Paul Mason'ın 'Postcapitalism: A Guide To Our Future' kitabı üzerine: Kapitalizm ve toplum
11.02.2018 09:34 BİRGÜN PAZAR
Kapitalizmin nihai başarısı, insan doğasını, her birimizi “acı ve memnuniyeti,” “kâr veya zararı” mükemmel hesaplayacak hesap makinelerine dönüştürmüş veya geliştirmiş olmasıdır

Branko Milanovic

Son derece iddialı bir kitap. Paul Mason, 300’den az sayfada yalnızca kapitalizmin 300 yılını ve onu başka bir sistemle (sosyalizmle) değiştirme çabalarını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda onun en sonunda nasıl dönüşeceğini gösterip bu dönüşümü kolaylaştırmak için bir dizi politika da öneriyor. Dahası, geniş kapsamı ile görece küçük boyutunu karşılaştırınca düşünülebileceği gibi yüzeysel bir kitap da değil. Mason’ın herkesin anlayabileceği bir tarzda yazmış olması da yanıltmasın kimseyi. Gazeteci tarzında yazılmış olabilir ama sorulan sorular, tartışmanın niteliği ve kitabın amaçları birinci sınıf.

Kitap birçok şekilde okunabilir. Programatik bir içeriğe sahip ve yeni sola bazı pozitif amaçlar sunma niyetiyle yazılmış olan son üç bölüme odaklanılabilir. Ya da kitabın, kapitalizmin döngüsel gelişiminin altında uzun Kondratieff dalgalarının yattığına dair inancı tartışılabilir (Mason’ın okumasına göre şu anda beşinci dalganın yükselme aşamasındayız). Ya da Mason’ın çok kısa ama güçlü işçi hareketleri tarihine (7. Bölüm) ve Lenin’le mutabık kaldığı nadir noktalardan biri olan, işçilerin en iyi ihtimalle “sendikal bilince” erişebildiği ve kapitalizmi ortadan kaldırmakla ilgilenmedikleri meselesine odaklanılabilir. Ya da Mason’ın Marx’ın emek değer teorisini yeniden diriltme çabasının faydalı olup olmadığı tartışılabilir.
Bu görece kısa inceleme yazısı imkân vermeyeceğinden bunlardan hiçbirini yapmayacağım. Mason’ın kapitalizmin mevcut durumuna ve postkapitalizmin yolunu döşediğini iddia ettiği objektif güçlere dair bakışını ele alacağım. Mason’ın argümanının ana fikri, BİT (bilgi ve iletişim teknolojileri) devriminin, bilgi mallarının içerdiği hem sermaye hem de emek miktarlarının sıfıra yaklaşması ile birlikte, söz konusu ürünlerin üretiminin marjinal maliyetini sıfıra yakın hale getiren devasa ölçek ekonomileri ile karakterize oluşu. İhtiyaç duyulan herhangi bir şeyin 3D baskıya dönük bir elektronik şablonunu veya makinelerin çalışmasına yön veren bir yazılımı düşünün: Bunun için gereken yatırım bir kez yapıldıktan sonra ilave canlı emeğe çok az ihtiyaç olacaktır ve sermaye (yazılım) sonsuz gibi bir ömre sahip olduğundan, her bir çıktının içerdiği sermaye payı minimal olacaktır (“ideal olarak hiç yıpranmayan veya değiştirilmesi maliyetsiz olan makineler istersiniz,” s. 166).

Üretimin marjinal maliyeti sıfıra yaklaştığında fiyat sistemi artık işlemez, standart kapitalizm de var olamaz: Eğer kâr sıfırsa bir kapitalist sınıfımız olmaz; artık değer, sermayenin pozitif marjinal ürünü ya da ücretli emek de olmaz. Kapitalizmin olağan kuralların artık geçerli olmadığı bir muazzam bolluk dünyasına yaklaşıyoruzdur. Mutlak sıfır sıcaklık dünyasına veya zaman ve enerjinin tekleştiği dünyaya benziyor biraz. Yani şu an yaşamakta olduğumuza çok uzak ama Mason’a göre gitmekte olduğumuz bir dünya.

Kapitalistlerin kendilerini var olmaktan çıkaracakları bu yollar neler? 1910’lu yılların Marksist literatürünü okuyanlara aşina gelecek üç yolu var bunun, çünkü benzer meseleler o zamanlar da tartışılıyordu. İlki tekeller oluşturmak. Apple, Amazon, Google ve Microsoft’un şu an yapmakta oldukları şey tam olarak bu. Ekonomi 19. yüzyılın son ve 20. yüzyılın ilk on yıllarındaki gibi tekelleşmiş ve kartelleşmiş hale gelebilir.

