PremIer Lig seyir defteri; Zamanla değişir her şey…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Arsene Wenger’in Arsenal teknik direktörlüğüne getirildiği 1996 senesinden günümüze 17 teknik direktörle çalışmış Tottenham. Aralarında kimler yok ki... David Pleat, Glenn Hoddle, Martin Jol, Harry Redknapp, André Villas-Boas bir çırpıda akla gelenler. 2014’ün yazından beri takımın başındaki Mauricio Pochettino 1972 senesinde dünyaya gelmiş, Wenger’in Arsenal’deki ilk sezonunda 24 yaşında genç bir stoper olarak Espanyol takımında görev yapıyormuş Arjantinli. Ve kaderin cilvesi, onun çalıştırdığı Tottenham bir mucize gerçekleşmezse 22 seneden sonra ilk kez sezonu Arsenal’in üzerine bitirecek. En son 1994-1995 sezonunda ligi rakibinin üzerinde bitirmişler, ummak ve beklemekle geçmiş seneler. Pazar günü oynanan Kuzey Londra derbisi vesilesiyle iki o sabırlı bekleyişe ve o ateşli derbiye bir bakış…

İki takım arasındaki maçlar futbol âleminde ‘North London Derby’ (Kuzey Londra Derbisi) olarak bilinir, dünya futbolunun en ateşli 10 derbisinden biri. Ligde İlk kez 1909 senesinin aralık ayında karşı karşıya gelmişler, o zamanlar Güney Londra takımı olan Arsenal tek golle kazanmış o tarihi maçı. 1950 senesinden günümüze bir sezon hariç (1977-1978) iki takım da ülke futbolunun en üst liginde mücadele ettikleri için ligde her sezon kozlarını paylaşmışlar. 1971 senesinde oynanan maçta Arsenal’in şampiyonluk kupasını kaldırması için tek puan yetiyormuş ve Ray Kennedy’nin maçın sonlarında kaydettiği golle kazanmışlar kupayı. O maçtan 20 sene sonra, 1991’de bu kez gülen taraf Tottenham olmuş, Federasyon Kupası yarı finalinde 3-1’lik skorla geçmiş rakibini. Premier Lig’in futbolseverin hayatına girdiği zamanlardan çok önce, 80’lerde ligin izlemesi en keyif veren takımlarındandı Tottenham. Ardiles, Hoddle ve Villa’lı kadrosu şampiyonluk kupasını kaldıramamış olsa da üst sıraları zorlardı. İlerleyen zamanlarda düşüşe geçtiler, öyle ki Arsenal’in şampiyonluk kupasını en son kaldırdığı 2003-2004 sezonunda ligi 14. sırada bitirip ezeli rakibinin topladığı 90 puanın ancak yarısına yetişebilmişler. Ancak son sezonlarda arayı kapatmış Tottenham, geçen sezon ikinciliği son maçta kaptırmışlar rakibe. Bu sezon bilhassa Şampiyonlar Ligi hüsranından sonra öyle hoşnutsuz ki Arsenal taraftarı evinde oynadığı son Leicester City maçında tribünlerin yarısından fazlası boş kalmıştı. Ligin bitimine beş maç kala bir maç eksiğiyle rakibin 14 puan gerisindeler…

Premier Lig’in en genç kadrosuna sahip Tottenham, 24 kişilik kadronun yaş ortalaması 25,2. 16 topçusu İngiltere dışında dünyaya gelmiş. Teknik direktörleri Pochettino, hedefinin ligi Arsenal’ın üzerinde bitirmek olmadığını, ligi diğer 19 takımın üzerinde bitirdiği takdirde takımını başarılı sayacağını vurguluyor söyleşilerinde. Wenger’in takımı rakibine göre daha deneyimli, 28 kişilik kadronun yaş ortalaması 27,1.

Maça gelince… Arsenal, White Hart Lane Stadında oynadığı son sekiz maçtan ancak birini kazanabilmiş. Tottenham ise evinde kral, bu sezon mabedinde arka arkaya 12 maç kazanmış, yenilgisi yok. Takımın sessiz kahramanı 25 yaşındaki Danimarkalı Eriksen, ofansif orta sahanın son 12 maçta 16 golde payı var (5 gol, 11 asist). İnanması güç ama 50 Kuzey Londra derbisinde Arsenal’ın başında sahaya çıkmış Wenger. Takımı 20 maçta galip gelirken, 22 maç beraberlikle sonuçlanmış. Son üç maçtaki 3-4-2-1 düzenini bozmuyor Arsenal, Şampiyonlar Ligi’nin vizesi kalan maçlarını kazanmaktan geçiyor. Hücum hattının üçlüsü Giroud, Özil ve Sanchez. Sakatlıklardan mustarip Tottenham üçlü savunmadan 4-2-3-1’e dönmüş, iki beki Walker ve Rose, orta sahanının dinamosu Dembele takımın eksikleri. Tottenham sahanın her yerinde pres yaparak kazandığı topları hücuma çabuk çevirebilen bir takım, dikine oynamayı seviyorlar. Pochettino’nun oyun felsefesi tempo, amansız baskı ve rakibi en zayıf olduğu anda vurabilmek. Lider Chelsea’nin yedi puan gerisindeler, şampiyonluk şansını devam ettirmek için kazanmak zorundalar. İlk 30 dakikada Arsenal’in kaleyi bulan şutu yok, Tottenham’da Dele Alli ve Eriksen iki dakika arayla net fırsatları gole çeviremiyor. 38’de Arsenal gole yaklaşıyor, Ramsey köşeye vuruyor, Lloris kornere çeliyor. Misafir takımın gole en yakın oyuncusu rakip savunmanın sağındaki Tripper’in arkasına yaptığı koşularla gol arıyor. 30’dan sonra daha ofansif misafir takım. İlk yarıda ev sahibinin topa sahip olma oranı yüzde 58.

36 bin taraftarın önünde ikinci yarıya da gol arayarak başlıyor Tottenham. 48’de Wanyama’nın vuruşunu Cech çeliyor. İki kanat beki Rose ve Walker’ın yokluğunda kanatları alıştığımız gibi kullanamıyorlar ama 55’de golü buluyorlar; Eriksen’ın vurduğu, Cech’den dönen topu tamamlayan sezonun parlayanı Alli. O golden bir dakika sonra bu kez hakemin yarattığı pozisyonda penaltı kazanıyorlar. Kane farkı ikiye çıkartıyor. Ev sahibi tribünlerin kendisini ti’ye alan ‘We want you to stay!’ (kalmanı istiyoruz) tezahüratları eşliğinde Xhaxa’nın yerine Welbeck’i oyuna alıyor, geleceği meçhul 67 yaşındaki Fransız teknik direktör. Maç bu sonuçla biterken, Tottenham bitime beş hafta kala rakibinin 17 puan önüne geçip 22 seneden sonra ilk kez bir sezonu Arsenal’ın üzerinde bitirmeyi garantiliyor…

Bilir misiniz, Arsenal sevdalılarının nicedir kutladığı ‘St. Totteringham’ günü, Tottenham’ın rakibini puan cetvelinde matematiksel olarak yakalamasının mümkün olmadığı güne denk gelir. Görünüşe göre bu sezon kutlanmayacak, malum zamanla her şey değişiyor…