Premier Lig seyir defteri: West Brom’dan West Ham’a; uçurumun kenarında
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Avrupa’nın beş büyük ligine göz atıyorum, Bundesliga’da Bayern Münih 26 maç sonunda takipçisi Schalke’nin 20 puan önünde lider. Ligin sonuncusu FC Köln ile arasındaki puan farkı 49. İtalya Serie A’da lider Napoli üçüncü sıradaki Roma’ya 16 puan fark atmış. Fransa Ligue 1’de, PSG üçüncü sıradaki Marsilya’nın 18 puan önünde. Premier Lig’de bu sezon sadece bir yenilgisi olan Manchester City ile ikinci Manchester United arasındaki puan farkı 16. Görünen o ki paranın egemen olduğu, zenginlerin domine etiği günümüz futbolunda heyecan şampiyonluk yarışında değil, kümede kalma savaşında. Geçenlerde The Telegraph, 20 takımlı Premier ligin yarısının kümede kalma savaşında olduğunu, lig tarihinde daha önce böyle bir çekişme yaşanmadığını, mesela 2005-2006 ve 2007-2008 sezonunda mart ayında sonuncu takımla 10. arasındaki puan farkının 25’ten fazla olduğunu yazıyordu. Ne diyelim, değişen zamanların göstergesi. Velhasıl 18. sıradaki Crystal Palace ile 11. Brighton Hove Albion arasındaki puan farkının sadece 7 olduğu zamanlarda, lige tutunma savaşındakileri West Ham’ın evinde oynadığı Burnley maçı vesilesiyle hatırlayalım bu hafta…

Oynadığı 29 maçta sadece üç galibiyet alabildi, ligin dibine demir atmış West Bromwich Albion, o sakin kasabanın lacivert beyaz takımı. 1986 senesinden 2002’ye kadar ülke futbolunun en üst liginden uzak kalmışlardı, o sene döndüler ama 2010 senesine kadar üç kez düştüler ligden. 1999 senesinden sonra düşme korkusunu yaşamadıkları ilk sezon, ligi orta sıralarda bitirdikleri 2010-2011 sezonu. Efsaneleri Cyrille Regis’in aramızdan ayrıldığı 2018 senesinde büyük olasılıkla sezon sonunda Premier Lig’den düşen üç takımdan biri olacaklar. Kaderin cilvesi, onların uçurumun kenarında kötü akıbeti bekledikleri zamanlarda yakın şehrin sevilmeyen takımı Wolverhampton Wanderers nicedir uzak kaldığı lige çıkmak için gün sayıyor. Eh, futbolun içinde menfur komşunun gölgesinde kalmak da var…

West Brom’un 7 puan üzerindeki Stoke City uçuruma yakın olanlardan. 2006’dan 2013’e kadar iki kere takımın başına getirilmiş hocaları Tony Pullis’le güzel günler gördü kırmızı beyazlılar. Bilhassa evinde yenilmesi zor bir takımdı Stoke. 2013 senesinde Pullis’in yerine getirdikleri Mark Hughes ile çıkış yakalarken yeni hocanın ilk sezonunda ligi 9. sırada bitirmişlerdi. 1974-1975 sezonundan beri en iyi dereceleri… Yakın geçmişte kulüp tarihin en büyük iki transferi Shaqiri ve Imbula’yu saflarına katmışlar ama umduklarını bulamamışlardı. 2000 senesinden beri dokuz teknik direktörle çalışırken, bu sezon ligin kalesinde en fazla gol gören iki takımından biri. Maç başına yediği gol ortalaması 1,86 olan takımın düşme potasında olmasına şaşırmamak gerek…

