“Rambo” Veliaht hızlı gidiyor
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Times iddia diyor ama kişisel kanım bunun yüzde yüz gerçek olduğu. Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Filistin Lideri Mahmud Abbas’a ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Barış Planı’nı kabul etmesi yönünde baskı yaptığı haberinin “gerçek” olduğuna inanıyorum. “Ya kabul et ya da görevini bırak” demiş meğer Prens cenapları.

Prens Muhammed, Trump’ın kesin desteğiyle bölgede Suudi Arabistan için sıkıntı yaratan ne tür bir sorun varsa “halli” yönünde adımlar atmada kararlı olduğunu Lübnan Başbakanı Saad Hariri’yi istifa ettirerek gösterdi, bilindiği gibi. Bu artık sır olmaktan çıktı. Hariri, üstelik ülkesinde değil, Suudi Arabistan’ı ziyaret ediyorken, Hizbullah ve İran’ı suçlayarak “ölüm tehdidi” aldığını söyleyip istifa etti, ülkesine de dönmedi ya da yaygın kanıya göre “dönemedi”. Bunun bir tür “alıkoyma” olduğu anlaşıldı zamanla. Başta Lübnan’dan olmak üzere yükselen tepkiler sonucu Hariri, herhalde dönmesine izin verilmiş olmalı ki, dün “iki gün içinde Lübnan’a döneceğini” açıkladı. Ama ailesinin Suudi Arabistan’da kalmaya devam edeceğini de belirterek. “Rehin alma” bir başka hal alarak sürüyor yani.

Dolayısıyla, Veliaht Prens’in yine ülkesine yaptığı bir ziyaret sırasında, zaten başından beri zayıf bir liderlik gösteren, ancak ABD ile batıya olağanüstü yakınlığı nedeniyle oturduğu koltukta kalabilen Filistin lideri Mahmud Abbas’a baskı yapabileceğine inanıyorum.

Bu yaptıklarının İsrail’in işine yarayacağını Prens’in bildiği kesin. Bundan bir rahatsızlık duyduğu da yok. İran’a karşı, İsrail’le işbirliği yapabilecekleri yolunda açıklamalar yapan Suudi yetkililerden de haberdarız ayrıca. Hamas’tan yola çıkarak “terörist İslamcı örgütleri” lanetlediği için İsrail’in takdirini kazanan Suudi Arabistan Başmüftüsü de İsrail’den davet aldı bile.

Veliaht Prens Muhammed’in Abbas’ın kabul etmesi için baskı yaptığı Trump’ın Ortadoğu Barış Planı da ne ola ki acaba? Bir kere bu plan üzerinde Trump’ın damadı/danışmanı Jared Kushner öncülüğünde Trump’ın baş müzakerecisi Jason Greenblatt, ulusal güvenlik danışman yardımcısı Dina Powell ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman birlikte çalıştılar. Adının açıklanmasını istemeyen İsrail’li bir diplomat Al Monitor’a söz konusu anlaşmayla “İsrail’in güvenlik çıkarlarının daha önce hiç olmadığı kadar” korunacağını açıklamıştı.

ABD, IŞİD’ı bertaraf etmeyi (bu konuda pek inandırıcı değil bence), bölgede Esad’sız bir ateşkes oluşturmayı (bu da gerçekçi değil elbette) ve İsrail-Filistin Barışı’nı sağlamayı hedefliyor. Bunun için de çalışacağı üç ülke var: Mısır,Ürdün ve Suudi Arabistan.

Ürdün neyse de Abbas’ı sıkıştıracak iki ülke Mısır ile Suudi Arabistan. Abbas’a dilediklerini Mısır’a Refahiye Kapısı’nı zaman zaman kapattırarak yaptırabilirler ki tüm insani yardımlar vs bu kapıdan gidiyor Filistin’e. Suudi Arabistan da Mısır üzerinden de (şu sıralar ilişkileri çok iyi) baskı yapabilir.

Abbas bu baskılara ne kadar dayanabilir? Asgari ve eşit toprak mübadeleleri hariç 1967 sınırlarının tanınmadından, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti kabul edilmesinden vaz geçebilir mi?

Zayıf bir lider omasının yanı sıra, her ne kadar şimdi Filistin’de El Fetih ve Hamas’ın uzlaşmasıyla yeniden birlik sağlanmış da olsa ittifakların aniden yön değiştireceği bir coğrafyada yarın ne olacağı belli mi olur? Filistin’de ABD’nin Barış(!) Planı’na onay vereceklerin çıkması halinde ciddi bir bölünme de yaşanabilir, ardından çatışma da.

İslam dünyası tarafından yalnız bırakılmış, Suudi Arabistan gibi İslam dünyasının başına bela olmuş ülkelerin kendi çıkarları için sürekli feda ettikleri Filistin, Suudi palavra krallığının yeni “kabadayısı” Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sofrasındaki “menü”ye dönüşmüş durumda. ABD planını kabul etmesi için Filistin’e baskı yapması ile İran’a biraz yaklaştı diye Lübnan Başbakanı Hariri’yi istifa ettirip ABD/İsrail’i mutlu etmesi ABD’nin bu “Arap Rambosu”nun daha sonraki marifetlerinin ilk örnekleri bence. Bakalım daha neler yapacak göreceğiz.

Mahmud Abbas nasıl tavır alamaz bilemem, ama Filistin önce “din kardeşlerinden” kurtulmaya bakmalı.

Gerisi kolay gelir.