Polisiye Uyarlamaları
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

İlk karakterimiz, DCI Banks. Önce “DCI”yi açıklığa kavuşturayım: Detective Chief Inspector, yani Detektif Baş Müfettiş demek. Banks de İngiltere, York’ta bir DCI. Benim son yıllarda tanıdığım ve çok sevdiğim bir polisiye kahramanı. Ya ender Londra seyahatlerimden birinde (zaten başka yere gitmiyorum) keşfettim, ya da birbirimize yeni bulunmuş yazarları tavsiye ettiğimiz Asuman İlkiz’in keşfi. Sonuç olarak, Peter Robinson’ı da, kahramanı Alan Banks’i de çok sevdim.

Peki, Banks’i niye buraya konuk ediyorum? İzleyeni tatmin etmeyen edebiyat uyarlamaları nedeniyle… Kitapları okumamış olanlar memnun kalır belki, ama BBC’deki “DCI Banks” uyarlaması benim gibi bir Robinson hayranını tatmin etmekten çok uzak. Baş Müfettiş’in öyle çok özelliği es geçilmiş ki, acaba uyarlamalar, kitapları okumadan mı gerçekleştirildi diye şüpheleniyor insan. Buna karşılık, Wikipedia’da dizinin beğeni oranı yüzde 96.

“Father Brown/Peder Brown”u kaçırmasam da müfettişlerin (birden çok sayıda) aptallıkta birbirleriyle yarışmaları da can sıkıcı. Muhterem Peter’i oynayan

Mark Williams’tan bir şikâyetimiz yok ama (çok güzel kahkaha atıyor, ayrıca Harry Potter filmlerinin Arthur Weasley’i), Chesterton’ın ciddiyeti yerine, bir Miss Marple dizisi havasıyla karşı karşıya olduğumuz da bir gerçek. Gerçi jenerikte, dizinin Chesterton karakterleri üzerine kurulduğu yolunda bir uyarı var.

Buradaki budala müfettişlerden birini (başarıyla) canlandıran Jack Deam, “DCI Banks”de de, ciddi polis Ken olarak karşımızda. Kendisini “Shameless”in Marty’si olarak da hatırlayabilirsiniz. Bu arada, “DCI Banks” ve “Father Brown”ın Digiturk Kanal 114 BBC HD’de olduğunu belirtelim. Bu kanalda dizileri Türkçe altyazı ile izlemek mümkün.

Buna karşılık, gene BBC yapımı olan ama aynı kanalda oynamayan “Strike” (C.B. Strike) dizisi, TC’de sürenin kısıtlı olması ve çok sayıda karakterin kafa karıştıracağı gibi bir düşünceyle bazılarının diziye dahil edilmemesi gibi bazı değişiklikler içerse de, hem kitapları okumuş olan izleyicileri hayal kırıklığına uğratmıyor, hem de sadece diziyi izlemiş olanlara keyif veriyor.

İlk farka hemen dikkat çekelim. Cormoran Strike’ı oynayan Tom Burke, karakterden biraz daha kısa. Ama 1.80 de fena bir boy değil, onun için 2-3 santim fark insanı rahatsız etmiyor. BBC izleyicileri Burke’ü, “Three Musketeers/Üç Silahşör”ün Athos’u ve şu sıralarda yayımlanan “War & Peace/Savaş ve Barış”ın Fedya Dolokhov’u olarak hatırlayacak. Bence Tom Burke, Afganistan’da savaşmaktan gelip özel dedektif olan sabık askeri polis Cormoran Strike’da, diğer iki diziden daha da iyi. Ne de olsa kendisi, Alan Rickman’ın (Harry’nin iksir hocası Snape) manevi oğlu.

Gene de izleyicilerin en çok kafasına takılan husus bu eksiklikler ya da JK Rawling kitaplarının neden Robert Galbraith adıyla yayınlandığı değil, bir bacağını savaşta kaybetmiş olan Strike’ın nasıl yürüyüp koştuğu ve kesik sağ bacağının nasıl gösterilebileceği… Burke, “Kısmen taklit, kısmen teknik,” diyor. “The Cuckoo’s Calling”i yönetmiş olan Michael Keillor’a göre ise, kendilerinden önceki bazı teknikleri de ödünç almışlar (örneğin “Rust & Bone/Pas ve Kemik”), ama prostetik bacağın çıkarılışını göstermekten de kaçınmamışlar. “Bunu da kısıtlı tutmaya çalıştık ki,” diyor Keillor, “bacak pornosuna dönmesin.

Tom Burke, bir hareket uzmanıyla bir gün çalışmış. Sağ bacağı aynı durumda olan Barney Gillespie’nin de yardımını esirgemediğini ve merdiven inip çıkmak, oturmak ve kalkmak gibi durumlarda ne yapılacağını ondan öğrendiğini söylüyor. Strike’ın son macerası “Career of Evil/Kötülük Kariyeri”nin kitabı da piyasada.