Rant makinesine kolunu kaptırmak
TARIK ŞENGÜL TARIK ŞENGÜL

Son günlerde büyük projeler konusu “büyük gündem” izin verdiği ölçüde medyada kendine yer buluyor. Daha doğrusu o gündemle ilişkilendiği ölçüde dikkate alınıyor. T24 sitesinde çıkan bir haberde, Davutoğlu’nun “işine son verilmesine” yol açan sürecin gerisinde büyük projelere verilen garantiler konusunda Davutoğlu’nun rahatsız olup, garanti oranlarını aşağı çekmek istemesi ve bu girişimden de Erdoğan’ın rahatsız olmasının bulunduğu öne sürüldü.

Yani denilen şu, bu şirketlere öyle yüksek oranda garantiler verilmiş ki, bu durum Davutoğlu’nu bile çileden çıkarmış, onun çileden çıkması da Erdoğan’ı çileden çıkarınca Davutoğlu’na yol gözükmüş!

Biz haberin yalancısıyız ama bu garantilerde esaslı bir sorun olduğu da ortada! Davutoğlu garantileri fazla bulmuş ama durumdan garantiyi alan firmalar da nedense memnun gözükmüyor. Bakın bir kaç gün önceki gazete haberi ne diyor;

“Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, 3. Havalimanı’na gelecek yolcu ve araç sayısının belli olduğunu belirterek “Eğer yeterli metro ve demiryolu yapılmazsa 3. Havalimanı açıldığında İstanbul’un başına bela bir yatırım olacak” dedi. Liman ve havalimanını yapıp entegre sistem tamamlanmazsa yapılan yatırımların hepsinin boşa çıkacağını vurgulayan Özdemir, “Havalimanı’na gelen yolcuları taşıyacak karayolu, demiryolu, metro 2 yıl önce söylememize rağmen ihalelerini bile yapmaya muvaffak olamadık. Bunları yapmazsak limanlarımız, havalimanlarımızın hepsi açıldığında İstanbul’un başına bela olacak yatırımlar haline gelecek” dedi.

Nedir bu garantici müteahhidin sıkıntısı? Sıkıntı şu; bu arkadaşımız gelir garantisi ile bu projeyi almış yapıyor. Ne var ki havalimanı bittiğinde havalimanı ile İstanbul arasında yolcuları taşıyacak ulaşım sistemi ve altyapı çalışmaları henüz ortada yok. Arkadaş metro bekliyor. Diyor ki; “bunlar yapılmazsa limanlarımız, havalimanlarımız başa bela olacak”!

Aslında Özdemir’in bu konuda bir sıkıntısı yok. Söylüyor “3. Havalimanı’na gelecek yolcu ve araç sayısı belli”. Daha doğrusu o sayılar kendisi için belli. Çünkü o sayılar ister gelsin, ister gelmesin, devlet o sayıları kendisine garantilemiş, gelmezlerse aradaki farkı devlet Özdemir’e ödeyecek. Yani açılma günü geldiğinde, insanları taşıyacak metro ve yol sistemi kurulmamış olsa da, kendisine o rakamlar üzerinden ödeme yapılacak.

Özdemir’in korkusu bir tane uçağın inmediği bir yer için yüklü paralar almanın yaratacağı toplumsal infial olmalı. Bela olacak dediği de, böylesi bir durum galiba!

Kendisi bu durumu iki yıl önce söylemiş. Öyle bakarsanız, ben bu durumun ortaya çıkacağını üç yıl önce söyledim; 28 Haziran 2013 tarihli BirGün’de şöyle yazmışım;

“Son dönemde ihalesi yapılan bu projeler ve finansmanı konusunda iki ana risk bulunmaktadır. Birincisi Kuzey’de öngörülen ve birbirine zincirleme bağlanmış projelerin tümünün aksamadan yürümesi gerekmektedir. Gerek 3. Havalimanı gerekse 3. Köprü’nün ekonomik fizibilitesi şu an olmayan bir talebin yaratılmasına bağlıdır.”

Birinci risk olarak söz edilen sorun giderek belirginleşiyor; havalimanı hızla ilerliyor ama onu İstanbul’a bağlayacak ulaşım sisteminin ihalesine dahi çıkılmamış durumda. Bu yapılmayınca beklenilen talebin yaratılamaması kendiliğinden gündeme gelecek zaten.

İkinci riski ben bir kez daha ifade edeyim; olası bir ekonomik krizde verilen bu garantilere konu olan sayıların hiçbirinin tutturulmasının mümkün değil. Herkes biliyor ki büyük ekonomik krizlerde ilk etkilenen uçuş sayılarıdır. İşte o zaman devlet bir yandan ekonomik krizle baş etmeye çalışırken, bir yandan da bu garantici müteahhitleri doyurmaya çalışacak.

Sorun şu ki benim gibi, uzmanlık alanı bu konular olan bir kaç kişi bu sorunlar üzerine yazıp çiziyor. Ancak bu konuların gündemde yer tutabildiğini söyleyebilmek mümkün değil. Oysa bugün AKP projesinin dayattığı otoriter muhafazakârlık Türkiye’yi siyasal alanda çökertmeye ne derece namzetse, ekonomiye hakim olan rant yaratma-dağıtma düzeninin en tepesine çöreklenen devlet garantili büyük ölçekli projeler de ekonomiyi çökertmeye o derece aday.

Bu konular ne zaman büyük siyasetin gündemine girecek? Ekonominin çöktüğü gün mü? Rant makinesine kolunu kaptırmış düzenle ya bugün yüzleşeceğiz, ya da çok geç olacak!