İkinci yanıt, fikri mülkiyet korumalarının pekiştirilmesi. Bu yine yukarıda sayılan şirketlerin veya müzik şirketleri ile Disney’in devletin gücünü kullanarak agresif bir şekilde yapmaya çalıştıkları şey (Okuyucu, mülkiyet haklarının korunmasının sermaye birim maliyetlerini artırdığını ve dolayısıyla üretimin marjinal maliyetinin sıfıra düşmesini engellediğini fark edecektir).

Üçüncü yanıt kapitalizmin “eylem alanının” sürekli olarak genişletilmesidir: genişleyen arz ile düşen fiyatlar arasında “kaosun eşiğinde [sonsuza şekilde] patinaj yaparak,” bir alandaki kârlar sıfıra düşme riski altındaysa başka bir alana kaymak veya… Ticarileştirilebilecek ve metalaştırılabilecek yeni şeyler bulmak.

Rosa Luxemburg okumuş olanlar, burada çok benzer bir bakış fark edeceklerdir: Kapitalizmin varoluşunun, kapitalist olmayan üretim tarzları ile devam eden etkileşimine dayalı olduğu ve bunların (kapitalist olmayan üretim tarzlarının) tükenmesi ile birlikte, kapitalizmin sıfır kârlar dünyasına sürükleneceği fikri. Bu meselelerin tarihi daha bile eskiye, Ricardo’nun, Tahıl Ticareti Kanunları ortadan kalkmazsa, tüm kapitalistlerin kârlarının toprak sahiplerinin rantlarınca yeneceği ve ilerlemenin bastırılacağı görüşüne ve Marx’ın, üretimde daha büyük sermaye yoğunluğunun sebep olduğu “kâr oranlarının düşme eğilimi yasasına” dek götürülebilir.

Dolayısıyla Mason’ın bu konudaki vurguları yeni değil ama bunları kapitalizmin mevcut aşaması ve BİT devrimi içine oturtması yeni. Kapitalistlerin kâr oranlarının kaçınılmaz düşüşünü telafi etmesinin üç yolunun tümü de kusurlu. Tekeller kapitalizmin bekasının bir yoluysa eğer, bu, teknolojik ilerlemenin sonu demek oluyor. Kapitalizm “gerici” bir sistem haline gelir. Mason’ın Amazon ve Microsoft gibi tekellere gem vurma çağrısına çok az insan karşı çıkacaktır. Aynısı, icrası giderek daha da zorlaşan mülkiyet haklarının korunması için de geçerli.

Kapitalizmin nihai başarısı, insan doğasını, her birimizi “acı ve memnuniyeti,” “kâr veya zararı” mükemmel hesaplayacak hesap makinelerine dönüştürmüş veya geliştirmiş olmasıdır. O kadar ki, kapitalist fabrika üretimi bugün ortadan kalksa bile birbirimize para karşılığında hizmet satıyor oluruz: Kendimiz şirket haline geliriz. Tüm üretimin (çok ilkel bir ekonomiye benzer şekilde) evde gerçekleştiği bir ekonomi düşünün. Bu pazar-dışı ekonominin mükemmel bir modeli gibi görünecektir. Ama bugün böyle bir ekonomimiz olsa, tamamen kapitalist olurdu çünkü tüm bu mal ve hizmetleri birbirimize satıyor olurduk: Komşunun biri çocuklarınıza karşılıksız bakmayacaktır; kimse yemeğini sizinle paylaşmayacak, sizden bir bedel alacaktır; seks için kocanıza para ödeteceksinizdir vb. Gidiyor olduğumuz dünya böyle bir şey ve dolayısıyla da kapitalist işlemler alanı muhtemelen sınırsız hale gelecek çünkü her birimizi içerecek. “Bilişsel kapitalizmde fabrika, toplumun tamamıdır.” (s. 139)


Kapitalizm epeyce uzun süre daha işlemeye devam edecek çünkü insanları sınırsız ihtiyaçlar bahşedilmiş hesap makinelerine dönüştürmede başarılı oldu. David Landes’in kapitalizmin temel katkılarından biri olarak gördüğü zamanın daha iyi kullanımı ve her şeyin soyut satın alma gücü cinsinden ifade edilebilmesi, artık özel yaşamlarımıza kadar girmiş durumda. Hepimiz kendimizin kapitalist merkezleri haline gelmişsek, fabrikalarda kapitalist üretim tarzına ihtiyacımız yok.

Kaynak glineq.blogspot.com.tr.
dunyadanceviri.wordpress.com için çeviren Serap Şen. (Kısaltılarak kullanılmıştır)