Putin doğru mu söylüyor?
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Günümüz Almanyası emperyalist dünyanın en büyük, Avrupa Birliği’nin de en güçlü ülkesi. Şimdi yarattığı/yaşadığı sorunlar son derece zayıf durumda olduğu İkinci Dünya Savaşı öncesinden çok farklı olarak “güçlü” olmasından kaynaklanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Almanya’nın Sovyetler Birliği’ni işgalinin 75. yıldönümünde Duma’da yaptığı konuşmada, Batı’yı hedefleyerek günümüz gelişmelerini İkinci Dünya Savaşı öncesi gelişmelere benzetmesi doğru mudur gerçekten?

Kişisel olarak ben, Putin’in tersine Birinci Dünya Savaşı öncesinin koşullarıyla bir benzerlik olduğu kanısındayım günümüz dünyasının. Birinci Dünya Savaşı için “irili, ufaklı savaşları sonlandıran büyük savaş” denir ki gerçek payı bir hayli yüksek bu belirlemenin. Bugün Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Rusya’da yaşananlar Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan sorunların benzeri.

Peki, Putin’in günümüzü benzettiği İkinci Dünya Savaşı öncesi durum neydi gerçekten? Örneğin bugünkü Almanya’nın Putin’in dediği dönemle benzeyen yanları var mı? İkinci Dünya Savaşı’ndan önce bir önceki büyük savaştan ağır yenilgiyle çıkmış, dolayısıyla savaşın galipleri ile kendisi için çok ağır yükümlülükler getiren Versay Antlaşması’nı imzalamış, Afrika’daki, Avrupa’daki sömürgelerini İngiltere ile Fransa’ya bırakmak zorunda kalmış, toprakları Belçika, Polonya, Litvanya Çekoslovakya arasında paylaşılmış bir Almanya vardı İkinci Dünya Savaşı öncesinde.

putin-dogru-mu-soyluyor-152887-1.Günümüz Almanya’sı ise emperyalist dünyanın en büyük, Avrupa Birliği’nin de en güçlü ülkesi. Şimdi yarattığı/yaşadığı sorunlar son derece zayıf durumda olduğu İkinci Dünya Savaşı öncesinden çok farklı olarak, “güçlü” olmasından kaynaklanıyor tabii ki.

Günümüz Rusyası da İkinci Dünya Savaşı öncesinin Rusya’sı değil. Çarlığı yıkar yıkmaz Bolşevik iktidar Brest-Litowsk anlaşmasını imzalayarak Osmanlı dahil savaştığı hangi ülke varsa hepsiyle barışıp savaştan çekildi. Günümüz Rusya’sı ise Çarlık döneminde de rastlanan (hatta o dönemden kalma) sorunlar yüzünden kimi komşularıyla sorunlu bir ilişki içinde. İkinci Dünya Savaşı öncesi Sovyet Rusyası İngiltere ve Fransa ile ittifak yapmış, Almanya ile Saldırmazlık Paktı’nı oluşturmuştu. Günümüz Rusyasının ise bu üç ülkeyle de sorunları var.

‘Barışçı’ ABD

ABD, İkinci Dünya Savaşı öncesi bugünkünden daha “barışçı” sayılır. Wilson ilkeleri örneğin, politika sahnesine çıkamamış halklar için yol gösterici ilkeler olarak kabul edilmiştir. BM bu temeller üzerine kuruldu, malum. Bu Wilson İlkeleri denen şey de aslında İngiltere ile Fransa’nın egemenliklerini sınırlamak için türetilmiştir. ABD’nin o dönem iyice Avrupa’nın dışına itildiği de bilinir. Bugünün ABD’si ise dünyanın hemen her yerinde etkili bir “süper güç” konumunda.

İkinci Dünya Savaşı öncesi dünyanın en büyük emperyalist gücü olan İngiltere, ABD’nin yanı sıra komşularıyla dikkatli, sakin bir politika izliyordu. Almanya’nın Çekoslovakya’yı işgaliyle beraber bu politikadan vazgeçmek zorunda kalacaktır. Bugünün İngiltere’si ise AB ile sorunlu ilişkilerinin yanı sıra Avrupa’da artık “gücünü” yitirmiş bir ülke durumunda.

İtalya hep aynı

Emperyalist-kapitalist blokun en zayıf ülkesi İtalya, İkinci Dünya Savaşı öncesi, ilk büyük savaştan galip çıkan ülkelerden biri olmasına rağmen diğer Avrupa ülkelerinden dışlanmış bir ülke oldu hep. Faşist Benito Mussolini’ye “halkının gururunu” okşama şansını yaratan bir ortamdı bu. O nedenle Mussolini, Akdeniz’e, Afrika’ya, Balkanlara yayılma politikaları izledi. Faşist Hitler’le müttefik olmasında şaşılacak bir durum yok bu yüzden. Günümüz İtalyası ise Avrupa siyasetinde pek de “kıymeti harbiyesi” olmaya, Kuzey’inin ayrılmak istediği bir ülke durumunda.

Bir başka Japonya

Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletlerinden Japonya, İkinci Dünya Savaşı öncesinde de saldırgan tutumunu sürdürmüştü. İlk savaşta Almanya’nın sömürgelerinin üzerine konan Japonya, Hitler’le de ortak tutum alıyordu. Çin’in büyük bir bölümünü işgal altında tutuyordu. Mançurya’yı işgal etmesi dünyada ciddi bir krizin doğmasına yol açtı. ABD, Japonya’ya karşı Çin’in yanında saf tuttu. Sovyetler Birliği de Japonya’ya destek veriyordu. Günümüz Japonyası ise bugün sıkı bir ABD müttefiki, ABD ise Çin’le her alanda rekabet halinde. Rusya’nın bugün en büyük dostu ise Çin.

Yani Putin, gerçekten de düşünmeden konuşmuş olmalı. Günümüzün koşulları İkinci Dünya Savaşı’ndan çok, Birinci Dünya Savaşı’na yol açan koşullara benziyor. Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Uzak Doğu’da bugün yaşananlarla, Birinci Dünya Savaşı öncesi yaşananları hatırlamak bunun daha doğru bir belirleme olduğunu gösterebilir.