Pro lisanslı Pep Guardiola
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Sanırım o da İspanya Futbol Federasyonundan pro lisansını aldı.

Çünkü gazetelerde veya sosyal medyada ne zaman aldığına dair bir habere veya resme rastlayamadım.

Hani yurdumun Futbol Direktörü vardı, İrlanda’ya tercümanı ile pro lisans almaya gidince davul zurna ile duyurmuştu. Bir de her ara eğitimlere katılan 1500 Pro’cu da! Sosyal medyada yaka kartı ile paylaşım yaparak “benim de var” demeye getiren duyarlı(!) açıklamalarda bulundukları için hepsinden haberimiz oluyor.

Neyse, biz gerçekten çok başarılı, lisansa değil de yaptıklarını tartışacağımız Pep Guardiola hakkında yazılan kitaba dönelim.

Dikkat ederseniz “hakkında kitap yazılan” dedim!

Kitabı Miguel Angel Violan yazmıış. Kitabı adı ‘Oyunu Değiştiren Felsefe.’

Kitaptan bazı bölümleri aktararak bizim ile olan felsefi çelişkileri ortaya koymak istiyorum.

“Çoğu futbol işçisi, ailelerinin anı defteri dışında bir kitap okumamış olabilir, hatta tahminen onu okumak bile onlara zor gelmiştir. Bu konuda bile Pep Guardiola tam tersi bir örnek olmayı başarmıştır. İnatçı cahillerle dolu bir iş ortamında bile kültüre değer verir. Bunu yapabilen nadir insanlardandır.”

Futbolcu, antrenör ve kitap okumak… Bizim için maçın çıkış tünelinde kaybedilmesi kadar acı bir eksikliktir.

“Bir takımda yer almak parkta yürümeye benzer. Kaç tane proje, çok çeşitli çevreden gelen oyuncular bir takım birlikteliği sağlanmaması nedeniyle başarıya ulaşamadı? Farklı kültürlere sahip gruplara başarıyla liderlik etme kabiliyeti bu birbirine bağlı, bağımlı ve global dünyada çok önemlidir.”

Futbol yöresel bir oyun değildir, bunu hep söylemeye çalışmışımdır. Futbolu yöresel yapan bizim yönetici, antrenör ve futbolcularımızdır. Çünkü global oyunun kültür kodlarına sahip olmak birtakım kültürel farklılıklara sahip olmaktır ve emek ister. Bu bizim için zordur. Bir de çıkar işleri bu kadar kolayken! Herkesin keyfi içeride gıcırken!

“Pep Guardiola bu alanda ileri görüşlü adam olduğunu kanıtlamıştır. Katalanca, İspanyolca, İngilizce, İtalyanca bilmektedir. Değişik yemekleri çok sever. Kitap okumayı çok sever. Şiirleri sever ve bazen yazar. O bir dünya vatandaşıdır…” Almancayı da ekleyelim.

Şimdi buralar bizden uzaklaştığı yerler ve bizi gerçekten çok zorlayan noktalar. Yabancı dil, şiir…

“İyi liderler yetenekleri keşfeder ve kültürel farklılıkları gözetmeksizin onları kendilerine adamalarını ve başarıya aç olmalarını sağlar. Tüm bu farklılıkları birbirine uydurmayı ve onlarla başa çıkabilmeyi bilirler. Onlar örnek teşkil eden ve dolayısıyla özverilerini sergileyen liderlerdir.”

Yani, para ana başlıkların birincisi değildir. Tazminat filan konuşulmaz bile… Gizli anlaşmalar yapıp çekmecelerde aylarca saklamak yok. İşin özü mesleğin ve başarının temelini oluşturan felsefi bütünlüğüdür.

“Guardiola’nın futbola karşı hissettiği düşkünlük ibret vericidir. Ruhunu ve bedenini bu oyuna adamıştır. Tüm verimli yeteneklerini özverisiyle mümkün mertebe birleştirmiştir. Pep sihirli yetenek + özveri formülünü içselleştirmiştir.”

Global hedefin temel noktası burasıdır. Bu aynı zamanda insanın kendisi ile yüzleşerek kendisini aşacağı noktadır.

Şimdi Terim’in, Denizli’nin, Güneş’in ve tüm diğer yerli antrenörlerin yapmadığı ve yapamadığı bir gerçek ile yüzleşmek gerek. “Beraber çalışacağınız insanları dikkatli seçin ve onlara kendi kişiliklerini kesin olarak geliştirebilecekleri bir ortam vaat edin. Eğer onları büyütebilirseniz siz de büyürsünüz. Beraber gelişirsiniz.” Var mı yetiştirdikleri antrenör?

Derwal, Piontek ve Milne’ye sanırım teşekkür etmek bir ahlaki sorumluluğumuz.

“Bir lider yüksek beklentilerle başa çıkabilmek için iyi bir örnek teşkil ederek liderlik etmelidir. En başta kendisi tüm yeteneklerini sergilemeli ve her an yeni çözümler üretebilmelidir. Büyük sonuçlar doğuracak ince ayrıntılara dikkat etmelidir.”

“Guardiola, başkalarını değiştirerek onların en iyisini yapmalarını sağlama yeteneğine sahip liderdir.”

Ne yaka kartı gösterdi ne toplu fotoğraf çektirdi, sunduğu en önemli görüntü ideal bir rol modeli tarzıydı. Pep Guardiola tarzı yoktu çünkü zaten kendisi bir tarzdı. Kazandıkça mütevaziliği yüceldi.

Mesleki lisansın karşılığını vermek sanırım böyle bir şey.