Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır?
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

12. Cumhurbaşkanı’nın seçim anı ile göreve başlama anı arasındaki  “fiilȋ durum”, sonraki aylarda tanık olunacak uygulamalar hakkında yeterli fikir vermişti. Nitekim,  “anayasal zorlamalar”, 12. CB’nin ilk beş ayını özetleyici bir kavram. Önümüzdeki dört ayın parolası ise sır değil: “Anayasa için seçim”.

 “Tek kişi iktidarı” için…

“Nasıl bir anayasa için?” sorusunun da yanıtı belli: Başkanlık rejimini kuracak bir anayasa.

Kısacası, yeni anayasa ve başkanlık rejimi için seçim. Bunun üçlü aktörü belli: AKP, Hükûmet ve Cumhurbaşkanı (CB). Buna, şu üçlü halka da eklenebilir: Medya, sivil toplum örgütleri ve “uzman zevat”.

Her şey, “tek kişi iktidarı” (yani, “başkancı yönetim”) için. Bir yandan, mevcut anayasal fren ve denge düzenekleri kaldırılacak; öte yandan, bütün yetkiler, adı bilinen kişinin uhdesine yönlendirilecek.

Seferber edilecek propaganda aygıtı, “istikrar, sürat ve gelişme” üçlüsüne oturtulacak görünüyor. “Barış süreci”, ana kaldıraç olarak gündemde tutulacak. “Demokrasi için”  sloganını kullanma pişkinliği bile gösterilecek. Özetle; ülkemizi yoğun bir bilgi kirliliği bekliyor. Şimdiden başladı bile; “gelişmiş devletlerin çoğu tekli yönetime sahip” türünden yalanlarla.

“Paylaşımcı yönetim” savunucuları…
Muhalefet partileri ise, söz konusu zorlama karşısında, muhtemelen “parlamenter rejim” lehine bir kampanya yürütecek. Bunun için, demokratik karar süreçleri üzerinde duracaklar; Osmanlı’dan bu yana ülkemizin birikimi ile Avrupa mekânı ortak paydaları üzerinde vurgu yapacaklar.

Muhtemelen, şu üç konuda ayrışacaklar: Anayasal fren ve denge mekanizmaları, parlamentoya giden yolun demokratikleştirilmesi ve merkez-çevre ilişkileri…

Anayasa yoluyla muhalefet
AKP’nin “devlet destekli” bir düzine müttefikinin “başkancı rejim” için seferber olması karşısında, üç muhalif partinin “parlamentocu rejimi” öne çıkarması, yeterli olabilir mi? Hayır, çünkü AKP ve yandaşları, kampanyalarını anayasa üzerinden yürütecek.
Muhalefet partileri ise, başkanlık rejiminin otoriter sapmaları karşısında parlamenter rejimin demokratikliği ve denge-denetim düzeneği üzerinde vurgu yapacak; ancak, bunları somut anayasal düzenlemeler hedefinde değil, dağınık söylem zemininde yürütecek.
Oysa muhalefet partilerinin yapması gereken, tek kişi iktidarına odaklı bir anayasal kurgu karşısında, demokrasi ve insan hakları eksenine dayalı somut bir anayasa önerisi ile seçim meydanlarına çıkmak.

Neden anayasa?
Çünkü, AKP’nin öne çıkaracağı anayasal söylem, adı konulmasa da, tek kişinin iktidar aracı yaratmaya yönelik olacak. Oysa, anayasa, her şeyden önce bir “yurttaşlık belgesi”. Yurttaşlık statüsü ise, Anayasanın yansıttığı değerlerde anlam kazanır. Anayasa, bütün yurttaşlar için geçerli metin olmanın ötesinde, kolektif olarak siyasal toplum veya birlikle özdeşleşir.
Şu halde Anayasa, ancak yurttaşlık statüsü ekseninde inşa edilebilir. Öncelikle, bütün yurttaşların ortak vatanı olan ülkede, yaşam mekânlarını korumaya elverişli; sonra, insanlar için geçerli ortak değerleri güvence altına alan; nihayet, ilk ikisinin hizmetine konacak bir siyasal aygıt kurgusuna dayalı bir anayasa.
Parlamenter rejim ekseninde inşa edilecek siyasal aygıt, mevcut sistemin sorunlarını giderici çözüm yollarını da göstermeli...

CHP mi, HDP mi?
Hangi parti, yurttaşlık veya “ortak kimlik belgesi” olarak anayasa hazırlığı yapmış bulunuyor? Böyle bir çalışmaya en uygun parti, ortak paydasını “halk”ın oluşturduğu CHP ve HDP olsa gerek.

Yaşanabilir nitelikli bir ülke ve eşit yurttaşlık temeline dayanan demokratik rejimi inşa edecek bir anayasa metni üzerinden yürütülecek kampanya ancak, tek kişi için anayasa hedefinin önünü kesebilir. Böyle bir anayasa önerisi ile, halk ortak paydasında buluşan iki partinin birlikte çıkabilmesi işlevsel olabilirdi.

Ne var ki, bu iki parti, -en azından şimdilik- iktidara talip olmadığına göre, hiç değilse, ayrı ayrı kendi anayasasını ortaya koyabilse, “ kişisel iktidara giden anayasal yolu” frenleyici çalışmalar yapabilir.

Soru: CHP ve HDP’nin, hatta MHP’nin , -özellikle de CHP’nin- anayasa projeleri var mı?