Penaltı canavarları
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT

Geçen pazar ekranları başında yerlerini alanlar gözlerine inanamıyordu; Valencia’nın file bekçisi Diego Alves bir değil, iki penaltı kurtarıyordu. Önce Atletico Madrid’in gözbebeği Antoine Griezmann, ardından dinamosu Gabi’ye geçit vermeyen eldiven yine üç direk arasında destan yazıyordu. Sosyal medya yıkılıyor, Brezilyalı eldivene dair istatistikler yağmaya başlıyordu.

“Penaltı psikolojik bir savaştır. Kaleci sakin olmalı ve rakibinin kafasına girmeye çalışmalıdır” diyen oyuncu, şüphesiz bunu dünyada tarih boyunca en iyi yapanlardan biri. Nerdeyse milyarları peşinden koşturan oyunun meftunları, Valencia aleyhine beyaz nokta gösterildiğinde ekranları başında yerini alıyor; teknolojinin tüm imkânlarını zorlayarak o anı bekliyor.

Geçen sezonun sonlarında Cristiano Ronaldo’ya hayır diyen Sambacı, Andoni Zubizaretta’yı yakalamıştı. Barcelona’nın bir dönemine damgasını vuran efsanenin CV’sinde 102 atışta 16 kurtarış yazıyordu. Brezilyalı kaleci ise 37 vuruşta aynı başarıyı tekrarlamıştı. Şaka gibiydi...

İspanya kariyerine Almeria’da başlayan Diego Alves, 25 Eylül’deki Leganes deplasmanında yine sanatını icra ederek La Liga tarihinin en çok penaltı kurtaran kalecisi olmuştu. Başarılı file bekçisi, rekorunu kendi sahalarında oynadıkları Atletico Madrid mücadelesinde geliştirmişti. Onun kutlama anlayışı beyaz noktaya gelenlerin karşısına bölüm sonu canavarı dikilmekti. Tek sorun onun daha zor geçilmesiydi.

Sıkı durun; kariyerinde ona karşı yapılan 45 atışın sadece 23’ü gol olmuş. Altın eldivenin 48.9’luk başarı yüzdesi, hakikaten aklın sınırlarını zorluyor. Bir dönemin unutulmaz kült çizgi filmi Tsubasa’da kalesinde döktüren Genzo Wakayabashi bile yer yer Brezilyalı eldivenin yanında sıradan kalıyor. Yoksa siz de Tsubasa’da gördüklerini denerken, sağını, solunu olmadı karyolayı incitenlerdensiniz...

Şaka bir tarafa...

Diego Costa, Lionel Messi, Cristiano Ronaldo, Griezmann... Hepsi ona karşı penaltı kaçıranlar kulübünün bir üyesi. 31 yaşındaki Diego Alves’in kariyerinin sonunda başarı yüzdesinin ne olacağı merak ediliyor.

39’una sayılı gün kalmış olan Gianluigi Buffon, 28 vuruş kurtarmış. Tabii upuzun kariyerinde onun kalesine 89 atış yapılmış. Yine de büyük ustanın yüzdesi 31.5! Maşallah demeli, şu anda büyük liglerde sahne alan aktif oyuncular arasında en çok penaltıya hayır demiş kaleciyle devam etmeli...

Inter’in Sloven eldiveni Samir Handanovic, bugüne kadar kendisine atılan 89 atışın 34’ünü çıkarmış. 38.2’lik yüzdesi belki üçüncü sırada lakin istikrarı hakikaten şapka çıkarttırıyor. Udinese’den moda başkentine transfer olan oyuncu, 2013-2015 arası üst üste altı penaltı kurtararak Serie A rekorunu kırmıştı. Buna rağmen Çizme’nin rekoru hâlâ Gianluca Pagliuca’ya ait. 24 vuruşu engelleyen unutulmaz file bekçisi, halefinin kendisini geride bırakmasına kezin gözüyle bakıyor: “Genç ve daha önünde uzun yıllar var. Ortalaması benden daha iyi. Zaten rekorlar kırılmak için vardır.”

Şu ana kadar Serie A’da 22 penaltı kurtaran Handanovic’i de takip etmenizde fayda var. İkâmetini başka ülkeye aldırmazsa, o da yakın zamanda başka bir ülkenin rekortmeni olarak anılacak.

Büyük ligler dikkate alındığında Diego Alves’ten sonra en iyi penaltı kurtarma yüzdesi PSG’nin file bekçisi Kevin Trapp’e ait. 26 yaşındaki Alman oyuncu, 31 atışın 13’üne dur demiş. Yüzde 42’lik başarıya sahip olan futbolcunun, daha A Takım düzeyinde milli olmadığını biliyor muydunuz... Formanın sahibi, şüphesiz bir süredir dünyanın en iyisi olan Manuel Neuer’in yüzdesi 32. 50 vuruşun 16’sını çıkaran futbolcu, kaleciliğin sınırların zorluyor. Sosis diyarından Liverpool’a transfer olan 23 yaşındaki Loris Karius’un özgeçmişinde de yüzde 34.8’lik bir oran yazıyor. Evet, kariyerinin başlarındaki oyuncunun çıtayı düşürüp düşürmeyeceği merak ediliyor. Justin Bieber’in kankası bugüne dek 23 atışın 8’ine geçit vermemiş.

Tarihin en çok penaltı kurtarmış kalecisi kim?

İkinci Dünya Savaşı sırasında henüz 12 yaşında bir fabrikada çalışmaya başlayan Lev Yaşin, bir taraftan gücüne güç katıyor; bir yandan da futbolla tanışıyordu. Şaka gibiydi; bir yandan buz hokeyi oynuyor; bir yandan da üç direk arasını bekliyordu. Fakat yeşil sahalarda kendisini bir türlü ispatlayamamış; buzda ise kupa bile kazanmıştı. Fakat o pak değil; top tutmak istiyordu. Ancak 23’ünde rüyaları gerçek olmuştu.

22 sezonunu geçirdiği Dinamo Moskova’da beş şampiyonluk, üç Sovyetler Birliği Kupası kazanan file bekçisi, milli takım formasıyla 25 yaşında tanışmıştı. 1956’da kazanılan Olimpiyat altınını, 1960’da yapılan ilk Avrupa Şampiyonası’nda kaldırılan kupa takip etmişti. Gördüğü üç Dünya Kupası’nda iki çeyrek, bir de yarı final yaşayan efsanenin giydiği kaleci kazağı lakabını doğurmuştu: Kara Panter.

1971’de son maçına çıkan efsanenin jübilesine gelen 100 bin kişi, Pele, Eusebio ve Beckenbauer gibi efsaneleri izlemişti. 1963’te Avrupa’da yılın oyuncusu seçilen ve bunu başaran hâlâ tek kaleci olan Yaşin, kariyerinde 150’den fazla penaltı kutarmıştı! Ölmeden bir ayağı kesilen efsane son nefesini 1990’da vermişti.

Kimilerine göre onu penaltı kurtarırken seyretmek, Gagarin’i uzayda görmekten daha heyecan vericiydi. Gerçi Diego Alves’i de izlerken ben de nefesimi tutuyorum ya neyse. Biliyorum; yalnız değilim...