Rejimi değiştirmek isteyenlerle neyi tartışacaksınız?!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Türk Ceza Kanunu; diktatörlüğü, ırkçılığı ve milli duyguları yok etmeyi veya zayıflatmayı hedef alan propagandaların yapılmasını amaç edinen kişi ya da kurumlara ceza verir...

Anayasa’yı yok sayan, aşağılayan, şiddet ve silah zoruyla değiştirmek isteyenlere ağır cezalar biçer!..

Nitekim geçmişte, hukukun üstünlüğüne inanan devlet(!); Anayasa’sında düşünce, ifade, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü olmasına rağmen, elinde silah olmayan, şiddet kullanmayan gençleri ‘yukarıdaki gerekçelerle’ ağır cezalara çarptırdı!..

•••
Oysa şimdi Türkiye’de; Anayasa’yı yok sayan, “Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorum, aldığı kararlara da uymuyorum, rejimi fiilen değiştirdim” diyen kişiler için hukuki müdahalede bulunulmuyor!..

İşlenen suçun karşılığındaki ağır cezayı verecek ‘yargı’ sinmiş, korkmuş, tam bir hareketsizlik içinde!..

Yani “yargı kendini işlevsiz kabul etmiş”, daha da tehlikelisi, suçun failine biat etmiş durumda!..

•••
Bugün Türkiye’yi, 15 Temmuz bahanesi ve OHAL yasasına sığınarak, “Adil yargılama yapmaktan ve insan haklarına riayet etmekten vazgeçtiklerini” pişkince dünyaya ilan eden bir iktidar yönetmektedir.

Bu durum hukuk devleti olmaktan çıktığımızın ve de Anayasa’nın fiilen askıya alındığının görüntüsüdür!..

Kısaca anayasasız bir ülke olarak, uluslararası düzlemde Türkiye’nin egemenliğinin tartışıldığı vahim bir konuma gelinmiştir!..

•••
Daha da vahimi; 93 yıllık Cumhuriyet deneyimi bulunan ve çağdaş dünyada saygın bir yer edinen Türkiye’nin, içinde bulunduğu çağdışı durumdan kurtulmak için her hangi bir çaba göstermemesidir!.

Meclis, laik demokratik Cumhuriyeti yok etmeye kararlı güçlere karşı, yasama ve yüksek yargı organlarınca “dur” denilecek yerde, bir kişinin kaprisi çerçevesinde fiili durumu meşru hale getirecek anayasayı yapmayı reform olarak görmektedir!..


•••
İlginç ve tehlikeli olan yanı ise, muhalefetin bu oyunda bilerek ya da bilmeyerek yer almasıdır.

MHP öteden beri “AKP’ye destek” verir. Şimdi de AKP’nin en sıkışmış anında, “getirin başkanlık sistemini tartışalım” diyerek, rejim değişikliği isteyenlere “ yeni bir umut” vermektedir!..

Bu çağrı, ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda çökme noktasında olan AKP’ye yeni bir kan vermiştir.


•••
Türkiye Ortadoğu’da savaşmaktadır! Her gün şehit haberleri geliyor.

Trump’ın ABD başkanlığını kazanması, PYD’ye olan hayranlığını açıklaması, Rusya’nın Suriye ve Irak politikasında yeni stratejiler belirlemesi, İran’ın özellikle Irak’la ilgili taleplerini farklı bir düzeye taşıması, bu savaşta bizi daha da kötü bir duruma sokacaktır!..

Hal böyleyken; “başkanlık sisteminin” tartışılması ve referandum kulislerinin yapılması, yani ülkenin gerçek gündeminden uzaklaşmasının nedeni iyimser düşünceyle, “muhalefetin bir sonraki adımla ilgili düşüncesizliğinden kaynaklanmaktadır!” diyebiliriz...

Ancak önceki çıkışlarını da anımsarsak MHP muhalefetinin iktidarla anlaşarak bu gündemi zorladığını anlarız!..
•••
Anlaşılamayan CHP’nin nasıl muhalefet yaptığıdır!..

Her şeye “peşinen karşı çıkmayalım, gördükten sonra karar verelim” politikası, AKP gibi hegemon partilere karşı kullanılması düşünülmeyen yanlış bir yöntemdir.

Dominantlığı kırmanın yolu, kendi doğru bildiklerinizi çekinmeden, kararlı bir şekilde dile getirmekle olur. Böylece, kendi tabanınızı konsolide etmenin yanı sıra, projelerinizin geçerliliğini ve iktidardan farkınızı açıkça halka gösterebilirsiniz.

