Prof. Dr. Adnan Gümüş: Devlet, Suriyeli göçmenlerin marjinalleşmesine göz yumuyor
10.09.2018 09:26 GÜNCEL
Tüm Suriyeliler marjinal işlere veya illegal yapılara açık durumda. Tüm resmi yetkililer bunları bildiği ve görmezden geldiğine göre bu örtülü bir devlet politikası bile olabilir, en azından göz yumuluyor
MELTEM YILMAZ
Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, bu haftaki Pazartesi Söyleşisi’nin konuğu oldu. Suriyeli göçmenler konusunda Türkiye’de en kapsamlı çalışma ve araştırmalara imza atan Prof. Gümüş, Suriyeli göçmenler sorununun gün geçtikçe büyüyüp kronikleştiğine dikkat çekiyor. Kaçak veya kaçak olmayan Suriyelilerin, Türkiye’deki illegal yapılar tarafından suistimal edildiğine işaret eden Prof. Gümüş, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Sadece kaçak Suriyeliler değil, hemen tüm Suriyeli ve diğer sığınmacı nüfus herhangi düzenli bir adres takibinde bulunmuyor. Buna yetecek bir resmi örgütlenme de yok. Böyle bir resmi yönelim de yok. Her şeyden önce okul çağındaki nüfusun hem okullaşma oranlarında hem de gittikleri okulların niteliğinde çok büyük sorunlar var. Bu çocuklar bir yandan cahil kaldıkları gibi diğer yandan da farklı etkilere açık halde yaşıyor.

Suriyelilerin yaklaşık bir milyondan fazlası şu veya bu şekilde çalışarak hayatta kalmaya çalışıyor. Bunların herhangi bir İŞKUR veya SGK kayıt veya sosyal güvenceleri yok. Şunu açıkça tespit edelim. Sadece kaçak olanlar değil, kayıtlı kayıtsız tüm Suriyeliler marjinal işlere veya illegal yapılara açık durumda. Tüm resmi yetkililer bunları bildiği ve görmezden geldiğine göre bu örtülü bir devlet politikası bile olabilir, en azından göz yumuluyor, sessiz kalınıyor.”

»Bugünlerde Suriyeli mülteciler konusu yeniden gündemde. Öncelikle güncel rakamlarla başlayalım dilerseniz. Türkiye’de bugün itibariyle kaç Suriyeli var, ne kadarı kayıtlı, ne kadarı kaçak, nüfus neden gün geçtikçe artmaya devam ediyor?

Geçici koruma altındakilerinin sayıları ağustos sonu itibariyle 3 milyon 552 bin civarında. 50-100 bin kadar da ikamet izinli var. Yaptığımız taramalarda gördüklerimiz yüzde 5 civarında bir kayıtdışı nüfusun da varlığı yönünde. Hepsi birlikte yuvarlak hesapla 4 milyon diyebiliriz. Son 1-2 yıl içinde tarım, inşaat veya tekstil gibi ucuz işgücü arayışındaki sektörlere yönelik bir kaçak işçi göçü de oluşmaya başlamış bulunuyor. Burada iş bulan akrabalar diğer akrabalarını da taşımaya başlamış durumda. Hatta bu yönde aracılıklar, taşeronluklar oluşmaya başladığı yönünde izlenimler var.

»Son bölgesel dağılım nasıl? Göç yükünü ağırlıklı olarak hangi bölgeler taşıyor?

İstanbul, Bursa, İzmir, Kayseri, Konya gibi birkaç endüstri ve büyük nüfuslu ili saymazsak (bu illerde bile nüfusa oranları yüzde 3-5) tüm Suriyeli nüfus Çukurova ve Güneydoğu’da birikmiş durumda. Ana göç yükünün yüzde 58,59’unu Mersin’den Mardin’e kadar olan güney illeri (sınır bölgesindeki 9 il) çekmektedir. Geçici Koruma kapsamındaki 3,5 milyon Suriyelinin yaklaşık 2 milyon 100 bini bu illerde yaşamaktadır. Kilis, Hatay, Urfa, Antep, Mardin, Adana, Mersin yarı “Arap Şehri” görünümüne dönüşüyor, en azından artık Suriyelilerin çok ciddi bir varlıkları hissediliyor. Bu illerde kendine özgü “gettolar” oluşmuş durumda ve giderek bu gettolar genişliyor.

»Suriyeliler son dönem itibariyle ağırlıklı hangi iş kollarında çalışıyor, çalışma koşulları bize ne gösteriyor?

