Referandumdan sonra!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Aylardır süregiden tehdit, uyarı ve telkinlere rağmen Kürt Bölgesel Yönetimi referanduma gitti. Kürtlerin “yüzyıllık rüya”, karşıtlarının “ikinci İsrail” olarak değerlendirdiği referandum şimdilik “sorunsuz” şekilde geride kalsa da, bundan sonraki süreç referandumun kendisinden de sancılı olacağa benziyor.

Kuşkusuz ki bölgedeki etnik, dinsel, toplumsal fay hatlarını yeniden harekete geçiren bağımsızlık referandumunun kısa, orta ve uzun vadede ciddi sonuçları olacak. Her kriz bir başka krizi tetikleyecek, ortaya çıkacak enerji bölgesel bir kaosun fitilini ateşleyebilir.

Bu gerçeklik bölgedeki felaketin baş sorumlularından ABD’yi dahi temkinli açıklamalar yapmaya itiyor. Trump’ın Uluslararası IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk’un “Referandum sonuçları tamamen kontrol edecek güçte olmadığımız bir şey. Bu çok sayıda risk taşıyor” derken Ortadoğu’ya özgü bölgesel bir gerçekliğe işaret ediyordu.

Eylül 25 itibariyle artık yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Bundan sonra aktörlerin her birinin atacağı adımlar bu gerçeklik ve mevcut durum çerçevesinde olmak zorunda. Dün itibariyle atılan bu bağımsızlık adımının yansımaları tüm bölgesel ve de küresel hesapların yeniden görülmesinin vesilesi olacak.

Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’nun siyasi etkileri, yansımaları ve olası senaryolarına gelecek olursak. Bu konuda da kesin ve net tespitler yapmak oldukça zor. Ortadoğu gibi kırılgan ve kaygan bir siyasal iklime sahip bölgede her şey anlık, günlük, dönemsel değişebiliyor.

Ancak 26 Eylül sabahı itibariyle referandumun muhtemel yansımalarını şöyle özetleyebiliriz;
1)
Referandum otomatikman bir bağımsızlık demek değil. O yolda atılmış büyük bir adım sadece. Yarattığı tüm siyasi çalkalanmaya rağmen bağımsızlık referandumu bir gecede devletleşmeyi gerçekleştirmez. Bu elde edilmesi için zaman gerektiren dönemeçli bir süreç. Sandık sonuçları bu yönde atılacak olası bir adımın geniş kitlelerce desteklendiğinin belgesi olacak.

2) Liderli, statüsü, konumu sorgulanan Barzani “halkının arkasında” olduğunun belgesiyle artık daha rahat hareket edecek. Irak merkezi yönetimi ve Ortadoğu’daki diğer aktörlerle oturduğu tüm masalara cebindeki referandum kararı ile gidecek. Bağdat’la eşit şartlarda iktidar ve imkân paylaşımı pazarlığına girişecek. Cebinde “bağımsızlığa evet” oyuyla merkezi hükümetin karşısına daha bir güçlü oturacak.

3) Referandum, şimdilik Mesut Barzani ve dolayısıyla Irak kürt Bölgesle Yönetimi’ne (IKBY) daha geniş alanda yetki ve imkânlar sağlayacak bir pazarlık aracı. Bağımsızlığa giden yolda önemli bir siyasî hamle. Şimdilik herhangi bir fiilî sonuç yaratmayacak.

4) İçeride ve dışarıda büyük bir sıkışma yaşayan Barzani bu hamle ile tüm eleştirileri ve kendisine yönelik saldırıları uzun bir süreliğine bertaraf etti. Kurucu lider olma hayaline bir adım daha yaklaşırken, Kürtler üzerindeki etkisini daha da arttırmış oldu.

5) Kerkük, Tuzhurmatu, Hanekin, Celavla ve Karatepe başta olmak üzere tartışmalı bölgelerin de referanduma dahil edilmesinin yarattığı sancılar uzun süre dinmeyecek. Bu bölgelerdeki Şii, Türkmen, Arap unsurlarla çatışma olasılığı bir istikrarsız aracı olarak yedekte bekleyecek.

6) Kürt Yönetimi’nin “bağımsızlık referandumu”, bölgede sorunlar yaşayan dört ülke Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi “Kürt sorunu” üzerinden birbirine yakınlaştıracak. Kısa süre önce Başika’daki birlik nedeniyle birbirine karşı sert açıklamalar yapan Irak ile Türkiye, Suriye’de karşı karşıya olan Türkiye ile İran bu süreçte yakınlaştı. Aynı şekilde Ankara Suriye ile de Rusya üzerinden temas kuruyor.

7) Şayet Kürtlerin bağımsızlık isteğine ket vurulursa, buna bir şekilde izin verilmezse, Kürtler bağımsızlıktan şimdilik vazgeçecek, ancak Irak istek doğrultusunda federal yapıdan konfederal sisteme doğru bir dönüşüm isteyecekler. Kendi parlamentosu, ordusu, istihbaratı, polis teşkilatı, müftülüğü, okulları, eğitim sistemi olan IKYB, konfederal bir sistem için bastıracak.

8) İran ve Türkiye’nin askeri bir hamlesi şimdilik zor. İran’ın müdahalesi halinde hegemonya alanı genişleyeceğinden ABD ve İsrail’in bu duruma kayıtsız kalması bölgesel çıkarları gereği zor. Olası bir saldırı ise İran’ı vurmak için bahane arayan Donald Trump’a istediği fırsatı verir.