“Plütonomi” Belgeleri
KORKUT BORATAV KORKUT BORATAV

Hint kökenli banker Ajay Kapur, 2005-2006’da dev yatırım bankası Citigroup için hazırlanan üç rapora imzasını attı ve bu belgeler iki solcunun dikkatini çekince belli bir “şöhrete” kavuştu.

Solculardan biri Michael Moore’du ve Kapitalizm, Bir Aşk Hikâyesi başlıklı filmiyle 2009’da Citigroup raporlarını kamuoyuna taşıdı. İkinci solcu ise, neoliberal iktisada tepki olarak oluşturulan World Economic Association’un kurucularından olan Edward Fullbrook idi. Fullbrook, önce Real World Economic Review Blog’da (11 Kasım 2010), sonra da Real World Economic-Review başlığıyla yayımlanan internet dergisinin 59. sayısında (2012’de) aynı raporları inceledi; tartıştı.

O tarihlerde Citigroup’un Finansal Analizler Şefi olan  Ajay Kapur’un raporları şirket-içi belgelerdi ve yatırım uzmanlarına, Banka’nın ana müşterilerine çok basit bit mesaj iletiyordu:  “Dünyada gelir ve servet dağılımı öylesine kutuplaşmıştır ki, kaynak tahsisini, ekonomilerin geleceğini  artık çok küçük bir azınlık belirlemektdir. Örneğin ABD’de toplumun en zenginlerini oluşturan bir milyon hanenin gelir pastasından aldığı pay, yoksul 60 milyon hanenin payına eşittir. Bu durum devam edecektir. Hisse senetlerine veya reel ekonomiye yatırım yapmak isteyenler zenginlerin tercihlerini dikkate alırlarsa kazançlı çıkarlar. Örneğin bu ölçütlere göre oluşturduğumuz (ve plütonomi sepeti diye adlandırdığımız) bir yatırım fonu, 1985’ten bu yana yıllık ortalama yüzde17.8’lik getiri sağlamıştır. ”

Ne var ki, Ajay Kapur’un şöhreti, bu mesajın sıradan içeriğine değil, raporlardaki üslûptan ve özellikle ortaya atılan plütonomi teriminden kaynaklandı. Örnekler verelim:

 

 

 

Dünya iki bloka ayrılmaktadır: Plütonomiler ve diğerleri. Plütonomilerde büyüme servet sahibi küçük bir azınlık tarafından sürdürülür ve tüketilir. Bir plütonomi’nin özünde gelir eşitsizliği vardır. Gelir eşitsizliklerini özümseyen ve destekleyen toplumlar plütonomiyi de özümsemekte, desteklemektedirler. ‘Amerikalı, Britanyalı tüketici’ diye bir yaratık yoktur. Sayıları az, fakat gelir ve tüketim payları aşırı yüksek olan zengin tüketiciler vardır. Geri kalanlar, zengin olmayanlar çok kalabalıktır; fakat ulusal pastadan elde ettikleri paylar şaşılacak kadar küçük kırıntılardan oluşmaktadır.”

 

 

 

“Plütonomilerin oluşmasına katkı yapan şeyler finansal canlanma, kâr payının ölçüsüz boyutlarda artması (emek payının düşmesi), piyasa-dostu, kapitalizm-dostu hükümetler, küreselleşme ve teknolojinin sürüklediği verim artışlarıdır.  Bunların sayesinde plütonomilerde gelir eşitsizliğinin daha da  artacağını öngörüyoruz. Plütonomi olmayan, bir eşitlikçi takım, örneğin Japonya, Frans, İsviçre, Hollanda, hâlâ vardır; ama plutonomi üyeleri, yükselen ekonomilerin küreselleşmiş  parsellerinden katılmalar sayesinde daha da artacaktır.”

