Petrol-İş yöneticisinden Türk-İş’e çağrı: Genel grev nedeni sayın!
07.02.2017 02:04 ÇALIŞMA YAŞAMI
Sendikalar kamu kuruluşlarının Varlık Fonu’na devredilmesine tepki gösterdi. Petrol-İş’ten M.Tekik: Türk-İş’e çağrımızdır: Bu karar, aynı kıdem tazminatı gibi genel grev gerekçesi sayılmalıdır

Aralarında TPAO, PTT, Ziraat Bankası, BOTAŞ ve ÇAYKUR’un da bulunduğu kamu kuruluşlarının Varlık Fonu’na devredilmesine emek örgütlerinden de sert tepki geldi. Petrol-İş’ten Mustafa Mesut Tekik, başta Türk-İş olmak üzere tüm emek örgütlerini, bu uygulamaya karşı ‘genel grev’ kararı almaya çağırdı.

BirGün’e konuşan Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Mustafa Mesut Tekik, Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) da aralarında olduğu kamu kuruluşlarının Varlık Fonu’na devredilmesinin, Anayasa değişikliği referandumuyla yakından ilişkili olduğunu belirtti. Hükümetin bu yolla referandum için kaynak yaratma amacında olduğunu söyleyen Tekik, “Biz bu kararın bu ülke halklarına ve cumhuriyetin 90 yıllık kazanımlarına yönelik büyük bir darbe olacağını ifade ediyoruz. Bütün bu kuruluşların Varlık Fonu’na devrinin bir özelleştirme ya da halka arz hazırlığı olduğunu düşünüyoruz. Üstelik Varlık Fonu’nun devlet denetimine, Sayıştay ve diğer yargı kurumlarının denetimine kapalı oluşu kesinlikle kabul edilemez” dedi.

‘Türk-İş’e acil çağrımız var!’
Varlık Fonu’na devredilen kamu kuruluşlarının önemli bir bölümünde Türk-İş’in örgütlü olduğuna dikkat çeken Tekik, “Konfederasyonumuz Türk-İş’ten, aynı kıdem tazminatında olduğu gibi, bu konuyu da genel grev gerekçesi saymasını bekliyoruz ve açık söyleyeyim, bunu aramızda da konuşuyoruz. Türk-İş ve diğer emek örgütleri, nasıl kıdem tazminatıyla ilgili ‘kırmızı çizgimizdir, dokunulursa genel grev nedeni sayarız’ diyorsa, elde kalan 8-9 kamu kuruluşunun haraç mezat sermayeye peşkeş çekilmesine, özelleştirme hazırlığı yapılmasına dair de acilen Başkanlar Kurulu’nu toplayarak ‘Genel grev gerekçesidir’ şeklinde karar almalıdır. Bunu Türk-İş’e resmen de önereceğiz” ifadelerini kullandı.

Emekçiler nasıl etkilenecek?
Tekik, Varlık Fonu’na devredilen kuruluşlarda çalışan emekçilerin bu karardan nasıl etkileneceğini ise şu sözlerle anlattı: “Devlet tüm bu kuruluşların Varlık Fonu’na geçirilmesini neden ister? Şunu diyor devlet: Varlık Fonu yöneticileri Yiğit Bulut ve ekibi, al kardeşim, yönetin burayı, en düşük maliyetle en yüksek kârı elde edin. Bu ne anlama gelir? Söz konusu kamu kuruluşlarında arkadaşlarımıza yönelik yeni hak gasplarının gündeme geleceği; esnek ve kuralsız çalışmanın, ucuz işgücünün yaygınlaşacağı anlamına gelir.”

‘Başkanlık sistemi gibi’
Kamu kuruluşlarının katrilyonlara varan malvarlıklarıyla ilgili tüm yetkinin Varlık Fonu’na verildiğine de işaret eden Tekik, “En kötüsü de bu fon denetime kapalı ve Kamu İhale Kanunu’nun dışında tutuluyor. Deyim yerindeyse, başkanlık sistemi ilk olarak Varlık Fonu’na getiriliyor. Varlık Fonu resmen bir başkanlık gibi duruyor önümüzde” dedi.

***

‘Varlık Fonu yağma düzenidir!’

Kamu kuruluşlarının Varlık Fonu’na geçirilmesine bir tepki de ÇAYKUR’da üyeleri bulunan DİSK Gıda-İş Sendikası’ndan geldi. Uygulamanın hedefinde işsizlik sigortası fonunun olduğuna dikkat çeken Gıda-İş, karardan yalnızca ÇAYKUR işçilerinin değil, tüm Karadeniz halkının olumsuz etkileneceği uyarısında bulundu.

Açıklamada şöyle denildi: “Patronlara hizmet tanımayan 15 yıllık AKP hükümetleri döneminde özelleştirilmedik kamu kurumu neredeyse kalmamışken, en son kalan kamu kurumları da Varlık Fonu aracılığıyla yeni bir özelleştirme dalgasına peşkeş çekilecektir. Başta İşsizlik Fonu, özelleştirmeler ve dolaylı vergiler olmak üzere emekçilerin kazanımları ve birikimleri sınırsız bir şekilde patronlara aktarılacaktır. Varlık Fonu’na devredilen kurumların işçileri daha fazla yoksullaşacaktır. Örgütlenme hakları, sendikal hakları kısılacak, örgütlülükleri dağıtılmaya çalışılacaktır. Varlık Fonu tam bir yağma düzenidir.”

Bu kararla ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin de önünün açıldığına vurgu yapılan açıklamada, “ÇAYKUR’un özelleştirilmesi sadece ÇAYKUR işçilerini değil, tüm üreticileri, yani Karadeniz halkını, çay üreticilerini etkileyecektir. Üyemiz olsun veya olmasın bütün ÇAYKUR işçileri ile omuz omuza verip özelleştirme saldırısına karşı duracağız” ifadeleri kullanıldı.