Pochettino, Guardiola’ya karşı: Wembley kapışması...
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Sene 2009….

La Liga’da Barça fırtınası ligi kasıp kavurmaktadır. 2008 senesinde takımın başına gelen Pep Guardiola kadronun eskileri Ronaldinho, Deco, Samuel Eto’o ile yollarını ayırmış, yeni gelenlerle üç kupada birden hedefe koşmaktadır. Şubat ayına gelindiğinde takım ligde altı aydır yenilgi almamıştır ve bir sonraki maçta evinde Espanyol ile oynayacaktır. Madem andık onlara da selam çakalım, 1900 senesinin güzünde Barcelona Üniversitesi’nde eğitim gören Ángel Rodríguez Ruiz adında bir öğrenci tarafından kurulmuşlar. Köklü tarihlerinde İspanya Kupasını dört sezonda kazanırken 1988 ve 2007 senelerinde UEFA Kupasında final oynadılar. Takıma ev sahipliği yapan RCDE Stadı 40.500 kapasiteli ve tarihlerindeki 8. mabetleri. Bu yazının yazıldığı zamanlarda ligde 15. sıradalar…

2009 senesinin Şubatına dönersek, misafir takım ligde sonuncu sıradadır ve Nou Camp Stadında 27 senedir galip gelememiştir. Espanyol’un başında takımın eski oyuncusu Mauricio Pochettino vardır ve ocak ayında aldığı takımı kümede tutabilmenin planlarını yapmaktadır. Bilmeyenler için, 1972 senesinin Martında Arjantin’in Murphy kasabasında dünyaya gelmiş, çiftçi bir babanın oğlu. İlk profesyonel takımı 1988 senesinde Newell’s Old Boys, 2006 senesine kadar Espanyol, Paris Saint-Germain, Bordeaux takımlarında stoper olarak top koşturdu. Futbolculuk yıllarında, Arjantin efsanesi Marcelo Bielsa’nın öğrencisiymiş, disiplini ve çok çalışmayı ondan öğrenmiş. Newell Young Boys günlerinde Bielsea ondan rakip takımların maç analizlerini ister, Pochettino antrenmanlardan geri kalan zamanlarda rakipler üzerinde çalışırmış. O yılları yakından bilen Arjantinli gazeteci Martin Manzur, Pochettino’nun mükemmel bir savunma oyuncusu olduğunu anlatır ve devam eder: “Adam markajını ondan iyi kimse yapamazdı. Sert ve inatçı yapısıyla rakibi yıldırırdı.” Velhasıl, o tarihi günde Pochettino , Espanyol’a şans vermeyenleri fena yanıltır ve takımı sahadan 2-1 galip ayrılır. Arjantinli futbol adamı teknik direktörlük kariyerinde ilk kez karşılaştığı Guardiola’yı mağlup etmiştir…

O yıllarda takımlar Barça’ya karşı kendi kalelerine yakın dörderli iki set halinde katı savunma anlayışıyla sahaya çıkarken, o farklı bir sistemle rakibini alt etti. Takımı yüksek tempo ve çok adamla yaptığı presle Barça’nın oyunu geriden kurmasına izin vermezken orta sahada Marquez, Pique ve Toure’ye zaman ve alan bırakmadı. İlk yarıda Keita’nın oyundan atılması Espanyol’un işini kolaylaştırmıştı. O maçı yazan El Periodico gazetesi, o yıllarda Pochettino’nun diğer takımlara Barça karşısında nasıl oynamaları gerektiğini gösterdiğini anlatır. O tarihten sonra ikilinin takımları 12 kez karşılaştı, altısını Guardiola kazanırken Pochettino’nun takımı iki maçta sahadan galip ayrıldı…

•••

Baharın habercisi Londra akşamında Şampiyonlar Ligi’ne havlu atmış Manchester City Wembley Stadında Tottenham Hotspur karşısında. Guardiola’nın takımı geçen hafta komşusu karşısında aldığı yenilgiyle matematiksel olarak şampiyonluğu garantilememiş olsa da puan farkı yabana atılır cinsten değil. Pochettino’nun takımı bu maça kadar evinde oynadığı 15 maçta sadece bir yenilgi aldı, büyük olasılıkla gelecek sezonda Şampiyonlar Ligi’nde yer alacaklar. Bu maça kadar Wembley Stadında oynadığı 15 maçta 1.024.853 taraftarı ağırladılar, maç başına taraftar ortalaması 68.324… Bizim adının başına Süper eklenmiş ligimizde şampiyonluğa koşan Başakşehir’in taraftar ortalamasının 5.472 olması iki lig arasındaki farkın fotoğrafı!

Tottenham 4-2-3-1 dizilişinde başlıyor maça, ligde oynadıkları son altı maçı kazandılar. Golcüleri Kane’nin arkasındaki üçlü Heung-Min, Alli, Eriksen’in toplamda 29 golü var, lig sonuncusu West Brom’un gol sayısından daha fazla! Ama Manchester City de ligin en golcü takımı, son 25 maçın 21’inde en az iki gol buldular.4-3-3 sisteminde 32 maçta 90 gol. Agüero 21 gol, 6 asistle takımın golcüsü, onu 16 golle Sterling takip ediyor. Tottenham’a karşı şansları yaver gitmiyor, ligde oynadıkları son beş maçın birini kazanabilmişler. Tottenham’ın gol makinesi Kane’i de unutmayalım, Salah’ın 30 golü yakaladığı sezonda gol krallığı için yarışıyor ama işi zor gibi!. Henüz 3. dakikada gole yaklaşıyor City, Sterling’in sağdan ortasına Sane enfes vuruyor ama direği geçemiyor. İlk dakikalarda sağda Sterling, solda Sane ile rakip savunmanın arkasına kolay sarkıyor misafir takım ama 15’ten sonra oyununu dengeliyor ev sahibi. 21’de golü buluyor Guardiola’nın takımı, Kompany geriden savunmanın arkasına uzun oynuyor ve Jesus kaleci Lloris’la karşı karşı kaldığı pozisyonda kaçırmıyor. Bir dakika sonra Gündoğan’ın penaltısıyla farkı ikiye çıkarıyorlar, Tottenham savunması City’nin hızlı hücumcuları karşısında çaresiz! 42’de ilk tehlikeli atağında golü buluyor Tottenham, asist Kane, gol Eriksen. City topa yüzde 57 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi dokuz kez yokladığı devreyi önde kapatıyor.

İkinci yarıya orta sahayı çok adamla parselleyerek başlıyor Tottenham, Dembele oyuna ağırlığını koymaya başlıyor. İlk dakikalarda çok top kaybı yapıyor deplasman takımı, Guardiola kenarda gidişattan hoşnutsuz. 63’te Sane’yi oyundan alıyor, yerine Otamendi sahada. 64’te Jesus müsait pozisyonda kaleyi bulamıyor, City adına kaçan bir fırsat daha. 70’te bu kez Sterling vurmakta geç kalınca kaçırıyor ama bir dakika sonra Lloris’den dönen topu ağlara gönderince fark yeniden ikiye çıkıyor. Savunmanın az adamla yakalandığı hemen her pozisyonda Sterling direk kaleye gidiyor, son vuruşları daha etkili olsa takımının farka gitmesi işten değil! Velhasıl Guardiola bir kez daha mağlup ediyor Pochettino’yu. Tottenham bitime dört kala Liverpool’un arkasından 4. sırada…