Prof. Dr. Orhan Şen: Türkiye’de artık Afrika tipi salgınlar başlıyor
13.02.2018 09:27 SAĞLIK
Güneydoğu Anadolu bölgemiz, küresel ısınmanın 1 derece artmasıyla 500 metre daha yukarıda yaşama ortamı bulan ve sıtmaya neden olan bir sivrisineğin hastalık riskine girmiş bulunuyor. Bu sivrisinek Afrika’da bulunurken artık Güneydoğu Anadolu’da

MELTEM YILMAZ / @meltemmmylmz

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şen, küresel ısınmaya bağlı olarak Türkiye’de çok ciddi gelişmelerin yaşandığını söyledi. Şen’e merak edilenleri sorduk.

»“Eylül ayı artık yaz mevsimine dahil oldu. Artık bahar ayları 1,5 aya inecek. Mevsimlerin geçiş dönemleri olan baharlar artık daralıyor. İlkbahar ve sonbahar ayları 3 değil 1,5 ve daha sonra da bir aya düşecek. Belki de daha sonra ortadan da kalkacak” diye bir açıklamanız olmuştu. Biraz açar mısınız?

Küresel ısınmanın meydana getirmiş olduğu iklim değişikliği Türkiye’de son 2o yıldır ciddi bir biçimde kendini hissettirmeye başladı. Meteorolojik sistemlerin Türkiye’ye giriş yollarında değişiklikler meydana geldi. Bundan dolayı iki mevsim arasında geçiş dönemleri olan bahar dönemleri süreleri azaldı, 3 aylık dönemler 1 aya döndü. İleride bahar ayları tamamen ortadan kalkacak. Çünkü Türkiye artık yarı kurak iklime doğru gidiyor.

»Bu durum, uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracak?

İlki insan sağlığına etkileri, aşırı sıcaklar nedeniyle kalp damar hastalıklarında, beyin kanamalarında artışlar meydana gelecek. 2003’te Fransa’da meydana gelen aşırı sıcaklarda 35 bin kişinin ölmesi gibi... Bunun yanında yarı kurak iklime geçtiğimiz için ciddi bir su sıkıntısı olacak ve su sıkıntısından kaynaklı hastalıklar ortaya çıkacak. Ayrıca tarımsal kuraklık da ürün azlığına neden olacak. Yani diyelim buğday ekiyoruz, buğday gerekli yağışı ve gerekli günlük sıcaklık derecelerini toplayamazsa ürün azlığı meydana gelecek.

»Ne yapmamız lazım?

Türkiye’nin artık çok su gerektiren tarım ürünlerinden uzaklaşması lazım. Onun yerine az su gerektiren ürünlerini, nereye ekeceğimizi de bilmemiz lazım. Belki birtakım tarım ürünlerini dışardan alabiliriz ama artık Türkiye’de değişen iklime bağlı olarak yetişecek ürünlere ağırlık vermemiz lazım.

»Küresel ısınmanın etkileri ile hangi ülkeler dünyada ciddi bir biçimde mücadele etmekte?

Küresel ısınmadan en fazla etkilenecek bölgeler, Akdeniz Çukuru’ndaki İsrail, Mısır, Türkiye gibi ülkeler, Güney Asya ülkeleri ve tabii Afrika’daki ülkeler.

»Dolaylı etkilenenler ticareti düşünüyor ama direkt etkilenenler ne gibi önlemler alıyor?

Örneğin biz önlem almıyoruz. Oysa her şeyden önce, kuraklığa karşı suyu çok iyi kullanmamız lazım. Su, Türkiye’nin en önemli meselesi olacak. Sonra, biz de, ticaret açısından da ekip biçeceğimiz ürünleri gözden geçirmeliyiz. Ayrıca, turizm açısından, sıcaklar artacağı için sıcaklarda buraya talep azalacak mı, ne şekilde değişecek bunu hesaplayarak belki iki partili bir turizm mevsimi düşünmek lazım.

»Bizim gibi küresel ısınmadan direkt etkilenen İsrail, bu meseleyi ne kadar gündemine alıyor?

İsrail küresel ısınma ile ilgili önemli çalışmalar yapıyor. Bulut tohumlama işlemleri yapıyor, hidrolojik planlar geliştiriyor, akış yağış ilişkisindeki ara sorunları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Açık kanallar yerine, buharlaşmayı önleyici kapalı kanallar yapıyor. Stoklama havzalarını mimara açmıyor, yağmur suyunu ayırıyor, yani şehirleşmeyi buna göre yapıyor. Türkiye de bunları yapabilir. Eskiden sarnıçlar vardı, sarnıçlarda bu sular kullanılırdı, şimdi geriye dönmemiz lazım. Yani musluktan kullanılan suya talep azaltılabilir. Türkiye’de susuzluk tehlikesi hiçbir zaman geçmediği gibi, gün geçtikçe artıyor. Şehir yapılanmalarında altyapıyı ona göre oluşturmak lazım. Şehirleşmeyi yatayda gerçekleştirmek lazım. Gökdelenleri yaparken de meteorolojik parametreleri göz önünde bulundurmak lazım. İstanbul’daki gökdelenler, şehrin havasını temizleyen hakim rüzgar yönüne karşı yapılmış durumda. Kuzeyden gelen rüzgârı önlüyorlar. Anadolu’da da benzer şekilde, öyle çarpık bir şehirleşme olmuş ki, havalandırma olmuyor.

»Küresel ısınmanın bireysel hastalıklarda yaratacağı tehlikeye dikkat çektiniz röportajımızın başında. Peki ya salgın hastalıklar?

Yakın zaman önce Karadeniz’de bir sivrisinek çıktı ve küresel ısınmaya bağlı olarak sıcaklığın yüksek olmasından dolayı orada üremeye başladı. Bu, çok tehlikeli bir tür. Öte yandan, Güneydoğu Anadolu bölgemiz de, küresel ısınmanın bir derece artmasıyla 500 metre daha yukarıda yaşama ortamı bulan ve sıtmaya neden olan bir sivrisineğin hastalık riskine girmiş bulunuyor. Bu sivrisinek geçmişte Afrika’da bulunurken artık Güneydoğu Anadolu’da. Öte yandan kenenin de çıkması sıcaklığın fazla olduğu dönemlerde gerçekleşiyor. Dolayısıyla bundan sonra eskisinden çok daha fazla kene vakası göreceğiz.

»Toplumsal farkındalık ne durumda?

Toplum aslında çok ilgileniyor ama ne yapması gerektiğini bilmiyor. Siş fırçalarken suyu kapatmak gibi bireysel çözümler işin küçük bir boyutu, toplumun asıl yapması gereken, yerel yönetimleri ve devlet erkini bu konuda uyarmak.