Raflarda köleleşen kitaplara son
24.09.2014 10:50 ARŞİV
İstanbul dışına açılan kitap paylaşım platformu BookSerf’in, ilk durağı Eskişehir, ikinci durağıysa Ankara’ydı

GÜLŞEN CANDAR

İstanbul dışına açılan kitap paylaşım platformu BookSerf’in, ilk durağı Eskişehir, ikinci durağıysa Ankara’ydı. Kütüphanesindeki yabancı yayınları paylaşmaya gönüllülerle okumaya can atanları buluşturan sistemin kurucuları Erbil Sivaslıoğlu ve Kerem Güneş ile konuştuk

Projeniz, sunumlarınızda bahsettiğiniz ikilci demokrasinin bir ürünü mü?
Erbil Sivaslıoğlu: BookSerf, uzunca bir süre sadece Kerem’le içimizi hoplatan bir projeydi. Kitap paylaşarak yaşamanın ne kadar keyifli olabildiğine ikna etmek için yeniliklere devam ediyoruz. Süreç pek demokratik değil. Oylama ile değil, ‘yaparak’ ilerliyoruz. Bir fikri hayata geçirip, eser yaratırken iki kişi başlamanın avantajı çok. Tek başına olduğunda zorlu dönemlerde insan yeterli gücü kendisinde bulamayıp ilgisini kaybedebiliyor, üç kişi olduğunuzda çoğunluk istediğinizden farklı düşünmeye başlayınca da projelerden kopmalar olabiliyor. İki kişinin birbirinden ne kadar farklı konularda ilgili ve karakterlere sahip olmasıysa keyif ve özgünlük katıyor.

BookSerf dışında da projelerinizi ortak mı yürütüyorsunuz?
E.S: Asmalı Mescit’deki BittiGitti adlı atölyemizde tüm gün beraberiz.Tüm projeler de buradan ilerliyor.
Kerem Güneş: Bu aralar BookSerf dışında iki sayısını fanzin olarak çıkarttığım ’Kira Parası’yla uğraşıyorum. Son Eskişehir-Ankara gezimiz Türkiye’ye olan bakışımı değiştirdi. Erbil’in ilgi duyduğu şeyler benim de dünya görüşümü değiştiriyor, o anlamda bir ortak yürütme olabilir.

İsim nasıl ortaya çıktı?
E.S: Kitap paylaşımı üzerine bir isim arıyorduk, İngilizce olmasının dünyada sınır tanımadan benimsenip kendi çevrelerinde başlatmalarına destek olacağını düşünüyorduk. ‘Couchsurfing’ hayatımızda uzun zamandır vardı. ‘Surf’ denedik ama  sonra arama motoru,  Ortaçağda kullanılan İngilizce’de köle anlamındaki ‘Serf’i önerdi. Okunduktan sonra raflarda köleleşen kitaplara güzel bir seslenişti. Sonra da logo belirdi; kuşu kanatlarından vazgeçiren kitaplar!

Donör olmak isteyenler size ulaşıp adlarını yazdırıyorlar. Çarka böyle mi dâhil olunuyor?
E.S: Bağışçı veya paylaşımcı olabilirsin. Bunun için ilk başta sevdiğin, benzer ilgi alanından tanışmaktan keyif duyacağın sekiz yabancı dilli kitabın fotoğraflarını çekip, haklarında kısaca yazarak bize bir e-posta atman yeterli. Eğer “Çok yoğunum insanlarla buluşup kitapları tek tek veremeyebilirim” dersen bağışçı da olabilirsin. Murat Belge, Nazım Richard Dikbaş ve Pera Müzesi gibi önemli şahıs ve kurum inanılmaz eserler bağışladı.

Kitabın dijital paylaşımından bahsetmiyoruz, değil mi?
E.S: Kesinlikle hepsi gerçek kitap. Zaten işin keyfi de orada. Bire bir buluşup, elden teslim edip, üzerine bir de keyifli sohbet çekiyorsunuz.
K.G: Bazı vejetaryenler et yiyenlere gıcık olurlar ya ben ‘Kindle’dan kitap okuyanlara olmuyorum; zaten hayatımızın büyük kısmı ekranların önünde geçiyor, beynimiz uyarılıyor, radyasyon alıyoruz. Kitapların topraklayıcılığına inanıyorum.
Türkçe kitap paylaşamıyorsunuz...

K.G: Türkçe kitapları da paylaşıma açsaydık izdiham olurdu. Kontrol edemezdik. Türkçe kitap satışları düşerdi. Yayınevleri ve kitapçıların ziyaret edilmesinden yanayım.

