Putin’in cephesi Zarifi’nin gelişi
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Ortadoğu’da son günlerdeki görüşme trafiği bir hayli dikkat çekici. Bunun başlıca nedeni Suriye’de gelinen noktanın, tarafları ‘vekalet savaşı’nda pozisyonlarını yeniden gözden geçirmeye zorlaması. Bu noktada iki aktör plana ön plana çıkıyor: Rusya ve İran. Suriye krizinin çözümü için her iki ülke de daha fazla ağırlığını koymaya başladı. Bu da artık kronikleşmeye başlayan krizin çözümünde yeni arayışları beraberinde getiriyor.

ABD ve Batılı ittifaklarının “kontrollü kaos” politikalarının yanında Moskova-Tahran hattının Putin’in “anti cihadist cephe kuralım” çağrısında da şekillendiği üzere somutlaşan önerileri krizin seyrini değiştirebilir. Elbette ki bugünden yarına bir çözüm beklemek fazla iyimserlik olur. Ancak bölge ülkelerinin daha fazla müdahil olması sorunun seyri açısından önemli.

• • •

Ortadoğu, ittifakların bazen haftalık bazen günlük sürdüğü bir coğrafya. Son dönemlerde yaşanan trafik bunun en somut kanıtı. Sahada El Kaide bağlantılı El Nusra Karkamış’ın karşısındaki Cerablus’u Türkiye’nin desteklediği “ılımlı” gruplara bırakırken diplomasi cephesinde ise birbiri ardına hamleler geliyor. Birleşmiş Milletler’in seyahat yasaklıları listesinde bulunan İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani geçen günlerde Moskova’da ağırlandı.

Irak ve Suriye’de savaşın seyrini değiştiren Süleymani Kremlin’de karşılanırken, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim Tahran’a gitti. Burada Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov ile görüştü. Ardından da Umman’a gitti. Bu ziyaretin sembolik bir önemi vardı, ilk kez bir üst düzey Suriyeli yetkili beş yıl aradan sonra bir Körfez ülkesini ziyaret ediyordu. Tüm bunlar olurken ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Rus ve Suudi meslektaşlarıyla Katar’da bir araya geldi.

• • •

Tüm bu sarmal içerisinde Batı ile imzalanan nükleer anlaşmanın mimarlarından Cevat Zarifi bugün Ankara’ya geliyor. Bir aksilik çıkmazsa tabii. Zarifi’nin çantasında üç ana gündem var: IŞİD, Kürtler ve ekonomik yaptırımlar. Tıpkı Moskova gibi IŞİD’e karşı ortak bir cephe kurulmasını isteyen İran, bu örgüte yönelik askeri saldırıları ve bu operasyonların Kürtlerin pozisyonuna yansımasını yakından takip ediyor. Kendi Kürt sorunuyla boğuşan Tahran, Suriye, Irak ve Türkiye’deki sorunun kendisine sıçramaması için Ankara ile her türlü işbirliğine gitmekten kaçınmayacaktır.

İran’ın Suriye planını dört maddede özetlemek mümkün: Ateşkes, birlik hükümeti, anayasa reformu, seçimlerin yapılması. Rusya’nın planı da benzer maddeleri içeriyor: Hafta başında Rusya Devlet Başkanı Putin, Dışişleri Bakanı Lavrov aracılıyla IŞİD mücadele planını ABD ile Arap ülkelerine iletmişti. Teklife göre, IŞİD’i yok etmenin yolu, Bağdat ve Şam yönetimleri ile Kürtlerin merkezinde yer alacağı bir koalisyon oluşturulması. Planı esasında adres olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni gösteriyordu.

• • •

Katar’daki Rusya, ABD ve Körfez ülkeleri dışişleri bakanları zirvesinde Putin’in IŞİD ile mücadele planını Kerry’ye ileten Lavrov bir gerçeğe dikkat çekiyordu: “Irak ve Suriye topraklarında başta ABD olmak üzere Batı’nın IŞİD ile mücadele ittifakı hiçbir sonuç vermedi.” Vermeyecek de. Esasında ABD’nin sonuç alma gibi bir hamlesinin olduğunu söylemek de mümkün değil. Washington “kontrollü kaos” ile Suriye’yi çökertmenin arayışında. ABD, iddia ettiği gibi ne Taliban’ı ne Kaide’yi bitirebildi. IŞİD de diğer radikal İslamcı örgütler gibi ABD açısından zamanı geldiğinde kullanılıp tarihin çöplüğüne atılacak “kullanışlı bir araç.”

Bütün bunlar olurken ABD ile varılan mutabakat sonucu, IŞİD’e karşı operasyonlarda kullanılacakları iddia edilen savaş uçakları ve askerler İncirlik’e geldi. Erdoğan iktidarı uzun süre IŞİD’e karşı ABD önderliğindeki uluslararası koalisyona katılmaktan imtina ettikten sonra, ani bir kararla İncirlik dahil hava üslerini koalisyona açtı. Adana şimdiden savaş üssüne dönüştürüldü. Kendi politik çıkarları uğruna hem içeride hem de dışarıda ülkeyi savaşa sürükleyen geçici AKP hükümetinin ülkeye maliyeti ne yazık ki sanıldığından da yıkıcı olacaktır. Erdoğan’ın çıkarlarına endekslenmiş bir dış politikadan da daha fazlası beklenemezdi!

Putin’in cephe çağrısı, Zarifi’nin sürpriz ziyareti, F-16 jetlerinin İncirlik’e intikali derken bölgede tansiyon giderek tırmanıyor. Bu denklemde neo-Osmanlıcılara düşen ise tetikçilik yapmaktan ibaret.