli bu sözlük. Yazarların zaman zaman söz ettiği kişi ve kurumları unuttuğunuzda başa dönüp, hemen belleği tazeleme olanağı var.
ortadogu-nun-kodlari-ve-recetesi-icin-iyi-bir-kitap-207401-1.Ortadoğu’nun çok boyutlu iklimini birden fazla gözle ve farklı katmanlı okumalarla anlamak için iyi bir akış yapılmış. İbrahim Varlı’nın yazılarını severek okurdum. Yeni bir soluk getirdiğini düşünürüm dış politika yazarlığına. Batıcı gözlüğü çıkarıp, yerli yerinde tahlillerle ve dille tabloyu önümüze seriyor. Ki bu fevkalade değerli bir olanak… Varlı bize Tahrir Meydanı’nda başlayan tarihsel vakayla birlikte, bugün “Fırat Kalkanı” harekâtına dek gelen süreci ustaca anlatıyor. Kısa bir tarihsel gezintiyle birlikte, emperyal saldırının boyutunu ve AKP’nin hangi küresel gereksinime karşılık geldiğini söylüyor.

Balyozla Saddam heykelini yıkan Iraklı Jaburi’nin BBC’ye verdiği söyleşiyi anımsatıyor Önder İşleyen. Jaburi: “Şimdi olanak bulsam heykeli geri dikerim” diyor. Algı çağında insanların nasıl da dolandırıldıklarının bir belgesi bu! Saddam gitti yerine Selefi gruplar ve cihatçılar geldi. Küresel kapitalizmin işgal yöntemlerini ve halkları bataklığa nasıl sürüklediğini netlikle görüyoruz. İçine sürüklendiğimiz Ortadoğu’da roller pek kolay açıklanır gibi değil.

İlhan Uzgel “Müslüman Kardeşler” projesinin kökenlerini doğru bir zeminde tartışmış. Davutoğlu ile birlikte girilen karanlık tünelin sürecini eklemiş ardından ve maceracı, hayalci siyasetin durumunu gözler önüne sermiş.

Esasen küresel, Batılı bir proje olan “Arap Baharı” öyküsünün perde arkası olduğu gibi açığa çıkmış. Yeni düşünme olanağı sunan bir makale… Ardı ardına gelen yazılar, bize düşünme sistematiği sunuyor.

Ergin Yıldızoğlu çok sevdiğim bir yazar. Londra’da yaşıyor olması, gözlemlerini daha sağlıklı kılıyor. Ortadoğu’ya Batılı bakışını yalın aktarıyor. Afganistan macerasından bu yana, giderek palazlanan İslamcı, cihatçı grupların halini ortaya koyuyor. Küresel aktörlerin nasıl olup da bunca kolay kan dökebildiğini ve gericiliğin Batı eliyle nasıl şırınga edildiğini görüyoruz. Esasen Türkiye’de egemen olan siyasal iklimin ipuçlarını da burada görüyoruz.
RTE iktidarı bir neden değil, sonuç!

İki değerli akademisyen Ahmet K. Han ve Behlül Özkan hem ekranlarda hem de BirGün’de at izinin it izine karışmaması için büyük çaba gösteriyorlar. Özellikle Türkiye’nin iç dinamiklerindeki hareketlenmenin bölgesel kazısını yapmaları çok önemli. Güncel olayların da yanıtlarını kolaylıkla veren makaleler bunlar. Şu an bölgedeki hareketliliği anlamak ve dahası yeniden biçimlenecek haritaları yorumlamak için bu bütünlükte okumakta yarar var.

Taner Timur Hocamızın hayli örselenmiş “Aydınlanma” kavramı üstüne yazdığı şahane makale, Türkiye ile Ortadoğu ülkeleri arasında keskin farkı ortaya koyuyor. “Laiklik” kavramının yerli yerinde tartışılmasının ne denli önemli olduğu ve toplumun ekmek, su gibi buna ihtiyaç duyduğu da saptanmış oluyor böylece. Siyasal İslamcı iktidarların tarihsel kavgalarına tanık oluyoruz.

Hayri Kozanoğlu ve Fikret Başkaya’nın iktisadi ve sosyolojik tahlilleri, anlamlı, zihin açıcı söyleşiler de eklenince şu an büyük bir açığı dolduruyor “Ortadoğu’yu Anlama Kılavuzu”. Başkaya, siyasal İslam hareketlerinin uzun soluklu olamayacağını ortaya koyuyor. Elbette bölge kaynaklarının durumu ve küresel göç zorunlulukları, su ve tarım meseleleri de ayrı başlıklar. Güç ve karmaşık bir sorun yumağını belli bir akıl yürütme ekseninde okuyarak, yeni sorular ediniyor okur.

Okuryazarlığın göz ardı edildiği bir coğrafyanın kaderi üstüne kitap yazmak hayli güç. Hamasetin, cehaletin iktidarının zalim egemenliği altında inleyen halklara dair fikir sahibi olmadan, ülkemizin halini kavramak da olanaksız! Üstelik artık yurdumuzda milyonlarca göçmen var ve onlarla birlikte yaşamanın yolunu bulmak zorundayız. “Ortadoğu’yu Anlama Kılavuzu” Ortadoğu’da var olma koşullarını anlatıyor. Sonucunda laik, demokratik ve sınıf bilincine varamazsak, yok olacağımızın altını çizerek. İyi kitap. Okunmalı.