Ortadoğu satranç tahtasındaki yeni şah; Doğu Akdeniz gazı
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
Türkiye, İsrail ve Rusya ile el sıkışıp, Mısır ile görüşmekten söz ederken Kıbrıs’tan hiç söz etmemektedir. AKP ya bu sürece Kıbrıs’ı da katacaktır ya da bu olası projenin rafa kaldırılmasına neden olacaktır

Türkiye’nin İsrail ile tekrar görüşmelere başlaması ve bir ön anlaşmaya varmaları, ardından Rusya ile ilişkilerinin düzelme eğilimine girmesi ve Mısır ile olası anlaşmanın dillendirilmesi Doğu Akdeniz’de ılımlı havanın oluşmakta olduğuna bir işaret olabilir mi? Olabilir de olmayabilir de.

Söz konusu Ortadoğu ve Akdeniz olunca son derce değişken bir atmosferde yorum yapmak gerekiyor ki; böylesi durumlarda uzun erimli saptamalar yapmak bir hayli zor. Ancak bazı öngörülerde bulunmak olasıdır. Öncelikle konu enerji ve arz güvenliği olunca bazen ekonomik ve siyasi çıkarlar örtüşebiliyor. Burada da söz konusu olan doğalgaz ve bunun ivedilikle paraya çevrilmesi. Kaynak sahibi İsrail için bu gazın pazarlanması için bir kaç yol mevcut. Bunlardan biri Kıbrıs ile anlaşıp LNG ihracı. Ancak bu, zaten çıkartılması bir hayli pahalı mal olan gazın piyasa fiyatının yüksek olmasına neden olacaktır. Daha ekonomik olan yol ise boru hattıdır. Burada da güzergâh önem kazanmakta. Hem zaman açısından hem de maliyet açısından en kısa yol ise İsrail, Kıbrıs ve Türkiye Münhasır Ekonomik Bölgelerinden (MEB) geçen hattır.

ortadogu-satranc-tahtasindaki-yeni-sah-dogu-akdeniz-gazi-156142-1.

Kıbrıs olmadan zor
Burada da devreye Kıbrıs girmekte. Yani Kıbrıs işin içinde olmazsa iş zor. Zaten hiçbir sorun yaşanmadığı koşullarda bile İsrail gazının Türkiye üzerinden pazarlanması en az beş yıl alacaktır ki bir de buna anlaşma sağlanamadığı halde Kıbrıs’ın elinde bulunan geciktirme silahını da kullandığı düşünüldüğünde süre sekiz- on yılı bulabilir. Bu süre şüphesiz kaygan zemin ve değişken atmosferli Ortadoğu için bir hayli uzundur. Türkiye İsrail ve Rusya ile el sıkışıp, Mısır ile görüşmekten söz ederken Kıbrıs’tan hiç söz etmemektedir. AKP ya bu sürece Kıbrıs’ı da katacaktır ya da bu olası projenin rafa kaldırılmasına neden olacaktır. Öyle sanıyorum ki bu konu taraflar arasında konuşulmuş bulunmaktadır. Belki iki tarafın da halka anlatmakta zorluk çektiği belli hususlar olabilir ve bunun kamuoyuna yönelik bir halka ilişkiler siyasetine dönüştürmeye çalışıyor olabilirler.

Öte yandan bu gelişme ile Kıbrıs’ın her iki toplumu yeniden bir araya gelebilir. Yine yakın geçmişte Anastasiadis’in, Türkiye’nin gelecekte muhtemelen, Federal Kıbrıs’tan satın alacağı doğalgazı Türkiye’ye taşıyacak boru hattından da söz etmiş olması bu gelişmelerin işaretlerinden biri olabilir. Yine Kasulidis’in geçmişte ABD ziyareti ve Burns’le gerçekleştirdiği görüşme sonrasında yaptığı açıklamada; görüşmede Kıbrıs sorununa da değindiklerini ancak büyük oranda ikili ilişkiler, Güney Kıbrıs’ın Suriye krizindeki rolü ve İsrail, Lübnan, Mısır ve diğer ülkelerle ilişkilerini ele aldıklarını belirtmesinin yanı sıra, Güney Kıbrıs’ın MEB’indeki doğal gazı kullanmanın “hakları olduğunu” söyleyip, “komşu ülkelerle doğal gaz kullanımı çerçevesindeki işbirliği rolünün ve Kıbrıs sorununun, gerek iki toplum arasında çözümüne gerekse kalkınma hızı sebebiyle daha çok ihtiyaç sahibi olan Türkiye’ye ilişkin sorunların çözümüne yapacağı teşvikin” ele alındığını vurgulaması bir başka göstergedir.

İsrail ne istiyor?
Diğer yandan, İsrail ve Kıbrıs başta olmak üzere Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya pazarlanması, Katar, Irak ve hatta Suudi Arabistan gibi ülkeleri de ilgilendirmekte. Ekonominin ötesinde özellikle siyasi açıdan... İran’a ambargonun kalkması ile birlikte İran’a karşı Türkiye, Katar ve Suudi birlikteliğine İsrail’de eklemlenmiş oldu. İsrail’in belki de bu atılımı Ortadoğu’da Şii-Sünni çatışmasında daha aktif rol almak olabilir.
Görüleceği üzere herkesin hesabı farklı ve hesap üzerine kurulu. Karşılıklı güven içermeyen bu bir araya gelişler son derece zayıf temellidir. En az beş, altı yıllık böylesi bir projenin gerçekleşmesi hiç de o kadar kolay gözükmemektedir.