Anasayfa ARŞİV Politika, politikacı ve vefa!

Politika, politikacı ve vefa!

Sanırım mesleğini çok kötü icra eden bir politik aktöre “En kötü politikacı ödülü” verilmeye yeltenilseydi, bu ödülü epey bir zamandır hak eden, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin olurdu. Ağza alınmaması gereken lafları etmesinden yana “kötü yöneticilik ve başarısız politikacılık” tabii ki meselenin bir yanı! Bir de partisinden kaynaklı olarak, ona adeta “toz kondurtmama” meselesi var. Beni ilgilendiren asıl olarak meselenin bu tarafı, yani partisinin “vefa” kısmı.

Neredeyse 20 yıl öncesinden başlayan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte başlayan bir yol arkadaşlığı onunkisi. Sonrasında ise AKP’nin kuruculuğu ve Genel Sekreterliği ile birlikte taçlanan bir birliktelik. Sanırım bu vefa ilişkisi olmasaydı bütün ekip arkadaşlığı ve partidaşlığına rağmen zor tahammül ederlerdi İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in bunca gafına.

Kötü ve ölçüsüz hitabetiyle birlikte kırıcı, dökücü, öteleyici hatta “nefret söylemi”ne denk düşen tahripkâr dili epey bir zamandır kamuoyunun dikkatine denk düşüyor.

Peki, bu denli olumsuz söylemlerle sürekli gündemi meşgul eden bir politikacı hakkında neden partisi gerekeni yapmaz. Kanımca sorulması gereken soru budur. Çünkü siyaset bilimi okulunun ilk basmağında olanların öğrendikleri ilk bilgiler “Politika yapmanın, sanat olduğu! Politikacının da bu sanatı icra eden / etmesi gerek kişi” olduğu gerçeğidir. O halde politika ve politikacıya dair basit gerçeklik bu olduğu halde, işini doğru yapamayanda ısrar etmenin mantığı nedir?

Bugüne kadarki gözlemlerimden algıladığım kadarıyla, AKP zor ve eklektik bir parti. İçinde “Resmi İdeolojiye Dayalı Devlet Hassasiyeti”ni gözetenler var. Ülkenin sorunlarının “Türk ve İslam” Perspektifiyle bir de “Güvenlik Eksenli politikalarla” çözümlenmesi gerektiğini savunanlar var. Az da olsalar bir köşede durup da “sıranın kendilerine gelmesini” bekleyen “kan döküldüğü yeter” demek isteyenler var. Bütün bunların içinden sağlıklı bir “kolaj” yaratmak başarılı bir parti yönetimin işi olmalı, bu da “vizyonerlik” gerektirdiğinden görüldüğü kadarıyla AKP için şu haliyle hayli zor.

Çünkü İdris Naim Şahin gibi “Düşünce ve düşüncesinden kaynaklı dil sorunlu” olan bir politik aktöre sürekli dillendirdiği “Nefret Söylemi” nedeniyle “ayar” verilemiyorsa ortada en hafifinden politik etik bir sorun vardır.

Böylesine bir dil, sorun çözme dili değildir. Aksine sorunları “terörize etme”, “provoke etme”, “çatışma yaratma” ve onun üzerinden şiddetin politikasını yapma ve yürütme dilidir. Bu da kanımca miadı dolmuş bir dildir.

Elbette partisinin, parti tabanında ve politik içyapısında bu türden politikacıların da olduğunu kamuoyuna deklere etmek açısından bu tür politikacıları görevde tutmak istenmesi kimilerince “anlaşılır” bir durum olabilir. Hatta “Vefa”nın bir semt adı ya da boza markası olmaktan öte; hizmet bedeli karşılığı bir kavramsal gerçeklik olduğu düşüncesi de gerçekliğe denk düşebilir.

Ama unutulmaması gereken bir başka gerçek de şu ki; dil üzerinden yaratılan kırılganlıkların, kopuşların, tahribatların insan hafızasında tedavisi çok zordur. Hele seçilmiş kategorisindeki politikacıların yarattığı dilsel yıkımın iyileştirilmesi uzun toplumsal rehabilitasyonlara ihtiyaç duyar. Bu durum, egemen ya da baskı altında olmaklıktan azade kavramsal bir gerçekliğe delalet eder. Yani bir yanıyla dili kullananın diğer yanıyla da o dilin politikalarına maruz kalanın travmatik haliyle de ilgilidir.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Beyin dili gerçekten sivri dilli ve zalim bir dil. Hem sadece dili değil, alaycı üslubu, tehditkâr bakışları da bunu tetikleyen bir başka gerçeklik. Ayrıca yönettiği bakanlık devletin sokağa yansıyan ve insanla her anında yüzleşen yüzünün aktörleri olan güvenlik birimleri ile ilintili.

Bu ülkenin sıradan yurttaşı bilir ki; Ankara “dilinin ayarını bozduğunda” karakol polisi severken kaburga kırar. Bunun çokça örneği yaşanmıştır bu tuhaf ülkede.

Bu sebeple ve bu vesileyle sadece örnek bir olumsuz aktör üzerinden değil ve sadece politikacı(lar) üzerinden de değil, genel olarak yeni ve ötekileştirmeyen, aksine empatik ve sempatik bir dile ve bu yeni dilin aktörlerine acilen ihtiyaç var…

 

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,476AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Memleketimden manzaralar

Nazım Hikmet’in sergilediği gibi manzarası, hikayesi zengin bir memlekette yaşıyoruz… Manzaraların bir...

Ucuz emek kullanan pahalı okullar

Ücret karşılığı ders veren ilk kişi olan Antik Yunan filozofu Protagoras, bir...

Felaket ve uygunsuz birleşmeler

Geçen hafta, felaketimsi bir ortamda dolaysız olana dokunmaktan, bedenlerin kıvrımlarını birlikte açıp...

GSF ve eğitim hakkı

Üniversiteler farklı fikirlerin tartışıldığı, bilimsel düşünce ve bilginin üretildiği; bunun için de...

Yeni işveren işsizlik fonu

TÜİK tarafında açıklana Nisan ayı verilerine göre işsizlik oranı %13, işsiz sayısı...

Bütçe hakkı ve S-400

Eğer kurulu düzen, ezilenlerden, eşitlik, özgürlük ve demokrasiden yana değiştirilmek isteniyorsa muhalefet...

‘Düzce’de mahsur kalanların hepsi getirildi’

İçişleri Bakanı Soylu, Düzce'deki su baskını ve toprak kaymasıyla ilgili 4'ü çocuk...

MHP’den Davutoğlu’nun sözlerine yanıt

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun MHP hakkında...

Akar’dan F-35 açıklaması

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’nin Türkiye’nin F-35 programına katılımını askıya alma...

11. Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Sonraki haber