Uygulanan politikalardaki cesaret ve iddia geniş kitleleri heyecanlandıracaktır!..

•••
“Getirsinler de görelim!..”

Bu, “konuşulan konuda” yeterli düşünce ve çözüm önerisine sahip olunmadığı kuşkusunu verecektir. Ayrıca ilkeleriniz ve programınızla inanarak ve cesurca siyaset yapılmadığınız anlamı çıkacaktır!.. Kimliğiniz sorgulanacaktır?

Örneğin; sol bir parti olan CHP, idam konusunda net bir şey söylemek zorundadır.

“Meclis’e getirmeden hayır dersek bizim yüzümüzden idam cezası geçmedi diye aleyhte siyaset yapılır” gibi bir gerekçe olmaz!

Tıpkı; “Dokunulmazlıklara hayır dersek, HDP ile aynı noktaya düşeriz!..” yanlış politikası gibi…

Bilinmeli ki; korktukça ilkelerinizden vaz geçersiniz!..

•••
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “başkanlık sistemiyle” ilgili çok net açıklamalarda bulundu…

Kılıçdaroğlu; “Bir kişinin arzusu üzerine rejim değişmez. Bir ülkenin rejimini, o ülkenin tarihsel koşulları belirler. 140 yıllık bir parlamenter sistem deneyimimiz var. Bedeller ödenerek, bu parlamenter sistem yaşatılmıştır. Bir kişinin arzusu üzerine 140 yıllık çabayı alıp, bir tarafa atacağız ve Türkiye’ye özgü bir başkanlık sistemi getireceğiz. Neden? Bir Allah’ın kulu çıkıp, haklı bir gerekçe söylesin. Bir kişinin arzusu üzerine bunlar yapılır mı?” dedi.

Genel Başkan’ın ağzından CHP bu konuda görüşünü ortaya koydu.

•••
Hal böyleyken; CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un açıklamasını nasıl değerlendireceğiz?..

Torun diyor ki; “Tartışmaya önem verdiklerini, gerçekten bu ülkenin sorunlarını çözecek mükemmel bir yapı olursa tamamen ‘hayır’ diyemeyeceklerini” belirtiyor ve ekliyor; “Biz bütün kapıları kapatıp, ‘hayır hiçbir konuyu tartışmıyoruz, görüşmüyoruz’ demiyoruz.”

Bu sözleri, normal bir zamanda bir sağduyulu siyasetçinin söylemesi gereken sözler olarak değerlendirebiliriz.

Parlamenter sistemde uygulanması gereken tavır da bu olmalı!..

Ancak karşıda “ne pahasına olursa olsun bir adama biat etmiş” bir güruh var. Böyle bir yapıyla 15 yıldır neyi tartıştınız da kabul ettirdiniz de neyi tartışacaksınız?

Onlar tartışmak değil, rejimi değiştirmek istiyor. Rejimi değiştirmek isteyenlerle ne tartışılır!

CHP’yi güçlü gösterecek tek şey, her fırsatta, “başkanlık” konusunda tartışmayacak kadar katı durduğunu ve “Parlamenter sistemin kayıtsız şartsız” tarafı olduğunu açıklamaktır..

Demokratik rejimin bekçisi olduğunu göstermelidir.

Laik demokratik Cumhuriyeti isteyen Türkiye, böylece CHP’ye güvenmelidir!..

•••
Bilinmeli ki; AKP eliyle ülkemizde sivil darbe süreci derinleşiyor!..

AKP demokrasi dışı “yeni bir rejim” kurmaya çalışıyor.

Faşizm rüzgârları demokrasi ve hukuku yok etmeye çalışıyor.

Ülkenin ilerici aydınları, laik demokrasi yanlıları, her geçen gün biraz daha kuşatılıyor. Son olarak, içlerinde Barış Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Gündem Çocuk Derneği gibi darbe ve darbe girişimi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan onlarca dernek OHAL kapsamında KHK ile kapatıldı.

•••
Tek kişinin patronajındaki “başkanlık sistemi” adına güç kullananlar, muhalefet yapan her kesime saldırılarını sürdürecekler.

Orta yerde evrensel hukuk yok, sivil darbe hukuku var!.. Parlamento fiili olarak devre dışı!.. AKP iktidarının tek dayanağı Bahçeli ve MHP!..

CHP’ye büyük görev düşüyor!..

CHP, sol partiler, STK ve sendikalarla sokağa çıkıp halkımızı örgütlemeli, eşitlik taleplerini yok sayanlar, özgürlükler ve insan haklarını gasp edenlere karşı, demokratik direnme hakkını kullanmalarına önderlik yapmalıdır!..