Putin
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Geçenlerde BBC’de bir tür propagandist belgesel vardı. Mesele Rusya’da Putin iktidarının “pozitif tarih” icraatları. Putin bir kaç yıl

Geçenlerde BBC’de bir tür propagandist belgesel vardı. Mesele Rusya’da Putin iktidarının “pozitif tarih” icraatları. Putin bir kaç yıl önce böyle bir program başlatmış. Ruslar tarihleriyle barışacaklar ve tarihlerinden utanmayacaklar. Stalin döneminde hayatını kaybeden milyonlar tabii ki unutulmayacak ama eşsiz lider de o kadar tukaka ilan edilmeyecek.
BBC’nin yapımı biraz fazla tarafgir ama retorik tam tersine “ah ne kadar objektifiz” ekseni üzerine kurulu. İzlerken ister istemez bir “ten ten afrikaya varır ve yerlilere yaşamayı öğretir” kıvamında bir his veriyor. Programı yapan John Sweney tabii ki iyi bir araştırmacı gazeteci ancak her araştırmacı ve her gazeteci gibi seçici ve eleştirdiği Putinist tarih yazıcılarından daha objektif de değil.
Rusyanın modern çarları belli ki bir mühendislik projesi peşindeler. Krizden fırsat yaratacaklar. Pozitif tarih ile yetişen gençlik ‘babavatan’a daha bir sarılacaklar ve harikalar yaratacaklar. Kimbilir az zamanda çok iş başaracaklar falan filan.
Bunda anlaşılmayacak pek bir durum yok. Batının doğusunda ve doğunun batısındaki pek çok ülkede benzer eğilimler ve hevesler olduğunu biliyoruz.
Yüzlerce yıl despotizme alışmış toplumların bir gecede duvar yıkıldı diye değişmeyeceğini zaten tecrübe edip anladık.
Ancak biraz tepeden bakan ve aşağılayan ton insanları rahatsız edebilir diye düşünüyorum. İkinci sorun ise kendin için doğru olan ya da öyle olduğuna inandığın şeyin herkes için de doğru olduğu inancı. En azından bunun böyle olmadığını savunan pek çok bilim insanı ve filozof var.
Haydi ikinci sorunu gözardı ettik ve tek bir kabul edilebilir doğru olduğunu varsaydığımızda da bu tepeden bakma ve aşağılama meselesi arkadan gelen ulus üyeleri için biraz ağır kaçıyor.
Sonuçta Ruslar da Rus olmayanlar da Stalin ve Sovyet dönemini eleştiriyorlar ama en azından İkinci Dünya savaşını sona erdiren bir kahraman olarak da görüyorlar. Sweney’nin belgeselinde de bu yönde görüş belirten Ruslar gösterildi. Ama “beyinsizlerin dediğine bak” dercesine. Programda altı çizilen bir nokta da maalesef Stalin ve yönetiminin Nürnberg gibi bir mahkemede yargılanmamış olması.
Bizim kampüs biraz Birleşmiş Milletler gibi. Yüksek lisans sınıfında her dönem en azından bir sekiz on tane Rus öğrencim oluyor. Ders arasında onlarla ayak üstü sohbet ederken bu meseleyi sordum. Yani onlar Stalin ve Putin hakkında ne düşünüyor? Bu öğrenciler için Sovyetler sonrası kuşak diyebiliriz. Genel olarak Putin öncesi pek umurlarında da hatırlarında da değil. Ama şu anki durumdan memnunlar. “Rus demokrasisi” hakkındaki soru işaretlerini paylaşıyorlar ama biraz alayla karışık. Yani evet hoş değil ama yine de durumdan çok rahatsız değiliz mesajı alıyorum.
Memnun oldukları bir nokta da Putin’in “van münits” demeden Avrupa’ya posta koyabiliyor olması.
Bu memnuniyetin ardında tarihsel bir sıkılma var gibi.
Yani Batı’dan gelen eleştirilerden yılma, bıkma ne derseniz deyin. Aynen AB’den ve taleplerinden bıkan Türkler gibi. Savaşta en büyük kaybı vermiş olan Sovyetlerin ve mirasçısı Rusların Stalin ve diğerleri için mahkemeler kurup yargılayalım talebine hayır diyecekleri kesin.
Ama umarım milli coğrafya ve milli tarih yazıcılığından çabuk sıyrılırlar. Bunun da kimseye faydası olmadığı ortada.
Ioanna Warwick’in şiirinden dizelerle bitirelim. Sonuçta hepimiz bıyığın gördüğümüz kadarını anlatıp duruyoruz. Tarih de pozitif ya da negatif böyle yazılıyor.
“Stalin devrilmişti suya / sığ yeterince, dediler / gezi teknelerinden kolayca görülebilir / onun devasa yüzü / Ewa bu teknelerden birindeydi / Ayagı görününce heykelin / Herkes güverteye koştu / Ewa "benim durduğum yerden / Sadece ufak bir kısmını görebildim / Stalin’in bıyığının / Güldü. Bu hikayeyi / Sayısız kere anlatmıştı.”
İyi pazarlar ve bol şanslar.