Oy – Seçim – Güçler Ayrılığı
AYKUT ERDOĞDU AYKUT ERDOĞDU
Demokrasi, insanların eşit olarak yönetime katıldığı rejim demek

Demokrasi, insanların eşit olarak yönetime katıldığı rejim demek. Eski Yunan demokrasisinde yurttaşlar agorada toplanıp birlikte karar veriyormuş. İnsanların sayısı artıp doğrudan yönetime katılması mümkün olmayınca temsili demokrasi ortaya çıkmış. Temsili demokraside insanlar belirli dönemlerde kendilerini yönetecek kişileri oy vererek seçiyor. Şimdi demokrasinin bu temel kavramlarını 30 Mart örneğinde test edelim.

Oy
Seçmenin doğru karar verebilmesi için tam, zamanında ve doğru bilgilendirilmesi gerekir. 75 milyonluk bir ülkede seçmenin bilgilendirilmesinin temel aracı özgür basındır. Türkiye’de anaakım medya ikiye ayrılıyor. Yandaşlar ve korkaklar. Yandaş medya muhalefetle ilgili her iftirayı gerçek iktidarla ilgili her gerçeği iftira diye sunuyor. Rüşvetle beslendikleri için maddi sorunları yok. Gazetelerini alan olmamasına rağmen her gün yüzbinlerce gazeteyi ücretsiz dağıtıyorlar. Sıkışınca havuza 650 Milyon Dolar topluyorlar. Süleyman 2 milyon gönderiyor, maaşları ödüyorlar.
Korkak medya gerçekleri gazetelerinde yazmaktan, ekranlarında göstermekten korkuyor. İktidarı kızdırmamakla okuyucularını kaybetmek arasında sıkışıp kalmışlar.
Bir de bu okuduğunuz gazete gibi özgür basın var. Onlarda zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışan “tirajı düşük - imajı yüksek” gazeteler.
Geleneksel medyanın hali bu olunca insanlar sosyal medyadan bilgi almaya çalışıyor. Sosyal medya da seçimlerden hemen önce hukuka aykırı idari işlemlerle kapatıldı. Diktatörün konuşması iftar programı gibi 20 kanaldan canlı yayınlandı. Muhalefet liderlerinin konuşmaları kesildi. Tartışma programlarında iktidar övüldü, muhalefet eleştirildi.
Özetle, seçmen tam, zamanında ve doğru bilgilendirilmedi.
Bilgilendirilmemiş seçmen iradesi ödül ve cezalarla baskı altına alındı. Yoksullaştırılan seçmen sosyal yardımlara bağımlı hale getirildi. Açlıkla, yoksulluk arasında tercihe zorlandı. Bu seçimlerde, sosyal yardımların kesilmesinden köylere hizmet götürülmeyeceğine, işlerinden atılacaklarından tapularının iptal edileceğine kadar onlarca tehdit iktidar tarafından kullanıldı. Özetle, seçmen iradesi baskı altına alındı.


Seçim
Bilgisiz bırakılmış ve iradesi baskı altına alınmış seçmen 30 Mart’ta seçime gitti. Adil seçimlerin temel kuralı “gizli oy, açık tasnif” ilkesi yerle bir edildi. Yüz binlerce oy muhtarlık ve belediye pusulası aynı zarfa koyuldu diye iptal edildi. 40 vilayette oy sayımı sırasında elektrikler kesildi. Devletin bakanı alay eder gibi “kedidir, kedi” dedi. Bakanlar ve devlet görevlileri polis nezaretinde seçim kurullarını bastı. Devlete ait Anadolu Ajansı açıkladığı “yalan-yanlış” sonuçlarla seçimi gölgeledi. Oy sayımlarında muhalefetin oylarının iktidar hanesine yazıldığına yönelik binlerce tutanak ortaya çıktı. Birleştirme tutanaklarında iktidar lehine binlerce “maddi hata” tespit edildi. İktidarın itiraz ettiği her yerde oylar yeniden sayıldı. Yapılan her sayımda iktidarın daha az oy aldığı ortaya çıktı. Muhalefetin itirazları çoğu yerde reddedildi. Kabul edilen yerlerde seçim sonuçları muhalefet lehine değişti. 30 Mart’ta oylar gizliydi ama tasnif açık değildi.

Demokrasi
Demokrasinin temeli güçler ayrılığıdır. Yani yasama, yürütme ve yargı bağımsız olmalıdır. Güçler ayrılığının ortadan kalktığı bizzat TBMM Başkanı tarafından seçimlerden önce ikrar edildi. Seçmen iradesinin baskı altına alındığı, seçimlerin şaibeli olduğu ve güçler ayrılığının ortadan kalktığı bir ülkede demokrasi ve hukuku kullanarak hepimizi köleleştirmeye kalkışan bir diktatörle baş başa kaldık.

Direnme Hakkı
İktidar meşruiyetini kaybederse direnme hak olur der John Locke. Spartacus’den Köroğlu’na, Prometheus’dan Kawa’ya, tarih direnişlerle doludur. Gezi’den beri yaşanan toplumsal gelişmeler “direnme hakkının” artarak kullanılmaya devam edeceğini işaret ediyor. Direnme hakkı iktidarın korkulu rüyasına döndü. En son 3,5 yaşındaki Pamir’in aranması sırasında bu korkunun yarattığı alçaklığı görmüş olduk.
Oy baskı altında, sandık şaibeli ve güçler ayrılığı çökmüşse iktidar daha çok korkacak demektir. Zaman bunu gösterecek!