Pes yani!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

“Bağırıp çığırıyor” ama bu kez karizma çizildi. “Büyük dağları ben yarattım” anlayışına uluslararası engel geldi. Essed diye horladığı Suriye Başkanı’nın da gerisinde kaldı. Bugünün saraylısı RTE  ‘yılın adamı’ olamadı.

Dünya çapında saygın bir yayın organı olan  TİME dergisi, 1927’den beri her yıl  ‘yılın adamını’ seçer. Mahatma Gandi’den, Adolf Hitler, Kraliçe II. Elizabeth,Martin Luther King Jr., ABD Başkanı Obama ve Rusya Devlet Başkanı Putin’e kadar dünyaya yön veren birçok kişi bu listeye girdi

Seçim yöntemi şöyle; Önce okurlar gönüllerinden geçen ismi bildiriyor ve ona desteklerini belirtiyorlar sonra TİME’nin  editoryal kurulu gerekçeleriyle yılın kişisini belirliyor. Bu yıl Ebola Savaşçıları ‘Yılın Kişisi’ oldu. Maalesef RTE listenin sonlarına doğru yer aldı. Ve ne yazık ki  Beşar Esad, RTE’nin önüne geçti.

Geçen yıl  RTE,  derginin ‘en az popülerler’ listesinde ilk sırayı alırken, Papa Francis, ‘yılın kişisi’ seçildi. Oysa çok iyi anımsayacaksınız ki o yıl AKP, RTE’nin birinci olması için devleti seferber etmişti. Böylece ‘dünya lideri’ algısını güçlendirerek 2014 seçimine girmeyi tasarlamıştı.

İç politikada AKP, bu ve  benzeri girişimlerle amacına ulaşıyor. Ancak uluslararası kamuoyunu aldatamıyor. Ülke seçmenin RTE’ye  karşı davranışıyla, sınırlarımızın ötesindeki algılanışı arasındaki çarpıklık ekonomik, sosyolojik  ve kültürel açıdan değerlendirilmeli, var olan  gerçekler, Türkiyeli siyasilerce enine boyuna düşünülmelidir. Çelişkiler yumağına dönüşen ülkenin gidişatından memnun olmayan büyük bir çoğunluk varken, ve bu çoğunluk ,siyasal yönetimden ve ekonomiden de dışlanmışken neden  AKP hâlâ işbaşında?

“Borçlarından dolayı bu düzenin bozulmasına razı olmuyorlar”diye yanıtlamak yetersiz.

“Aldıkları ayni ve nakdi yardımlardan dolayı AKP’ye oy veriyorlar” sözü de yalnız başına neden olamaz.

Yurttaşlar, yardımların kaynağının da borçlarının güvencesinin de devlet olduğunu çok iyi biliyor. Şayet bu güne kadar tereddütleri varsa,onları ikna etmek ve güvenlerini kazanmak, muhalefetin birincil görevi olmalıydı.

Bir yandan büyük  ekonomik sıkıntılar içinde yaşayanlar, diğer yandan sermayeyi destekleyen, emeği sömüren, çalışanları dışlayan AKP’ye oy verenler. Bu çelişki çözümsüz kalamaz. Oynanan bu kirli oyun insanlara açıklıkla anlatılmalı. Geleceklerinin nasıl yok edildiği gösterilmeli. Sabırla, bıkmadan gerçekler göz önüne serilmeli. Toplum bilinçlendirilmelidir.

OECD, Türkiye’deki gelir adaletsizliğine  dikkat çekiyor. Dünyanın en kötü ‘paylaşım’ oranına sahip olan ikinci ülke olduğunu  açıklıyor. Türkiye yüzde 17.1 işsizlik oranıyla AB’nin birincisi. Her 4 gençten 3’ü işsiz. GSMH’ sinin yüzde 90’ını, nüfusun yüzde 10’una peşkeş çeken bir siyasi partiyi kurtarıcı olarak görmek, saf dilliktir. Kısaca işsiz, aç ve de en önemlisi, umutsuz olan bu insanlar, neden bu illüzyona kapılıyorlar?

RTE’nin başarılı olduğu iç politika yeterince dikkatle takip edilmiyor. Toplumsal muhalefetin güçlü olamayışı RTE’nin elini kuvvetlendiriyor. Yüzde 50’lilerin çok üstünde olan çoğunluğun, AKP’li azınlığın önünde birleşik halde hareket edememesi bir siyasi zaaftır. Muhalefetin örgütlenmesi ve halk direniş güçlerinin yüreklendirilmesi ideolojinin varlığına,hedefin sadeliğine bağlıdır. Kararlı, cesur ve iddialı olmak savaşı kazanmak için ön şart. Ve uyanık olmak birinci adım.

Geçen hafta seçim barajının düşürülmesi gündemiyle ülke meşgul edildi. Bu hafta ‘Osmanlıca’ dayatması dillendiriliyor. Bir kere ‘Osmanlıca’ diye bir dil yok. Asırlardır Anadolu’da kurulan tüm devletler ‘Türkçe’ konuşmuşlardır.Türkçeyi ‘eski Türkçe’ denilen Arap harfleri ile yazmışlardır. İsteyen Kiril alfabesini, Çin alfabesini öğrendiği gibi Arap harflerini de öğrenebilir. Zaten okullarda bu alfabe öğretiliyor.RTE ve gölge RTE’nin amacı, Latin alfabesini bırakıp Arap harflerine geri dönüştür. Cumhuriyet’in harf devrimine karşı duruştur.

Daha da vahimi, din derslerini birinci sınıftan itibaren zorunlu hale getirmektir. Dindar ve kindar nesil yetiştirerek Cumhuriyetle, demokrasiyle çağdaşlıkla hesaplaşmaktır.

RTE ,”Bu 200 yıllık meseledir” diyerek, Tanzimat dönemini kabul etmediğini ‘Osmanlıcığını’ daha önceki dönemle bağıtladığını itiraf ediyor.

TİME dergisi de buna “pes yani“diyor.

Esad’ı RTE’nin önüne koyuveriyor.