Psikiyatrlardan barış çağrısı
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

“Siyaset kurumunun da toplumsal duygu yükselmeleri ve hak talepleri karşısında benzer bir konum, işlev ve sorumluluğa sahip olduğunu düşünüyoruz. Başta iktidar partisi ve hükümet olmak üzere parlamentoda bizleri temsil eden tüm parti ve siyasetçileri, savaş alanından bir adım geri çekilerek derin bir soluk almaya ve bu anlamsız savaştaki rollerine üçüncü gözleriyle bakmaya yani “akil” siyasetçiler olmaya çağırıyoruz.”

Yukarıdaki alıntı Türkiye’deki psikiyatrların topluma ama daha çok da yönetici siyasi yapıya yönelik çağrısının son bölümü.

Geçen hafta Bursa’da Türkiye Psikiyatri Derneği’nin düzenlediği 48. Ulusal Psikiyatri Kongresi gerçekleştirildi. Ana teması şiddet olan kongrede bini aşkın psikiyatr şiddetin ruhsal, toplumsal ve politik boyutlarını tartıştılar.

Tanıl Bora açılış konferansının konuğuydu ve şiddet olgusuna toplumbilimin bakışını anlattı. Şiddetin yalnızca bireyden kaynaklanan özelliklere bağlanamayacağı, toplumsal yapıların nasıl olup da şiddeti ürettiğinden söz etti. Faruk Bildirici ise katıldığı medya panelinde medyanın şiddetin üretilmesi ve yaygınlaştırılmasında aldığı rolü eleştirel bir gözle değerlendirerek, sahiplik yapısının neden olduğu olumsuzluklara karşın medyanın da kendi içinde bir etiği kurma ve geliştirme çabasında olduğunu anlattı. Bildirici, medyanın sürekli eleştirilmesinin onun hala çok önemli olduğunun bir göstergesi olduğunu ve okurun ve medyada yer almaya çabalayan özellikle doktorların da kendilerini eleştirmeleri gerekliliğini anlattı.

Psikiyatrlar, özellikle son on yıldır Türkiye’de artan doğal ve insan eliyle ortaya çıkmış şiddete yönelik yoğun bir çaba harcıyorlar. Afet, travma birimleri deprem, sel gibi felaketlerden sonra bölgelere gidip afetzedelerin ruh sağlığının korunması için çalışıyorlar. Van depremi sonrasındaki 6 ay içinde 150’yi aşkın psikiyatr deprem bölgesinde nöbetleşe gönüllü çalışmışlardı. Bu çalışmalar halen sürüyor. Uludere olayından hemen sonra bölgeye bir psikiyatri ekibi ulaştı ve ortaya çıkan yas ve ilişkili ruhsal sorunlara çözüm arayışına girişti. Psikiyatrlar Gaziantep saldırından sonra da ölenlerin yakınlarına yönelik gönüllü ekipler ve klinikler oluşturarak ruh sağlığı hizmeti verdiler.

Kongrede psikiyatrların artan şiddete maruz kalanlarda ortaya çıkan ruh sağlığı sorunlarına gerek bireysel olarak gerekse çalışma grupları, gönüllü ekipleriyle müdahele etme ve ruh sağlığı hizmeti verme konusunda oldukça kurumlaştığı ortaya çıktı.

Ama kongrede asıl konuşulan şiddetin sonuçlarına yönelik ruh sağlığı hizmetinin yanı sıra şiddetin artmasına ve kendisini yeniden üretmesine yönelik olarak neler yapılabileceği oldu.

Otuz yılı aşkın üsredir devam eden çatışma ve savaş koşulları elli binden fazla insanın öldürülmüş olması, bu insanların aileleri, yakınlarında ortaya çıkan yas ve diğer duygularla ülkenin bir yas iklimi içinde olduğu konuşuldu. Aynı zamanda en başta siyasete ve siyasetçilere egemen olan şiddet ve düşmanlık dilinin toplumu ne denli kutuplaştırdığı üzerinde hem fikir olundu.

İktidar çatışmasının taraflarının biteviye düşmanlık üreten, toplumu kamplara bölen şiddet dilinin hayatın her alanında her türlü sorunun ancak ve sadece şiddet yoluyla çözülebileceği yargısının topluma yerleşmesinin ne büyük bir tehlike olduğu üzerinde anlaşıldı.

Kongre tümünü Türkiye Psikiyatri Derneği’ nin internet sitesinde (www.psikiyatri.org.tr) bulabileceğiniz barış çağrısını yaptı.

Son gün kongrenin onur konuğu Vedat Türkali’ydi. Evet katılımcılar Türkali’ye ‘Günsel’i , ‘Esme’yi de sordular ama en çok da bu artan şiddet konuşuldu. Türkali, Türkiye’nin temel meselesinin Kürt sorunu olduğunu ve Kürt sorunu çözülmeden demokratikleşilemeyeceğini ama Kürt sorununun da ancak demokratikleşilerek çözülebileceğini söyledi.

Türkiye psikiyatrları siyasetin aktörlerine yeter artık ‘akil adamlar’ arayacağınıza önce siz biraz ‘akil’ olun çağrısı yaptılar.