 

 

 

Peki, Citigroup raporlarına göre, plütonomilere dönük tehditler var mıdır? “Zenginlerin servetten aldıkları pay sürekli olarak artmakta ve yoksulların payı azalmaktadir. Kitleler ekonomik anlamda [fiilen]  oy hakkından yoksun kalmaktadır. Demokrasilerde bu duruma sürekli olarak  tahammül edilemez. Öyle bir nokta gelebilir  ki, emek artan kâr paylarına karşı direnmeye başlar ve siyasi bir geri tepme patlak verir. Plütonomiye en ciddi tehdit, eşitsizliği azaltma, servet dağılımını yaygınlaştırma ve küreselleşme güçlerine karşı çıkma doğrultusundaki siyasî taleplerden oluşur. Şu anda bunlar meydana gelmiyor; ama gelişmeleri yakından izliyoruz.”

***

Ajay Kapur’un raporları, Amerikan  burjuvazisinde ve neoliberal iktisatçılarda iyimserliğin zirveye tırmandığı bir dönemde, 2005-2006’da  kaleme alınmıştı. Finans kapital ve tabii ki Citigroup özgüven içindedir. Citigroup raporları açıça göstermektedir ki, büyük burjuvazinin temsilcileri “şirket-içinde, kendi aralarında” konuşur; görüşür; danışırlarken, dünya görüşlerini hiç sakınmadan, pervasızca ortaya koymaktadırlar. 19. yüzyılın “vahşi kapitalizm” ideolojisi çırılçıplak, yontulmamış, saldırgan biçimiyle ortadadır. Citigroup’un bir Londra sempozyumunda da plütonomi söylemi aynı açıklıkla tartışılmaktadır.

Dahası, özgüvenleri öylesine yüksektir ki, bu raporların kamuoyuna sızmasında da sakınca görülmemiştir. “Plütonomi” dışındakilerin, “diğerlerinin” düşünce ve eylem dünyaları denetim altındadır; “yakından izlenmektedir”; tehlike yoktur.

2008 krizi, finansal sistemde, özellikle dev Amerikan bankalarındaki yozlaşmanın, çürümenin boyutlarını ortaya koyunca “dış ortam” değişti; “plütonomi” söylemini ortaya atanların özgüveni sarsıldı. Fiilen iflâsa sürüklenmiş bütün yatırım bankaları (Lehman Brothers dışında) kurtarıldı. ABD bütçesinden Citigroup’a da 45 milyar dolar fon aktarıldı ve Banka’nın 306 milyar dolarlık batık kredileri ve menkul varlıkları Hazine garantisi altına alındı.

Bu ortamda “vergi mükelleflerinin sırtından Wall Street kurtarılıyor” algılaması yaygınlaştı. Michael Moore, Ajay Kapur’un raporlarını keşfedip teşhir edince Citigroup “telif haklarının korunması” iddiasıyla bunları yayımlayan web sitelerini mahkemeye verdi; “kaldırma” kararları çıkardı. Ne var ki,  bunların Google’a sızması önlenemedi. Fullbrook gibi solcular, plütonomi raporlarını tekrar buldular; tartışmaya açtılar.

***

 

“Plütonomi”nin bir kavram olarak sosyal bilimlere girmesi beklenemez. Sözü geçen raporlar ise büyük Batı burjuvazisinin  bir kriz arifesindeki çıplak dünya görüşünü ortaya koyan tarihî belgeler olarak ideoloji çalışmalarında yerini alacaktır.

Terimin mucidi Ajay Kapur’a gelince, 2007’de Citigroup’tan ayrılmış; Hong Kong’da kendi yatırım fonunu kurmuş; 2010’da da Avrupa’nın dev finans kuruluşu Deutsche Bank’ta Finansal Analizler Şefi olarak çalışmaya başlamış.

Kısacası, “plütonomi” Ajay Kapur’u benimsemiştir; hizmetleri dolayısıyla ödüllendirmektedir; kendi saflarına katmıştır veya katmak üzeredir.


Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız