Recepler satırlar özgürlükler
HÜSNÜ ARKAN HÜSNÜ ARKAN
“Bizim işimiz gerçeği değiştirmek… Bugüne kadar zulüm görenleri birinci sınıf vatandaş haline getirmek…”

Bizim işimiz gerçeği değiştirmek… Bugüne kadar zulüm görenleri birinci sınıf vatandaş haline getirmek…

“Hepsini mi?”

Hepsini tabii… Bak ne yazıyor bu gazetede… Oku, oku… Oku da öğren!

Okuyorum… Gazetenin tarihi 2 Nisan 1947…

Recep Peker, İstiklâl Mahkemelerinin henüz kaldırılmadığını hatırlattı…

Bizde Recep çok…

Adam bakmış iktidarı kaybediyor… Demokrat Parti’ye tehdidi basmış…

“Ayağınızı denk alın; İstiklâl Mahkemelerinde sürüm sürüm süründürürüz” diyor…

• • •

Oku! Bunu da oku! Ne demiş Kemal Satır? Oku da öğren!

“Ne demiş?”

Biz istersek Demokrat Parti’yi kapatırız diye buyurmuş… Nitekim istemiş ve kapatmış… 5 Aralık 1947’de söylemiş…

E bizde satır da çok…

İktidarı eline alan doğruyor…

• • •

Bak, bak… Asıl bunu oku… 22 Ocak 1961 tarihli Cumhuriyet gazetesinden bir haber...”

Okuyorum…

“İstanbul Valiliği gericilerin sakallarının kesilmesine karar verdi…”

Vay anasını…

Peki, sakal sahibinin gerici olup olmadığını nasıl tespit edecekler?

Orasını sen düşün! Benim vatandaşımın sünnetine gözlerini dikmişler… İşte biz bu gerçeği değiştirmeye geldik… Bizim işimiz gerçekle!

Peki, sakalsızların gerçeği ne olacak? O değişmeyecek mi?

Değişecek tabii… Bugüne kadar değiştirdik, bundan sonra da değiştirmeye devam edeceğiz…

Taşeron şirketler?

Devam edeceğiz, devam edeceğiz… Değiştirmeye devam edeceğiz…

İş güvenliği, partiler yasası, sendikalar yasası, seçim yasası?

Devam edeceğiz, devam edeceğiz…

Neye devam edeceksiniz? Değiştirecek misiniz, değiştirmeyecek misiniz?

Devam edeceğiz… Kararlıyız, devam edeceğiz… Gerçeği değiştirmek o kadar kolay değil…

Ne kadar zor?

E kolay değil… Ama bizim de bazı yöntemlerimiz var… Gerçeğe kıçınızı dönerseniz hemen değişiyor… Mesela Kobani Araplarındır… Sen kızını bir erkeğin kucağında görmek ister misin?

Madencilerin gerçeği?

İş kazasına uğrayanların gerçeği…

Onlar uğruyorlar… Bazen uğruyorlar… Biz de bütçe elverdiğince gerçeklerini değiştiriyoruz… Şehit diyoruz; daha ne istiyorlar?

Şehit değiller mi yani?

Eh yani… Bakıyorsun… Hani bir cihat olayına girmemişler… Tamamen bizim iyi niyetimizdendir… Birinci sınıf vatandaş haline getiriyoruz…

• • •

Özgürlüklere inanıyor musunuz?

Ben demokrasiye inanıyorum… Demokraside kimse kendi sınırını aşmaz; haddini bilir… Oyunu verir, oturur susar… Beğenmiyorsa gider bir başkasına oyunu verir; yine oturur susar… Susmak en büyük erdemdir, en büyük irfandır…

Özgürlükler?

Öyle olmaz… Öyle özgürlük olmaz… Olmasın… Milletin muvafakatının, milletin iradesinin üstünde rey olur mu? Biz öyle konjonktürle filan gideceklerden değiliz… Hukukun üstünlüğü filan diyorlar… Öyle şey olmaz… Aslolan iradedir… O da bende var… Hem özgürlük dediğin şey elle tutulur, tarif edilir bir şey mi? Herkese uygun mudur? Çok mu gerekli? Bak, demokrasi dediğin şeyi elle tutabiliyorum, elleyebiliyorum… Heykel çamuru gibi… Sabaha kadar oyna… Ayakkabı kutusuna koy, gemi yap, AVM yap, icap ediyorsa ağaç yap… Özgürlük öyle değil ki…

Sen kızını bir erkeğin kucağında görmek ister misin?

Mesele budur…