Referandum sonucu, medyaya ne diyor?
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Referandum sonuçları bu kez biraz geveze çıktı. Üzerlerindeki derin şaibeyi ve YSK skandalını yadsımıyorum ama görünen kadarı bile çok konuşuyor. Herkese bir şeyler söylüyor. Hızını alamayıp medyaya da bir şeyler söylüyor. Bunlara kulak asacak bir medya sağduyusu kaldı mı bilmiyorum ama bu haftaki Köşe Vuruşu’nda referandum sonucunun medyaya söyledikleri üzerinde madde madde durmak istiyorum.

Havuz medyaya

İktidar (ya da havuz) medyasının durumu malum. Sabah-akşam su sızdırmaz bir şekilde “Evet” propagandası yapıldı. Bu propaganda sırasında “hayır”cıların konumlandırması büyük oranda “terörle” özdeşleştirilerek yapıldı. Bunun yanlışlığı sonlarda fark edilip “hayır” diyene de saygımız var noktasına geldiyse de başta kırılan kalpleri onarmaya pek yetmedi. Havuz medyanın hem rating oranlarına hem de seçim sonuçlarına bakıp Türkiye’nin yarısına “Terörist” dedik acaba bizi izler / okurlar mı, ola ki izlediler bize güvenirler mi diye bir sorması lazım. Gerçi bunu soracak bir mekanizma olsa o yayınları yapmazdı ya neyse…

TRT’ye

Biz, TRT Arşiv’deki liderlerin 80 ve 90’lardan kalma açık oturum görüntüleriyle eğlene duralım, bugünkü TRT neredeyse her saniyesinde “evet” propagandasıyla doluydu. Öyle ki, bazı haber bültenlerinde muhalefetin haber sırası Bilal Erdoğan’dan bile sonra ve çok daha azdı. Kamu spotu görünümlü “Evet” reklamlarından tarihi dizilere kadar her saniye propaganda yapıldı ama bu Türkiye’nin en fazla yarısını ikna etmiş gibi. Türkiye’nin tamamının vergileriyle sübvanse edilen TRT’nin etik / yasal durumunu geçiyorum etkisizliğine bakar mısınız? Zaten Gezi Direnişi sırasında insanların kendi vergileriyle finanse ettikleri kanalın özerkliğinin değil bazı özel kanalların kapısında olması çok şey anlatıyordu ama buna da neyse…

Doğan Medya’ya

Şunu kabul etmek gerek, Doğan Medya üzerinde büyük basınç vardı. Çeşitli konularda köşeye sıkışmış olabilir. Geçmiş seçim dönemleri öncesinde gelen (sonra uzlaşılarak bir kısmı affedilen) vergi cezaları bir tedirginlik yaratmış olabilir, 15 Temmuz sonrası gelen “kabul görme” davranışı cesaret vermiş olabilir ama bu seçimin kaybedenlerinden biri Doğan Medya’ydı. CnnTürk’teki tartışma programları, konuk kalitesinin eskisi gibi olmamasından ötürü gündem yaratmaktan çok uzak kaldı. Kanal D Haber beklenen rüzgarı yaratmadı. Türkiye’nin bir yarısı Doğan Medya’nın etki alanından çıkmış gibi şu anda. Hürriyet’teki birkaç yazar, ekrandaki bir iki özel isim olmasa tamamen çaptan düşecek gibi. Oysa onları iktidarın gözünde değerli yapan, hâlâ havuz medyadan daha fazlasına hitap etmesiydi. Bu değer, baskılarla hiç oldu. Referandum sonuçları onlara, “bence artık sen de herkes gibisin” dedi. Daha kazançlı olabilir belki ilk etapta ama uzun vadede işleri zor.

Fox TV’ye

Referandum gecesi ekranının rating şampiyonu ilk 4 sırada Fox TV’ydi. Bence bunun nedeni salt o geceki performans değil. Fox TV referandum öncesinde çok dengeli bir yayın politikası izledi. Öyle ki, Fox ekranında Ahmet Türk bile yer bulabildi. Bu şaşırtıcı bir şey olmamalı. Zira Meclis’teki 4 partiden birinin üyesi. Ancak öyle bir hale geldik ki bu bile şaşırtıyor. Fox TV hem öyle isimleri hem de Cumhurbaşkanı danışmanlarını art arda konuk ederek iyi bir denge kurdu. Fox TV bir haber kanalı değil ama ana haber ve sabah haberleriyle haber kanallarının açığını kapattı. Ödülünü de rating rakamlarıyla almış gibi görünüyor. Şimdi muhtemelen Fox TV üzerine baskı kuracak ve dönüştürmeye çalışacaklardır ama insanları Fox TV’ye yönelten şeyi yok etmekten başka bir şeye yaramaz. Çünkü su her zaman çatlağını bulur.

Alternatif medyaya

Bu referandum sonuçları her şeyden önce gazetecileri tutuklamanın, onların haberlerinden halkı mahrum kılmanın, insanları kolay kolay tersi görüşe ikna edemeyeceklerini söylüyor. Ancak alternatif medyaya da şunu diyor: “Türkiye’nin yarısı ekranlarda, anaakım medyada istisnalar haricinde yer bulamıyor, buradaki fırsatı değerlendirmek ister misin?” İşte bunun üzerine hepimizin düşünmesi gerekiyor. Ekonomik yetersizlikler, dengesizlikler bir tarafa, acaba o kesimin sesi olmak adına her şeyi eksiksiz yapıyor muyuz? İktidarın baskısı ve orantısız gücü bizim objektifliğimizi ne kadar etkiliyor? Bana sorarsanız, şimdi her zamankinden fazla gazetecilikte ısrar etmek gerekiyor.