Onlarla aynı puanda Crystal Palace, Güney Londra’nın ‘Kartallar’ı... Köklü tarihlerinde yedi sezonda en yüksekten düşerken altı sezonda dönmüşler bıraktıkları yere. Kadrolarındaki Zaha, Townsend, Benteke, Cabaye gibi yetenekli topçulara rağmen onların da sıkıntısı savunmada. Evlerinde en son oynadıkları ve iki farklı öne geçtikleri Manchester United maçını kaybetmeleri gidişatın özeti. Bu sezon en yetenekli oyuncuları Zaha’nın sakatlığı nedeniyle takımda olamadığı maçların dokuzunu kaybettiler. Onların da kaderi 25 yaşındaki Fildişili kanat oyuncusunun formuna endeksli.
Geçen sezonların sağlam takımı Southampton uçuruma yakın olanlardan. Onların da sıkıntısı elden çıkardıkları önemli topçuların yerini dolduramamış olmaları. Yakın geçmişte Liverpool’a sattıkları oyunculardan 166,5 milyon sterlin gelir elde ettiler. Geçenlerde Southampton FC taraftar sitelerinin birinde okumuştum, o paraya Liverpool’un Southampton kulübünü satın alabileceğini yazıyordu karamsar bir taraftar, sevdalı dediğin de karamsar olur zaten. İşin içinde futbol varsa zaman zaman mutsuz olman da kaçınılmaz. Bu yazının yazıldığı saatlerde Newcastle United deplasmanını da puansız kapattılar…

•••

Baharın habercisi mart cumartesisinde, efsaneleri Bobby Moore’un 25. ölüm yıldönümünde o eski mahallenin köklü takımı West Ham, Olimpiyat Stadında gelecek sezon Avrupa Kupalarına katılma şansını kovalayan Burnley karşısında. Evinde yenilmesi zor Burnley yollara düşünce sıkıntılı, kasım ayından beri deplasmanda maç kazanamadı. West Ham’a gelince, bordo mavili takımın gidişi hayra alamet değil, son altı maçtan sadece beş puan çıkarabildiler, 2016’dan beri ligde evlerinde arka arkaya galibiyet yüzü göremediler. Maç başlarken, 3-4-2-1 dizilişinde David Moyes’un öğrencileri, ilk 20 dakikada hücum üçlüsü Arnautovic, Lanzini ve Mario ile net fırsatlardan yararlanamıyorlar. Onların da sıkıntısı savunmada, Stoke City ile birlikte ligin en cömert savunması. Burnley’in geri dörtlüsünde Tarkowski ligin en sağlam savunmacılarından, 2011 senesinde Oldham Athletic’te başlayan kariyerinde sadece üç takımın formasını giydi. 2018 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takımında izleme olasılığı yüksek 1.91’lik savunma oyuncusunu. İki takımın da topa eşit derecede sahip olduğu, ev sahibinin 6 kez rakip kaleyi yokladığı ilk yarı golsüz kapanıyor.

İkinci yarıda sıralamadaki yerinin rahatlığıyla daha ofansif Burnley, pivot santraforları Carrol’un yokluğunda üçüncü bölgede etkisiz kalıyor West Ham. 60’ta Yeni Zelandalı golcüsü Chris Wood’u oyuna alıyor Burnley’nin 46 yaşındaki hocası Sean Dyche. 66’da Barnes’ın enfes golüyle öne geçiyor deplasman takımı, bir dakika sonra Woods’un golüyle fark ikiye çıkıyor. Gidişattan bunalmış olmalı ki yönetimi protestoya başlıyor ev sahibi taraftarlar. Upton Park Stadının rakibi ürküten atmosferini özlüyorlar sanırım, maçın sonlarına doğru, “Artık West Ham değiliz!” tezahüratı bu gerçeği hatırlatıyor. 82’de Woods’la bir gol daha buluyor 56.904 taraftarın önünde Burnley, ilk hamlede topu elinden kaçıran kaleci Hart eski formundan çok uzakta. Bu sonuçla son üç maçta kalesinde 11 gol gören West Ham uçuruma biraz daha yaklaşıyor. Lige tutunmaları temennimiz ama bu savunmayla işleri zor…