Recepler arasındaki Cüneyt!...
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Halkın gündemi ile AKP’nin gündemi farklı!.. Halk, iş ve aş peşinde, açlık ile yoksulluk arasında ezilmiş kurtuluş yolu arıyor!..

İktidar, “tek adamını” teokratik oligarşinin başına en kestirme yoldan geçirmenin hesaplarını yapıyor… Yapılan hesaplar, aslında AKP’yi de yok edecek bir yıkım projesi. Farkında değiller!.. Binmişler bir alamete, paldır küldür gidiyorlar felakete!.. Acı veren görüntü ise içinde bulunduğumuz bu durumun sadece AKP’lileri tehlikeye atmakla kalmayacağı, ülkeyi de cehennem ateşi ile yakacağı gerçeğidir!..

•••

Rejim değişti!.. Değişim şimdi daha da belirginleşiyor!. Türkiye’yi yöneten siyasal ve kamusal kurumlar devre dışına itildi. Artık yasa, yönetmenlik, kurallar ve etik gibi kavramlar geçerli değil. Halk, kendi gerçek gündeminden uzaklaştırıldı. Aç ve işsiz bırakılmış, üstüne üstlük yaşayabilmek için borçlandırılmış insanlar, çare ararken, bilinçli olarak yaratılan terör ve darbe girişimleriyle korku çukuruna doğru itilmektedirler!.. TV’ler, radyolar ve basın iktidarın elindedir. Müthiş bir algı yönetimi vardır, bu yolla ülke üzerinde vahşi baskı oluşturulmaktadır!..

•••

OHAL, yargı ve hükümeti AKP Genel Başkanı’na teslim etti. Meclis demokratik parlamenter düzene uygun çalışmıyor. 3 Kasım 2019 seçimlerini beklemeden hükümeti, meclisi ve de yargıyı eline alan “tek adam,” anayasa ve yasalara uymayan keyfi uygulamalara şimdiden başladı bile!

•••

Komşularımızda boğuşma devam ederken, biz “bir gece ansızın vururuz” naraları atarak, kanın durması, barışın oluşması için değil, savaşın devam etmesinden yana tavırlar sergiliyoruz. Gerekçe belli. 2023 ütopyası olan “Anadolu İslam Devletine” doğru yol alma!.. Bu hayalin oluşması mümkün değil. Ancak her geçen gün yapılanlara karşı koyulmaz ve laik demokrasiden yana tavır alınmazsa hayaller yaşama geçebilir!..

•••

Bakın son 10 gündür bir demokrasi utancıyla karşı karşıyayız!.

RTE, başta büyükşehir belediye başkanları olmak üzere bazı AKP’li belediye başkanlarının görevlerini bırakmasını istedi... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Düzce ve Niğde belediye başkanları daha önce bu çağrıya istifa ederek cevap verdiler…

•••

RTE, Ankara, Bursa ve Balıkesir büyükşehir belediye başkanlarına da aynı çağrıyı yaptı.

Balıkesir Belediye Başkanı “İrade-i Külliye”ye dikkat çekti… Bursa ve Ankara büyükşehir belediye başkanları direnmeye çalışsalar da sonunda Saray’ın dediği oldu. Ama Ankara Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek cevap yerine giderayak Ankara’da 41 parseli 1.4 milyar TL’ye sattı.

•••

Belediye başkanlarının istifa etmesini istemek, ne demokrasiye, ne yasalara ne de siyasi etiğe sığmamaktadır. Dünya’da demokratik ülkelerde benzeri örneği var mı? Zannetmiyorum. Ama bu uygulama hibrit demokrasiye sahip olan Türkiye’de bile ilk kez oluyor!..

•••

AKP’li belediyelerde yapılan haksızlıkları ve yolsuzlukları bilmemize karşın ilkesel anlamda bu talep, siyasete ve de ahlaka sığmayan bir zorlamadır!.. Halkın seçtiği, görev verdiği ve ancak yeniden yapılacak seçimlerde hizmetlerini değerlendirecek demokratik yönteme aykırı bir yoldur!.. Kısaca yolsuzluk ve hırsızlık gibi suçlar dışında, seçimle gelenin seçimle gitmesi, demokrasinin vazgeçilmez kuralıdır…

•••

Hele hele “Ben atadım. Ben alırım!..” anlayışı ile hareket etmek, bırakın demokrasiyi özümsemeyi, en hafif ifadeyle “tek adam hırsının dışavurumundan” başka bir durum değildir!.. “İstifa etmezseniz gereği yapılır! Sonuçlarına katlanırsınız!” tehdidi ise yasalara göre suçtur!.. Ayrıca devlet nezaketine de uymaz!.. Hoş! Daha geçenlerde CHP’li Çanakkale Belediye Başkanı’na nezaket dersi vermek isteyen ve bir AKP’liyi güya kadın olduğu için koruyan anlayış, şimdi kendi arkadaşlarına en büyük saygısızlığı yapıyor!..

