Ostim’de devletin ihmali yokmuş!
04.08.2018 09:12 ÇALIŞMA YAŞAMI
AYM, 20 işçinin öldüğü Ostim-İvedik patlamalarıyla, devletin işyerlerini denetlememesi arasında ‘teknik bağlantı’ olmadığını savundu, kamu görevlilerinin soruşturulması istemini reddetti

NURCAN GÖKDEMİR [email protected] @nurcangokdemir

Anayasa Mahkemesi (AYM), Ankara’nın Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinde 3 Şubat 2011’de peş peşe yaşanan ve toplamda 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamalarla ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasının yolunu açmadı. Kararda, “İş sağlığı ve güvenliği yönünden işyerlerinin denetimlerinin zamanında yapılmaması ile patlama arasında teknik olarak bağlantı kurulamamıştır” denildi.

Patlamalarla ilgili açılan davada 18 sanıktan 13’ü beraat etmiş, sadece gaz dolum firmasının iki yetkilisi 15’er yıl, diğer sanıklar ise 4 ile 6 yıl arasında hapis cezası almıştı. Kamu görevlilerinin olayda ihmali bulunup bulunmadığı, soruşturma konusu bile olamamıştı. Bakanlıklar, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamu görevlilerinin ihmali olup olmadığının soruşturulması için istediği izni vermemiş, Başsavcılık da bu karara itiraz etmeyerek soruşturmayı işlemden kaldırmıştı. Başsavcılık ayrıca Organize Sanayi Bölgesi yöneticileri hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.

İşçi yakınları AYM’ye başvurdu

Bunun üzerine, patlamalarda yaşamını yitiren işçilerin yakınları, itirazlarının Sulh Ceza Hâkimliğince de reddedilmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AYM, işçi yakınlarının ‘patlamada ihmalleri bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında bakanlıkların soruşturma izni vermemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği’ iddiasıyla yaptıkları başvuruyu sonuçlandırdı.
Kararda, bilirkişi raporunda patlamaların işyerlerinde kullanılan sanayi tüplerinden kaynaklandığı, içlerinde daha önce doğalgaz bulunan tüplerin boşaltılarak oksijenle doldurulduğu ve patlamanın bu tüplerin içinde kalan doğalgaz nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiği belirtildi.

‘Devlet adına görev yapıyorlar’

AYM kararında, kamu görevlilerinin devlet adına görev yaparken sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında oldukları, bu nedenle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanmasının hukuk devletinde makul görülebileceği savunuldu.
‘Önlem almadıkları sonucuna ulaşamadık’

Kararda, ‘patlamanın tüplerdeki bir kusurdan meydana gelmediği, iş sağlığı ve güvenliği yönünden işyerlerinin denetimlerinin zamanında yapılmaması ile patlama arasında teknik olarak bağlantı kurulamadığı’ ileri sürülerek şu ifadelere yer verildi:
“Patlama sebebi de dikkate alınarak dosya bir bütün olarak incelendiğinde tehlikenin kamu görevlilerince öngörülebilir olduğu ve buna karşın alınabilecek önlemlerin alınmadığı sonucuna ulaşılamamaktadır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.”