Ortadoğu’ya özgü tuhaf ittifaklar
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
Bir zamanlar erken kalkanın darbe yaptığı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Ortadoğu da erken kalkanın yeni ittifaklara imza attığı bir coğrafyaya dönüştü

Bir zamanlar erken kalkanın darbe yaptığı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Ortadoğu da erken kalkanın yeni ittifaklara imza attığı bir coğrafyaya dönüştü. Öyle ki kimin kimle dost ve düşman olduğu, tarafların neye ve ne için savaştığı iç içe geçmiş bulunuyor. Suriye-Irak-IŞİD-ABD ekseninde son birkaç gün içerisinde iki önemli gelişme yaşandı. İlki bölgesel ölçekte dengeleri sarsacak türden; ABD’nin yıllardır devirmeye çalıştığı Esad yönetimine yanaşması ve el altından Şam rejimi ile işbirliğine gitmesi. Independent gazetesinin ünlü Ortadoğu yazarı Patrick Cockburn ABD’nin bir süredir IŞİD’e dair istihbaratı Alman gizli servisi BND üzerinden Şam’a ilettiğini yazdı. İkincisi ise daha yerel düzeyde, ancak cephedeki pozisyonu kökten değiştirecek. Buna göre Halep’te Rojavalı Kürtlerin silahlı kanadı YPG ile ÖSO, IŞİD’e karşı “Ortak savunma ve direniş cephesi” kurdu.
•  •  •
IŞİD’in neden olduğu bu tuhaf ittifaklar dizini ABD IŞİD üzerinden Ortadoğu’ya mı dönüyor sorusunu da beraberinde getirdi. Washington’un IŞİD’in ilerleyişini gerekçe göstererek Irak’ta yaptığı hava saldırısını Suriye’yi de kapsayacak şekilde genişletmek istediği biliniyordu. The Observer, Washington’un bu niyetini güvenilir kaynaklara dayanarak dillendirdi. Pentagon’un kendisi de bunu açıkça dile getirdi. Savunma Bakanı Chuck Hagel ve Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey perşembe günkü ortak toplantıda IŞİD’in Suriye’deki üslerine saldırılmadan yenilgiye uğratılamayacağını vurguladı. Açıklama Obama’nın IŞİD’i kansere benzetmesinin hemen ardından geldi.
•  •  •
IŞİD-ABD ilişkisi üzerine birçok senaryo ortaya atıldı. IŞİD’in ABD himayesinde palazlandırıldığı yıllar süren işgalin ardından bu ülkeden kaçarcasına çıkan ABD’nin bu vesileyle yeniden bölgeye yerleşmek istediği, bu isteğini ise radikal İslamcı militanlar üzerinden meşrulaştırmaya çalıştığı  ifade ediliyor. Bu senaryonun bir kısmının dahi doğruluk payı taşıması IŞİD’i ABD açısından can simidi yapmaya yeter. Elbette ki IŞİD’i sadece ABD ve Batılı güçlerin maşası olarak görmek yanıltıcı olur. Lojistik destek sağlansa da, çevre ülkeleri tarafından kollansa da örgütü bir bütün olarak kukla olarak görmek doğru olmaz.
•  •  •
Suriye’de iki yıl önce kaçırılan ABD’li gazeteci James Wright Foley’in boğazının kesilerek öldürüldüğü vahşi eyleme imza atan örgüt son olarak Rakka’daki Tabka Hava Üssü’nü de ele geçirdi. IŞİD tarafından ilan edilen halifelik, halihazırda Suriye’nin doğusunun üçte birini ve Irak’ın çeyreğini kapsıyor. Örgütün ele geçirdiği topraklar, İran’dan yaklaşık 32 kilometre uzakta olan ve peşmerge ile Irak ordusunun geri almaya çalıştığı Celavla’dan, Halep’ten 48 kilometre uzaktaki kasabalara kadar uzanıyor. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki havza neredeyse tamamıyla IŞİD’in kontrolünde. Şu an için ilerlemelerinin önündeki en büyük engel ise Kürt direnişi.
•  •  •
ABD, İngiltere ve müttefiklerinin Esad’la ilişkilerinde 180 derecelik bir dönüş yapması pek olası değil, çünkü bu, geçmişte Sünni muhaliflere verilen desteğin halifeliğin büyümesine katkı sağladığını kabul etmek anlamına gelir. Böyle bir işbirliğinin açıktan açığa yürütülen bir politika olması en azından şu an için pek mümkün görünmüyor. Ancak imkansız da değil. Benzer bir işbirliği ve görüşmenin Afganistan’da Taliban ile yapıldığını hatırlamakta fayda var.
•  •  •
ABD ve Batı’dan gelen işbirliği önerilerine Şam rejimi de kayıtsız değil. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim IŞİD’e karşı geniş çaplı bir operasyon gerçekleşmesi durumunda ABD ve İngiltere’ye destek vereceklerini söyledi. Anlaşılan o ki emperyalistler, onların bölgesel taşeronları, yerel işbirlikçiler ve neo Osmanlıcılar gibi bilumum aktörün elbirliğiyle kaosa sürüklenen Ortadoğu’da taşlar daha çok yerinden oynayacak gibi. Yaşayarak göreceğiz.