Suriyelilerin çalışma koşulları hem kayıtdışı ve marjinal hem de çok ağır sömürü ilişkilerini gösteriyor. Resmi çalışma izni ağır şartlara bağlanmış bulunuyor. Geçici koruma statüsündekilerden 6 aydır Türkiye’de bulunanlara da belirli şartlarda çalışma izni verildi. Bakanlar Kurulunca, Suriyeli mültecilerin çalışmalarına dair usul ve esasları belirleyen Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışma İzinlerine Dair Yönetmelik’e (15 Ocak 2016 tarihli Resmi Gazete) göre 1-Geçici koruma sağlananların sayısı işyerinde çalışan Türk vatandaşı sayısının yüzde 10’unu geçemez. 2. Toplam çalışan sayısı 10’dan az olan işyerlerinde, en fazla bir geçici koruma sağlanan yabancının çalışmasına izin verilebilir. 3. Çalışma izni başvurusu tarihinden önceki dört haftalık süre içerisinde yabancının çalıştırılacağı işi yapacak aynı nitelikte Türk vatandaşı bulunamadığının belgelendirilmesi halinde istihdam kotası uygulanmayabilir. Bu şartları karşılayanlara da pek izin çıkmadığı söyleniyor. Bu resmi rakamlar Suriyelilerin çalışmadığını gösteriyor. Gerçekte olanı ise Suriyeliler de Türkiyeliler kadar çalışma yaşamının içinde, hayatta kalmak için başka şansları da yok, ama kayıtdışı. Kayıtdışı 922 bin ila 1 milyon 225 bin civarında Suriyeli olduğu tahmin ediliyor. Adana için söylersek yevmiyeler 2017 sonunda 11-12 saatlik çalışmaya karşılık 45 TL civarındaydı. Bugün 50 TL olabilir. Kadınlarınkisi bunun da altında. 30-40 TL civarında. Yevmiyelerin ancak yarısı düzenli ödeniyor. Her şeyden önce kayıtdışı çalıştırma bu sömürünün ana ayağını oluşturuyor. Tüm resmi birimler ve yönetici grup da bunları bilerek görmezden geliyor, bu yaşananlar örtülü bir resmi politika gibi gözüküyor. Suriyeli 12-17 yaş grubundaki üç çocuktan biri en az bir süreliğine bir işte çalışmak durumunda kalmış.

»Suriye’den çalışmak üzere de göç oluyor mu?

Çatışmalarla birlikte bozulan iş ticaret dünyası, bozulan sosyal refah da insanları komşu ülkelerde ve Batı’da iş ve yaşam arayışına itiyor. Açık kapı politikası bu niyetle geçişleri de olanaklı kılmış bulunuyor, isteyen Türkiye tarafına ciddi bir güçlük yaşamadan geçmiş bulunuyor. Yaş ve cinsiyet dağılımına bakıldığında sığınmacıların 15 yaştan itibaren erkek lehine payları artmaktadır (yaklaşık %56-59 erkeğe karşın %41-43 kadın). Bu sayılar Türkiye’ye yönelik iş ve yaşam beklentileri ile de göç edildiğini, çalışabilecek yaştaki genç yetişkin erkeklerin bu sürece daha fazla katıldığını gösteriyor.

prof-dr-adnan-gumus-devlet-suriyeli-gocmenlerin-marjinallesmesine-goz-yumuyor-508518-1.

Prof. Dr. Adnan Gümüş

»Çoğunlukla Kaçak Suriyelilerin illegal yapılar tarafından kullanıldığına tanık oluyoruz. Bu durum ne gibi sonuçlara gebe?

Sadece kaçak Suriyeliler değil, hemen tüm Suriyeli ve diğer sığınmacı nüfus herhangi düzenli bir adres takibinde bulunulmuyor. Buna yetecek bir resmi örgütlenme de yok. Böyle bir resmi yönelim de yok. Her şeyden önce okul çağındaki nüfusun hem okullaşma oranlarında hem de gittikleri okulların niteliğinde çok büyük sorunlar var. Resmi kayıtlı 5-18 yaşındakiler 1 milyon 132 bin 816 kişiye tekabül ediyor (%31,89’unu oluşturuyor). Şimdiye kadar bunların ancak yarısı okullaştırılabilmişti ki onların çoğu da tam olarak bir okul sayılmayacak öğretmeni, müfredatı yarım yamalak olan Geçici Eğitim Merkezleri’nde bulunuyordu. Bu çocuklar bir yandan cahil kaldıkları gibi diğer yandan da farklı etkilere açık halde yaşıyor.

Suriyelilerin yaklaşık bir milyondan fazlası şu veya bu şekilde çalışarak hayatta kalmaya çalışıyor. Bunların herhangi bir İŞKUR veya SGK kayıt veya sosyal güvenceleri yok.

Şunu açıkça tespit edelim. Sadece kaçak olanlar değil, kayıtlı kayıtsız tüm Suriyeliler marjinal işlere veya illegal yapılara açık durumda. Tüm resmi yetkililer bunları bildiği ve görmezden geldiğine göre bu örtülü bir devlet politikası bile olabilir, en azından göz yumuluyor, sessiz kalınıyor.

»Bir de çocuk gelinler meselesi var tabii… Suriyeli göçmenler arasında çocuk gelinlerin yaygınlığı, bu çocuklarla ikinci, üçüncü evliliğini yapan Türkiyelilerin sayılarının arttığına yönelik gözlemlerimiz var.

