Premier Lig: Futbolun darphanesi…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Günümüz futbolunun en görkemli sahnesi Premier Lig’in temeli 1992 senesinin Mayıs ayında atıldı. O senenin yazında, Danimarka Milli Takımı, “plajdan apar topar gelerek” son anda katıldığı Avrupa Şampiyonasında, finalde Almanya’yı 2-0 yenerek şampiyon olurken, Ada futbolu 1985 senesinde yaşanan Heysel faciasının yarattığı travmayı unutmaya, yakın tarihin karanlık izlerini silmeye çalışıyordu. 70’li ve 80’li yıllarda Avrupa sahalarında esip kükreyen İngiliz takımları sessizliğe bürünmüş, holiganizm illetinin izlerini taşıyan ve tribünleri dolmayan ürkütücü futbol mabetlerinde keyif vermeyen maçlar oynanıyordu. “Serie A” ve “La Liga”nın izlenme oranları, kulüp gelirleri Ada futboluna fark atıyor, o dönemin yıldız futbolcuları ilk fırsatta kapağı İtalya ve İspanya’ya atıyordu…

Hani derler ya, önce teşhis sonra tedavi… Futbolun doğup büyüdüğü topraklarda futbolu yeniden izlenir hale getirmek için kolları sıvadı İngilizler. Gazetelerin manşetlerinde, ‘London Weekend Television’ (LWT) direktörü Greg Dyke’in futbolun 5 önemli kulübü ile masaya oturduğu, anlaşma şartlarının detayları yazılıyordu. Kurulacak olan yeni lig ile kulüplerin gelirleri artacak, televizyon gelirleri, sponsorluk anlaşmaları sayesinde kulüpler statlarını yenileme fırsatı bulacak, maddi açıdan daha güçlü hale geleceklerdi. O yıllardaki İngiltere 1. Ligi ve yeni lig arasındaki temel fark, televizyon gelirlerinin sadece yeni kurulacak ligde oynayan takımlar arasında paylaştırılacak olmasıydı. Eski sistemde televizyon gelirleri tüm takımlar arasında eşit paylaştırılıyor, 2. Ligde orta sıralarda mücadele eden takımla, 1. Ligin üst sıralarındaki takım eşit derecede pay alıyordu…

Görüşmelerin ilk aşamasında ülkenin önemli televizyon kanallarından ITV, maçların naklen yayın hakkı için kulüplere 205 milyon Sterlin önermiş, uzun süren pazarlıklar sonucu bu rakam 262 milyon Sterlin’e çıkmıştı. Ancak o yıllarda Rupert Murdoch’un kurmuş olduğu, abonelerine ücret karşılığında hizmet veren özel televizyon kanalı ‘Sky’ televizyonu devreye giriyor, Tottenham Hotspurs’un başkanlığını yapan işadamı Alan Sugar’ın tavsiyesi ile naklen yayın ücretini yükseltiyordu…

“Big five” olarak bilinen beş büyük kulübün (Manchester United, Liverpool, Tottenham, Everton, Arsenal) dördü ulusal televizyon kanalı ITV’nın teklifine olumlu bakarken, sadece Tottenham Hotspurs’ün başkanlığını yapan Alan Sugar Sky’a destek verdi. Adının baş harflerinden yarattığı “Amstrad” (Alan Michael Sugar Trading) elektronik şirketi, Sky televizyonu ile ticari anlaşmaları ve Sky’ın çanak antenlerini üretmesi ile biliniyordu. Haliyle Sky’a destek vermesi boşuna değildi...

Beş büyük kulübün dışında kalanlar, maçlarını ulusal kanalda düzenli olarak yayınlama sözü veren ITV’nin teklifini sıcak karşılamıştı. Sky ise bu konuda herhangi bir güvence vermiyordu. Neticede konu mahkemeye taşındı ve yeni bir futbol liginin kurulmasının önünde bir engel olmadığı, ülkenin Futbol Federasyonun bağımsız olduğu kararına varıldı…

Bazıları şiddetle karşı çıksa da o sene 104 senelik ‘İngiltere Lig statüsü’ değiştirildi ve 22 takımın katılımı ile yeni bir lig kuruldu. Şimdilerde alt liglerde eski günlerine ağıt yakan Coventry City, Ipswich Town, Leeds United, Middlesbrough, Nottingham Forest, Oldham Athletic, Sheffield United, Sheffield Wednesday, Wimbledon, Luton Town, Notts County de o takımlar arasındaydı…

***

Aradan geçen zaman diliminde futbolun en görkemli sahnesi ve yıldızların gözdesi haline geldi Premier Lig. Tribünler doldu, yenen sevindi, yenilen üzüldü ama kazanan hep futbol oldu. O süre içinde kimleri izleme fırsatı bulmadı ki futbol sevdalıları: Peter Schmeichel, Patrick Vieira, Cristiano Ronaldo, Dennis Bergkamp, Eric Cantona, Thierry Henry, Gianfranco Zola, Ruud Van Nistelrooy, Luis Suarez bir çırpıda akla gelenler. Onları izleme fırsatı bulanların belleklerine kazınmış futbola ve onlara dair nice güzel hikâyeler kaldı mutlaka gelecek nesillere anlatılacak…

Günümüzde 212 ülkede 4,7 milyar futbolsever ekranları başında izliyor Premier Lig maçlarını. 2014/2015 sezonunda, ülke statlarındaki ortalama taraftar sayısı 36.176. (Passolig’in yerle yeksan ettiği Süper Lig’de 2014/2015 sezonu seyirci ortalaması 7.809). Eh haliyle, ilgi bu kadar büyük olunca gelirlerin de katlanarak artması kaçınılmaz. İnanması güç ama 2016/2017 sezonundan itibaren üç sezon için televizyon gelirleri 3 milyar Sterlinden 5,1 milyar Sterline yükselecek. Küme düşen kulübün kasasına 99 milyon, şampiyonun kasasına 150 milyon Sterlin girecek. Transfer harcamaları da zenginliğin göstergesi… 2004/2005 sezonunda Premier Lig takımlarının transferlere harcadığı toplam 265 milyon Sterlin iken bu rakam 2014-2015 sezonunda 853 milyona yükselmiş. Darphane denilmesi boşuna değil anlayacağınız…

***

Premier Lig’den uzaklarda, takım otobüslerinin, futbolcuların arabalarının kurşunlandığı, o güzel oyununun giderek darbukalı, tabancalı, bıçaklı ve bol kavgalı sefil bir düğünü andırdığı, aklı başında futbolseverin futbola sırtını döndüğü coğrafyada… Biliyorum bizim topraklarda bir Premier Lig yaratmak zor ama hiç olmazsa içinde kurşun, iddianame, şike, teşebbüs, belediye, başkan, hapishane kelimelerinin geçmediği futbol yazıları yazılabilsin. Bitsin insan haklarını ihlal eden Passolig saçmalığı, bitsin yedi tepeli bir şehrin üç takımının sandalcı kavgası, bitsin belediye takımları… Maç günleri ülkenin dört bir yanında dolsun tribünler, babalarının ellerinden tutmuş çocuklar aksın statlara, şehir takımlarının sesleri duyulsun, yenenin de yenilenin de alkışlandığı statlarda sadece renkleri değil, ilk önce o güzel oyunu sevmeyi öğrensin futbolsever…

Biz görmedik ama bari bizden sonra gelenlerin anlatacak nice güzel futbol hikâyeleri olsun…

Premier Lig’de transfer harcamaları…