Rangers-Celtic derbisi, kaldığı yerden…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Şimdi çok uzak, berbat bir hatıra gibi görünse de, 2012 senesinin yazında bütçesindeki mali açığı ve vergi borçları nedeniyle küme düşürülmüştü İskoç futbolunun devlerinden, kökleri 1872 senesine kadar uzanan Glasgow Rangers, dünya futbolunun en fazla kupa kazanmış takımı. Ülke futbolunda kazandıkları 54 şampiyonluğun yanında, 1961 ve 1967 senelerinde finalde kaybedip, 1972 senesinde kazanmışlar Kupa Galipleri Kupasını. Onların kaleminin kırıldığı zamanlarda bizim adalet fakiri coğrafyada, o meşhur Kulüpler Birliği toplantısında, “Fenerbahçe’siz bir lig olmaz!” söyleminin akabinde 58. madde bir gecede değiştirilmiş, temizlik amacıyla apar topar göreve getirilmiş çiçeği burnunda TFF’nin “şike yoktur!” kararıyla mesele kapatılmıştı. Kişilerle kulüpleri ayırma komedisinin son perdesinde mutlu olmuştu yayıncı kuruluş, dönmüştük bıraktığımız yerden o kötü filme. Madem adaletten açtık konuyu, bu vesileyle kendi kurdukları kurumun zarar görmemesi için tek celsede bitirilen Ensar Vakfı davasını da hatırlamadan geçmeyelim, tarih yazacaktır!

Futbola dönersek, temizlenmek için tarihi fırsatı kaçırmış ülke futbolu o tarihten sonra paraşütsüz düşüşe devam ederken, uzaklarda, İskoç bayırlarında bir süre çile çekmiş ama gelecek sezon bıraktığı yerden devam edecek, geçtiğimiz günlerde kupa yarı finalinde ezeli düşmanı elemiş İskoç devini hatırlayalım bu hafta…

• • •

2012-2013 sezonuna ülke futbolunun 4. Liginde başlamıştı mavi beyazlılar. Ibrox Stadı’nda, East Stirlingshire’a karşı oynadıkları ilk maçlarını 49.118 taraftar izlemiş, alt liglerde o gün kadar görülmemiş taraftar rekoru. O sezon evindeki maçlarda 45.750 taraftar ortalaması yakalarken, İskoç bayırlarında çıktığı deplasmanlarda birkaç bin taraftar önünde oynuyordu. Mesela, taraftar rekorunun kırıldığı Annan deplasmanında 2.517 taraftar yer almış tribünlerde. Sezonun sonunda en yakın rakibine 24 puan fark atarak şampiyon oldular…

Bir sonraki sezonda oynadıkları 33 maçta yenilgi almadan 102 puanla ipi göğüslediler. O sezon Ibrox Stadı’ndaki taraftar ortalaması 42.938… 2014-2015 sezonunda Champonship’i üçüncü sırada bitirirken iki maç üzerinden oynanan play-off’u Motherwell karşısında 6-1 kaybediyorlardı. O sezon kulübün eski futbolcusu Ally McCoist görevinden istifa ediyor, gidişattan hoşnutsuz taraftar hafiften küsüyordu. O sezonun Ibrox ortalaması 32.798…

Bu yazının yazıldığı zamanlarda İskoç Premier Ligi’nin bir altında, Championship’te oynadığı 32 maçta topladığı 79 puanla en yakın rakibi Falkirk’e 13 puan fark atarak şampiyon oldu Glasgow Rangers, o coğrafyanın pek sevileni. 2016-2017 sezonunda yeniden İskoç Premier Liginde mücadele edecekler, haliyle futbolun en büyük derbilerinden “Old Firm” kaldığı yerden devam edecek. Kaderin cilvesi, şampiyonluklarını ilan ettikleri zamanlarda, güzel bir nisan gününde, onca zamandan sonra İskoçya Kupası yarı final maçında 50.069 taraftarın önünde karşı karşıya geldi iki takım. Maçtan önce maçın oynanacağı Hampden Park Stadı civarındaki sokakların kaldırım taşlarını mavi beyaz boyamış Rangers taraftarları, eh Celtic taraftarı da boş durur mu, onlar da boyayı fırçayı kapıp maviyi yeşile döndürmüş!

İlk dakikalardan itibaren mavili takım, Celtic kalesini ablukaya aldı ve Kenny Miller’in 16. dakikada attığı golle 1-0 öne geçti. Celtic’in yedek kulübesinde bizim coğrafyada da top koşturmuş Kazim-Richards ile birlikte sadece dört futbolcu yer alıyordu.

İkinci yarıya daha istekli başlayan deplasman takımı Sviatchenko’nun 50. dakikada attığı golle beraberliği yakalıyor, normal süresi beraberlikle biten maçı uzatmalara taşıyordu. Rangers topla yüzde 61’lik oynama oranıyla maçın büyük bölümünde üstünlük sağlıyor, uzatmalar sonunda 2-2 biten maçı seri penaltılar sonucu 5-4 kazanıyordu. Uzatmalarda takımının beraberlik golünü kaydeden Tom Rogic’in seri penaltılarda kaçırdığı penaltı sonucu belirledi. Finalde Hibs ile karşılaşacak Rangers ve ülke futbolunun tarihinde ilk kez en üst ligden bir takım finalde yer almayacak…

Rangers’dan dem vurup ezeli düşman Celtic’i hatırlamamak olmaz elbet. Futbolun büyük derbilerinin altında mezhep ayrılığının yarattığı nefret yatar. Celtic Katoliklerin, Rangers ise Protestanların takımıdır ve birbirlerinden ölesiye nefret ederler. Rangers’ın düşüşünden sonra ligde rakipsiz kalan yeşil beyazlılar arka arkaya üç sezonda şampiyonluk yaşadılar. İskoç Ligi de, bizim “Kurşunlu” Süper Ligimiz gibi rekabetsizlikle lanetli anlayacağınız!

Her ne kadar Rangers’ın düşürüldüğü zamanlarda Celtic tribünlerinde “You will not be missed” (Özlenmeyeceksiniz!) pankartları açılmış olsa da, Victor Wanyama, Gary Hooper ve Fraser Forster gibi önemli futbolcularını satmak zorunda kaldılar. 2015-2016 sezonunda Celtic Park Stadı’nda yakaladıkları taraftar ortalaması 44.432, sezon başında 27 bin kombine bilet satmışlar. O sezon bir alt ligde mücadele eden Rangers’ın kombine biletli taraftarı 34 bin!

Velhasıl, Celtic’in Avrupa Kupalarında son sezonlarda aldığı başarısız sonuçları masaya yatıran TalkSport’un konu üzerindeki kelamı gerçek oldu, iki köklü kulüp adına da hayırlara vesile olsun…

“The only thing Celtic need this season is for Rangers to get promoted!” (Celtic’in bu sezon ihtiyaç duyduğu yegâne şey Rangers’ın Premier Lig’e terfi etmesi!)