Urduca ya da Kürtçe yayın paylaşıyor musunuz? Yoksa yalnızca Avrupa dilleri mi var?
E.S: Almanca ve İngilizce ile başladık ve sonra Fransızca kitaplar eklendi. Yeni dilde bir kitap geldiğinde çok heyecanlanıyoruz; çünkü biliyoruz ki bu sayede yakın gelecekte hem bu dili ana dili olarak konuşan, hem öğrenmeye çalışan pek çok insanla tanışacağız. Shadi’nin Farsça kitapları iki hafta önce paylaşıma açıldı. Bu ay içerisinde Şiyar Bahadır’ın el yazması Arapça, Farsça ve Kürtçe eserleri de yolda. Her dildeki kitaba BookSerf’de hep yer var.

Kitaba talip olan kişinin siteye üye olması, önceki ödünç alımlarına dair bir kayıt ya da puan sistemi var mı?
E.S: Bize neden o kitabı okumak istediğinden bahseden samimi bir mesaj göndermesi yeterli. Sonrasında zaten tanışıp arkadaş oluyoruz, çeteleye ne hacet.
K.G: Kitap değişimlerinin listesini tutuyoruz, ayda en fazla kitap ödünç alıp verenleri kitap hediyeleri vermek için. Bize yardım etmek isteyen yazılımcılarla tanışırsak siteye rozet ve belirli görevleri yerine getirdikten sonra açılan karakterler koyup oyunlaştırabiliriz.

Site paylaşımlara henüz bir garanti vermiyor. Ödünç verilen kitabın geri gelmeme riski var. Öyle değil mi?
E.S: İlk buluştuğumuzda sohbet edip tanışıyor ve kitabı verirken de keyifli bir fotoğrafını çekiyoruz. Sosyal medya hesaplarından da ekleşiyor ve ayrılıyoruz. İki haftalık sürenin sonuna yaklaşırken eğer henüz hiç konuşamadıysak bir tarih için sözleşiyoruz. En kötü ihtimalde, art niyetli biri olursa da onu sosyal medyadan paylaşarak arkadaşlarından kendisinin kitabı artık getirmesi konusunda duyuru yapacağımızı da önceden belirtiyoruz. Sokaklara stencillarını bile yaparız “getirmedin kitabını” diye! Ne mutlu ki daha hiç böyle bir kitap sevdalısıyla tanışmadık.
K.G: Her şeyde risk var; ama bana öyle geliyor ki hayata güvenmezsen, o da sana güvenmiyor. Kitap alan veren sayısı arttıkça elbet 1-2 kitap geri gelmeyebilir.

Tümüyle sosyal sorumluluk girişimi mi bu? Sitenizde reklam yok. Nereden geliyor bu değirmenin suyu?
E.S: Henüz hiç su gelmedi. Diğer projelerimizden kazandığımızla tüm giderlerimizi karşılayabiliyoruz hâlâ; maddi destek veya imkan desteği ile yapabileceğimiz o kadar çok proje var ki bir yandan da BookSerf’i kendisine imkân yaratabilen bir proje haline taşımayı da istiyoruz.
K.G: Evet, değirmende su yok; ama tepe bin değirmenin suyuyla dolu bulutlar var. Yeterince çalışıp güzel şeyler üretirsek sonunda yağmur yağacağına inanıyorum.

Bir noktadan sonra para kazanmaya başlayacak mısınız?
K.G: Para kazanmak istiyoruz ki kafamızda canlanan şeyleri başka insanlar yardımıyla gerçekleştirelim. Kazanacağımız paranın çoğunu yine işlerimizde harcayacağız, başkalarıyla bölüşüp daha büyük çapta düşünebileceğiz vs...

Paylaşımcılar niye size para kazandırmak için kitaplıklarını paylaşıma açmaya devam etsin?
E.S: İnsanların BookSerf’e gelme sebepleri de yeni insanlarla ve kitaplarla tanışmak, yapılan aktivitelere katılıp yazarlarla sohbet edebilmek. Bu süreçte yaptığımız defter, kitap, yazar kartları veya röpteşambırların satılması çok yıldırıcı olmayacaktır.
K.G: Paylaşım hep bedava kalacak. İş ve dünya hakkında fikirlerimiz sürekli değişiyor. Amacımız etrafımızdaki herkesin kazanabileceği bir model oluşturmak.

BookSerf’in yolculuğuna nasıl destek olunabilir?
K.G: Büyük hayallerimden biri BookSerf’ü Meclis’e dahil etmek. Meclis için sadece yebencı yayın kuralını bükebiliriz. Mesela altı Türkçe’ye iki yabancı yayın. Kürt milletvekilleri Türkçe ve Kürtçe kitap paylaşabilirler örneğin.