Petrol kuyusunun dibini gören City
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
Bu köşede bir çok kez savunduk bu görüşü. Futbol takımları petrol kuyularını ne kadar dibe kazarsanız o kadar yukarıya çıkmıyorlar. Ağustos 2008’de Abu Dabi Grubu Manchester City’i satın aldığından beri geçen 3,5 yılda sadece futbolcu bonservislerine harcanan toplam rakam 500 milyon poundu bulmuş durumda. Manchester’ın mavi tarafı elbette satış gerçekleştiği zamandan sportif başarı anlamında daha iyi durumda. Ama başarının harcanan para ile doğru orantılı olduğunu zannedenlerin umdukları ölçüde mi? Elbette hayır. Takım bu süre zarfında müzeye sadece 1 Federasyon Kupası koydu. Futbolcuların takımı oluşturan işçiler mi, yoksa maaşları ödendiği sürece yüzleri gülen paralı askerler mi olduğu tartışılıp durdu. Son 1 yıl içinde patlayan Carlos Tevez hadisesinin yanında sırf Roberto Mancini kenarda oturduğu için İngiltere’de halen futbol oynayabilen Mario Balotelli de her hafta saatli bir bomba gibi. Mancini’nin “iyi bir oyuncu olabilir ama ona asla güvenmem, 2 gol attığı bir maçta rahatça kırmızı kart görebilir” demesi boşuna değil, zira 2 sezon içinde 4 kez oyundan atıldı. Bundan bir kaç ay önce City, United’a Old Trafford’da 6 gol atmıştı. O günler bir peri masalının en şatafatlı günleriydi. Ama asırlık çınarlar kolay devrilmiyor (en azından çeyrek asırlıklar). Sezon başında iki Manchester takımı arasında oynanan Community Shield mücadelesi bir maçta gelecek sezonun özetini vermişti adeta. İlk yarıyı 2-0 geride kapayan Sir Alex’in öğrencileri ikinci yarıdaki müthiş futbollarıyla maçı 3-2 kazanmıştı. 33 haftası geride kalan ligde de tablo pek farklı değil.

Manchester City'nin Geliştirme Departmanı’nda görev yapan eski Fransız futbolcu Patrick Vieira geçtiğimiz ay içinde Manchester United’ın Paul Scholes’u emeklilikten döndürmesini “çaresizlik”  olarak nitelendirmişti. Ferguson buna cevap vermekte gecikmedi ve bir daha Manchester City formasını giyemeyeceği söylenen Tevez’in affedilmesi üzerinden çaresizliğe atıf yaptı. Eğer İskoç, şampiyonluk yolunda ilerlerken bir söz düellosuna girdiyse genelde bundan galip çıkar ve bu onun psikolojik zaferi sahaya yansıtma yollarından birisidir. Kevin Keegan 15 yıl önce Newcastle United’ın başındayken bundan nasibini almış ve elindeki şampiyonluğu Kırmızı Şeytanlar’a kaptırmıştı. Bu söz düellosundan Fergie galip çıktığından beri City maç kazanamıyor (yazı dün akşamki maçlar öncesinde yazılmıştır). 3 maçta 2 puan alabildiler. Mancini pazar günkü yenilgiden sonra Afrika Kupası döneminde takımdan uzak kalan Yaya ve Kolo Toure’nin eksikliğinden bahsediyordu. Bir kaç petrol kuyusundan imal edilmiş bir takım için “çaresizlik” asıl bu olsa gerek.

***
Laçkalaşan ofsayt kuralı 

Geçtiğimiz hafta sonu oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında Moussa Sow’un attığı golden sonra ofsayt tartışmaları bütün hafta boyunca sürdü ve halen bir fikir birliğine varılmış değil. FIFA kuralları bir oyuncunun benzer pozisyonda ofsayt sayılabilmesi için “oyuna” veya “rakibe” müdahalesi olması, karışması veya o pozisyonda olması sebebiyle kendisine avantaj sağlaması gerektiğini öngörüyor. Pozisyonu açıklama için kullandığı tanıtım videolarında da bir oyuncunun pozisyonun içinde olsa dahi topla bir temasının olmaması halinde ofsayt sayılmayacağını gösteriyor. Zaten sorun da burada. Bir futbolcunun oyuna veya rakibe müdahalesi sadece topa dokunduğu anda olmuyor. Forvet oyuncusunun topa koştuğunu gören defans oyuncusu onu takip etmek için alanını boşaltabiliyor, bu da rakip takıma bir avantaj getiriyor. Zaten FIFA’nın kendi resmi sitesi dahi çelişki içerisinde. Bu şartların anlatıldığı videodan hemen sonra verilen örnekte, forvet oyuncusuna top atıldığında eğer ofsayt pozisyonu söz konusu ise, oyuncu topa hareketleniyorsa ve etrafında kendi takımından ofsaytta olmayan başka hiç bir oyuncu yoksa topa dokunmasa dahi ofsayt kararı verilmesi gerektiğini öngörüyor. Bu açık bir çelişki. FIFA’nın futbolun sırf fazla gol atılması halinde sevilebileceğine ilişkin inancını bir kenara bırakması gerekiyor. Zira son 20 yılda yapılan tüm değişiklikler bu yönde. Bu sporun geliştirilmesi gereken ülkelerde bir çözüm olabilir, geçmişte Japonya, Birleşik Amerika ve Avustralya’da olduğu gibi. Ama Avrupa futbolunda çekişme ve seyir zevki demek sadece gol demek değil. Bunun en güzel örneği pazar akşamı Real Madrid ile Valencia ile oynanan ve 0-0 biten mücadeleydi. Golsüz bir beraberlik nasıl insanları ekran başına çiviler bunun örneğini verdi takımlar. Blatter ve arkadaşlarının ofsayt kuralını tekrar “oyuna aktif olarak iştirak etmek” şartına geri döndürmeleri gerekiyor.