İşin belki de en acı yanı çocuk gelinler sayılır. 2015 taramasında 12-17 yaş kızların %16’sı evlendirilmiş, %6-7’si de tarama anında hamile idi. Bunu toplam 12-17 yaş Suriyeli kadına oranlarsak bu yaş grubundaki 250 bin kadar Suriyeli kız çocuğunun 40-50 binin evlendirildiği, bunların en az yarısının da anne olduğu söylenebilir.

»Artık Suriyeliler gitsin diyenlerin sesi daha yüksek çıkıyor. Suriyelilerin geri dönme olasılığını nasıl görüyorsunuz? Bu ne kadar mümkün?

Suriyeliler ülkeleri ile ilgili umutlarını belli bir miktar korumak istiyorlar. Buna karşın hemen yarısı pek dönüş eğiliminde bulunmuyor. Yani dönüş duygu düzeyinde bile yarıya düşmüş. Gerçekte ise çatışmalar bitse bile düşmanlıklar bitmiş olmayacak. Çoluk çocuk buralarda yetişmiş olacak, şimdiden 7 yılı buldu. Kaldı ki kırık dökük bir ülkeye büyük bir çoğunluğu bir daha hiç dönmeyecek. Bayram ve tatil ziyaretleri ile sınırlı kalacak.

»Suriyeliler için harcanan paralar, hastanelerde tanınan imtiyazlar, verilen alışveriş kartları gibi iddiaların ne kadarı gerçek ne kadarı gerçekdışı? Suriyelilerin bu anlamda karşılığı nedir?

Sağlık hizmetlerinden hemen tamamı, eğitim hizmetlerinden kısmen yararlanıyorlar. AB ve UNHCR’den gelen yardımlar Kızılay öncülüğünde bir koordinasyonla nüfusun üçte birine aylık 120 TL şeklinde yansıtılıyor. Bir milyondan fazla kişiye bu yardım ulaştırılıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde bazı yardımlar da alıyorlar. Ancak tüm bunlar tüm sığınmacılar dikkate alınırsa kişi başı aylık ortalama 100 TL’yi bulmaz. Sığınmacılar çalışmayıp da bu yardımlara baksa tümden aç kalırlar. Sığınmacıların sağlık ve eğitim ağırlıklı olmak üzere Türkiye’ye elbette bir maliyetleri var. Ama iktisadi maliyetlerinden daha çok sosyal maliyetleri daha ağır bir risk oluşturuyor ki bu da onlardan daha çok bizim planlama ve politikalarımız sonucu oluşmaktadır.

»Gözlemleriniz, Türkiyelilerin Suriyelilere karşı tepkilerinin arttığını, tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor mu size? Bu gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

2014’de Adanalıların Suriye ve Suriyelilere algı ve bakışı üzerine bir tarama yapmıştık. 2017’de tekrar küçük bir tarama yaptık. Ev sahipliği konusunda çok fazla reaksiyon olmamakla beraber iş yerleri açmaları, dahası kalıcılaşmaları konusunda büyük bir tepki var. Suriyelilerin fayda değil zarar verdikleri kanaatleri hakim bulunuyor. Ancak yıkık dökük bir memlekete kim dönmek ister. Suriyelilerin en az yarısı, büyük bir olasılıkla %70’den fazlası savaş bitse de uzun yıllar veya belki hiç ülkelerine dönmeyecek, dönemeyecekler. Türkiye umarım krizden çabuk çıkar. Buralardaki iktisadi ve siyasi krizler artarsa Suriyelilerin daha fazla “günah keçisi” yapılma riski çok yüksek. Zaten MHP, CHP tüm katmanlarıyla, AKP’nin de seçmen tabanı şimdiden Suriyelilerin kalmasına ve buralarda bazı imkânlar verilmesine veya bulmalarına şu anda da tepki gösteriyorlar.

Sorun daha da büyüyor

»Yaptığınız çalışmalar Suriyelilerin bu ülkeden temel beklenti/ ihtiyaç/ isteklerinin neler olduğunu ortaya koyuyor?

Suriyeliler de birer insan. Her birimizin ne tür ihtiyaçları ve beklentileri varsa onların da benzer beklentileri var. En çok iş aş ve ucuz ve oturulabilir kiralık konut istiyorlar. Daha ilk gelişte bu tür barınma ve iş bulma beklentileri var. Yoksa ayakta kalma şansları da olmaz.

Barınma ve iş bulmanın yanında kaliteli eğitim, sağlık, sosyal güvence, buralarda mülk edinme, işyeri açma ve mümküne de kalıcılaşma ve yurttaş olma arayışları var.
Suriyeli her hanede 1-2 çalışan var ve çalışma şartları çok kötü. Bir kere hemen tamamı kayıtdışı çalışma. Bunların iyileştirilmesi beklentileri var. İşin daha zorlu yanı Suriyelilerin bir de Suriye’deki soruna Türkiye’den çözüm beklentisi, en azından yarısının mevcut rejimin devrilmesinde Türkiye’nin rol almasına yönelik bir beklentisi de var. Unutmayalım, böyle giderse sorun daha da büyüyor ve kronikleşiyor.