alpertasbeyoglu

Peki, bu topluma içeriği kim kazandıracak?

Cuma günkü yazımda “Türkiye Cumhuriyeti” isimli toplumsal formasyonun ku-rulumundaki biçimciliğin; ve sonrasında bu biçimciliğin, bu “içerikle işi olmayışın”, bu “içeriklerle işi olmayışların” üstyapı kurumlarının söylemine ve eylemine nasıl yansıdığından; devletin bu biçimlerle nasıl idare edebiliyor, toplumun geniş kesimlerinden de nasıl oluyor da bir içerik talebi gelmiyor oluşundan; bu durumun Türkiye egemen sınıflarının, iktidar sahiplerinin ve elbette onların aygıtlarının nasıl işine yaradığından söz etmiştim. Biraz.


Peki, Türkiye toplumundaki bu yaygın durum, toplumun en geniş kesimlerine sirayet etmiş, yerleşmiş bu biçimcilik sadece egemenlerin, muktedirlerin mi işine yarıyor? Yoksa bu toplumun çok daha büyükçe bir kesimi mi fayda sağlıyor, rahat ediyor bu “aşırı biçimci biçimin” içinde, yaşam biçiminin içinde de; öyle yoğun bir içerik talebi gelmediği gibi toplumdan, dahası içerikle fazlaca meşgul olanlara tepkili ya da temkinli yaklaşılıyor bu ülkenin geniş kesimlerince? (İçerikle bu fazlaca meşgul olanların kimler olduğu malumunuzdur ama yine de bir ara, bu yazıda, buna da değinmek istiyorum.)


Lafı çok mu döndürüp dolaştırdım? Galiba. O halde: Sadece üstyapı kurumlarının işleyişine takılmayıp manzarayı umumiyemize bakalım bir de şöyle… Hali pürmelaline daha geniş, daha sivil bir Türkiye resminin. Tamam, yozlaşma, çöküş her yerde, her yerinde kapitalist dünyanın.


Hiçbir yerinde bu kapitalist dünyanın, hiçbir ülkesinde yani, insanlar, katıldıkları, tam katılımları sağlanmış süreçlerle anlam kazanmış bir hayat sürdürmüyor, sürdüremiyor; hayatlarını insana yakışan içeriklerle yeniden üretemiyor; gelecek kuşaklar için de böyle güzel bir süreklilik sağlayamıyorlar.


Tamam, günü kurtarmanın, yüzeysel, düşük ve suni ihtiyaçları karşılamanın koşuşturması içinde bütün dünya nüfusu heder olurken bir yandan, diğer yandan da dünyaya da ziyan ediyor ama… Türkiye, bu heder oluş ve ziyan edişin biraz daha fazla, epeyce daha fazla olduğu ülkelerinden biri bu dünyanın galiba… Ve bu kayıplar, bu ahlaki erozyon Türkiye’de büyük bir edepsizlik ve coşkuyla yaşantılanıyor bir de üstüne üstlük.


Türkiye toplumsal formasyonunun aşırı biçimciliği, içerik yoksunluğu; Türkiye yaşantıla-rındaki anlam fukaralığı öyle geniş bir manevra ve serbestlik alanı açıyor ki bütün kesim ve sınıflar için, gemisini yürüten kaptan ve kaptancıklar için gidilecek yer çok. O kadar çok yani yordamı, yöntemi yolsuzluğun, sömürünün, kârın bu ülkede.


Herşeyi yozlaştırmanın, çürütmenin ve çürüyenden kendine gıda sağlamanın, kazanç sağlamanın mümkün olduğu bir dejenerasyon labo-ratuvarı bu ülke. Vahşi kapitalizm için, neo-liberal arsızlık için öylesine elverişli bir toplumsal formasyon yani.


Bazen bazılarımızın bakıp da büyük şehirlerdeki hayata, suyunun nereden geldiği belirsiz değirmenlerin dönüşüne, “Yahu, bir yerlerde bizim görmediğimiz bir başka ekonomi, bir başka üretim süreci mi çalışıyor?” diye şaşmamız bundan. Üretim falan yok öyle kıymeti harbiyesi olacak bir ölçüde aslında.


Sadece para için her şeyin mubah olduğu, paraya sınırsız sürat ve geçiş izni verilmiş bir biçimin, kendisini bir toplumsal organizasyon olarak sunan bir kâr ve sömürü uzamının içinde hareket eden kalabalıklar: Türkiye kalabalığı. Toplum olamamış, yani hiç olmazsa bazı uz-laşıları, kendince rasyonalitesi olan bir organizasyon bile olamamış bir topluluk bu. Bazen kendimize acımasız davrandığımızı düşünüyorum. (Bizi kastediyorum, solcuları.)


Ya da fazlasından eleştirdiğimizi: Kendi aramızda çok fazla tartışıyoruz diye… Fazla ince eleyip sık dokuduğumuz için kendi aramızda… Tam da böyle yapmalıyız ama… Onlar, belki, belki değil evet çoğunluk, bu içeriksizlikler ülkesinde, paranın peşinde anlamsız ve yoz hayatlar sürdürmeyi sürdürürken…


Bizler bir arada olma, eyleme geçme yetilerimizi de kaybetmeden tabii…
Yeniden ve yeniden…
Tartışmalıyız…
Sabahlara kadar…
İnce eleyip sık dokumalıyız.
Sayfalarca…
Ki…
Bolca kavram…
Bolca metin..
Bolca ilişki…
İçerik kazandırsın.
Sosyalizm yani…
Bir içerik…
Derin bir anlam…
Katsın…
Kazandırsın…
Bu ülkeye…

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL