Putin, Papa ve diğerleri stratejik sefaleti örtemez
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Rusya lideri Vladimir Putin on bakanıyla birlikte Ankara’ya günübirlik çıkarma yaptı. Bu gövde gösterisi uluslararası arenada sıkışan AKP hükümeti ve Moskova için hiç olmadığı kadar değerliydi. Öyle de oldu. Bunun nedeni her iki ülkenin de yaşadığı dış politikada saklı. Rusya, Ukrayna ve Kırım dolayısıyla; Ankara ise, Suriye ve cihatçılara sağlanan destek nedeniyle uluslararası arenada bir hayli köşeye sıkışmış vaziyette.

* * *

Rusya, ABD, AB ve diğer Batılı ülkelerin yaptırımları altında. NATO’nun askeri kuşatma ve tehdidini de unutmamalı. Ankara ise henüz uluslararası yaptırımlara tabi tutulmasa da IŞİD nedeniyle Batı’nın şimşeklerini üzerine çekmiş bulunuyor. Hem Ankara hem de Moskova açısından bu ziyaret Batı’ya karşı bir gövde gösterisi, bir güven tazeleme aracı. Davutoğlu hükümeti ardı ardına gelen ziyaretleri çoktan bir güven referandumuna dönüştürmeyi başardı. Biden, Papa, Putin ziyaretleri “değerli yalnızlığın” sonu şeklinde pazarlanmaya başlandı.

* * *

Putin’in Türkiye ziyareti, ikili ilişkilere önemli katkı yapması anlamında şüphesiz önemli. Enerji alandaki işbirliği ve atılan imzalar dolayısıyla her iki ülke sıkı birer ticari partner. Öyleki Putin’in gelişi şerefine Akkuyu’daki nükleer santral için tartışmalı ÇED raporu dahi alelacele bakanlık tarafından onaylandı. Putin gelmeden yaptığı açıklamada da, siyasi ayrılıkların bir tarafa bırakılması ve ekonomik anlamda yeni ufuklar açılması çağrısında bulunmuştu.

* * *

Ekonomik işbirliğine rağmen iki ülke arasındaki sorunlu ilişkiler uluslararası konularda yaşanıyor. Ankara ve Moskova hattındaki siyasi ilişkiler ekonomik birlikteliğe aksi istikamette yol alıyor. Rusya ve Türkiye başta Suriye, Ukrayna, Kırım, Kafkasya olmak üzere bölgesel birçok krizde farklı kutuplarda yer alan iki ülke. Ukrayna ve Suriye’deki çatışmaların başından beri iki ülkenin tutumları ayrışıyor. Rusya Türkiye’nin Suriye’deki, Türkiye ise Rusya’nın Ukrayna’daki müdahalelerine karşı. Türkiye Ukrayna’ya yönelik Rus tezlerini reddederken, Rusya Suriye’ye yönelik Türkiye tezlerini reddediyor.

* * *

Ankara, Şam rejiminin meşruiyetini kaybettiğini ve mutlak suretle devrilmesi gerektiğini savunuyor. Rusya ise Esad rejiminin en büyük destekçilerinden. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Ankara ziyareti öncesi Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile Moskova’da görüştü. Görüşmenin ardından “Terörle mücadelesinde Esad’ı desteklemeye devam edeceğiz” açıklaması yaptı. Türkiye, ABD öncülüğündeki emperyalist koalisyon güçlerini Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge konusunda ikna etmeye çalışıyor. Rusya ise tüm bu girişimlere karşı çıkıyor, IŞİD ile mücadele için Esad rejimiyle işbirliği yapılması gerektiğini söylüyor.

* * *

Ukrayna’daki kriz de Rusya ve Türkiye’nin ayrıştığı bir diğer konu. Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor. Özellikle de martta yapılan ve Tatarların boykot ettiği referanduma dayanarak Rusya tarafından ilhak edilen Kırım’ın Ukrayna’nın parçası olduğunu dile getiriyor. Moskova ise Kırımlıların kendi kaderlerini tayin ettiği görüşünde, Ukrayna’da ise federasyon tezini dillendiriyor. Keza Kıbrıs sorununda da Moskova, adanın kuzeyinden yana tavrını koymuş durumda.

* * *

Putin bir çırpıda geldi gitti. Putin’in ziyareti proaktif dış politika adına ülkeyi uçuruma sürükleyen Erdoğan-Davutoğlu ikilisi liderliğindeki neo-Osmanlıcılar için iyi bir halkla ilişkiler çalışması oldu. “Komşularla sıfır sorun” iddiasıyla yola çıkıp “değerli yalnızlık” ile sonuçlanan bir dış politika dehasına imza atan AKP hükümetinin, Putin’i “Kaçak Saray”da ağırlaması günü kurtarma faaliyetine dönüştürüldü. Bu mutluluk AKP’lilerin açıklamalarına da anında yansıdı. Ancak “stratejik sefaleti” “Kaçak Saray”da ağırlanan liderler de kamufle edemiyor. Bunu bölgesel politikalarda açıkça görüyoruz.