•••

Türkiye şu gerçekleri öğrenmek istiyor!.. İsmi geçen ve de gelecekte adları geçecek olan Belediye Başkanlarının görevlerini bırakmalarını talep etmenin gerçek sebebi nedir?..

•••

Şayet bu başkanlar FETÖ’cü iseler neden doğrudan yargı yolu ile gereği yapılmıyor!.. Kadir Topbaş ve istifa eden diğerleri neden şimdiye kadar yargının önüne çıkmadı?.. En sade memuru bile FETÖ’cü diyerek açığa alan hatta tutuklayan yargı neden şimdiye kadar harekete geçmedi?..

•••

Aynı şekilde; şayet bu başkanlar yolsuzluk ya da hırsızlık yapmışlarsa neden hemen savcılıklar duruma el koymuyor? Halkın hakkını, kentlinin hizmetini,tüyü bitmeyen yetimin geleceğini çalıyorlarsa neden AKP iktidarı olarak duruma el koymuyorsunuz?.. Yoksa hırsızlıklarını saklamak mı istiyorsunuz?..

•••

Başka bir çelişki daha ortada duruyor!.. Deniliyor ki; bu başkanlar istifa ettiklerinde tekrar AKP’de görev alabilecekler! “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..” Suçları varsa, neden AKP’de kalmaları sağlanacak? Suçları yoksa neden görevden alınıyor?

•••

Daha büyük gaf ise; “Şayet istifa etmezlerse İç İşleri Bakanlığınca görevden alınacağı şantajı!”

“Kayyum Atanacağı korkutması!..” Bu açıklamaları duydukça AKP’nin rejimi değiştirerek tek adam yönetimine ne kadar angaje olduğu açığa çıkıyor!..

•••

Nereden bakarsak bakalım durum vahim!.. Yasalara, kurallara, liyakate, hakka uymayan “keyfi uygulamalar” önce kendi belediyelerinde daha sonra kamu kurumlarında ve hatta özel sektörün her alanında da görülecektir!..

•••

Hukuk devleti olmaktan çıkınca ve OHAL’le yönetim devam ettikçe, “tek adam yönetimi” pekişecektir!.. Böylece ülkede var olan her türlü faaliyette, adalet, hak ve hukuka riayet etme anlayışı değişecek, kurallara uymama keyfiyeti gelişecek ve katmanlar arasında ayrışma daha da hızlanacaktır!..

•••

Bu sosyolojik değişimin son örneği pazar günü yapılan Galatasaray/ Fenerbahçe derbisinin hakemi Cüneyt Çakır’ın maçı yönetme anlayışında görüldü. Türkiye’nin iki büyük kulübü, dünyada önem verilen 6. büyük derbiyi oynarken Çakır, adeta bilinçli hatalar yaparak, statta bulunan 50 bin seyirciye, TV’leri başında seyreden yüzlerce milyon izleyiciye hak veadalete saygı duymadığını gösterdi!..

Kasıtlı çalınan düdüklerinden, yanlış kararlarından, seyirciyi tahrik eden tutumundan kendini hiç sorumlu tutmadı!..Harcanan alınterini, emeği, sportif geleceği ve toplumsal barışı bir çırpıda yok etti!..Neden?..

Çünkü biliyor ki; bu ülkede birisinin kolladığı ve koruduğu kişi olarak verilen talimatlara uydukları sürece adaletten ayrılmış olsalar da korkmalarına neden yoktur!..

•••

İstifaları istenen belediye başkanları da milletvekilleri yada örgüt yöneticileri de tıpkı kamuda çalışanların yaptığı gibi birisine bağlı çalıştıkları sürece güvende olacaklarını düşünüyorlar!.. Bu kervan böyle yürümez!.. Halkın kararının dışında var olan yönetimler, demokrasi, hak, hukuk, eşitlik ve özgürlük kavramlarını terk eder, emeği sömürmek üzere siyaset yapmaya devam ederse orada adalet ve barış oluşmaz!.. Bilinmeli ki; Tek adam düzeni adalet ve barışın önündeki en büyük ve tehlikeli engel olacaktır!.. 3 Kasım 2019 seçiminde kurulmak istenen bu düzen yıkılmak zorundadır…