Resim yoksa baba da mı yok?
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Bu yıl Anneler Günü’nde annemle güzel bir fotoğrafım olmadığı için sıkıntı çekmiştim. Yani, Facebook’ta herkes çoğu siyah-beyaz, mis gibi anne fotoğraflarıyla birbirine nispet yapıyor. Kendini ikinci derecede evlat gibi hissediyorsun. Bırakın annemle fotoğrafı, annemin tek başına güzel bir fotoğrafı da yoktu. O da benim gibi fotoğraf çektirmeyi sevmezdi. Halbuki gençliğinden birkaç fotoğrafı vardır. Bizimle de tek-tük. Ama her doğum günümüzde bizim Foto Sabah’ta fotoğraflarımızı çektirirdi. Gerçi onlar da yok ya... Annemle babamın birlikte fotoğrafı da Hak getire ama biz teknoloji marifetiyle bir tane yaratmıştık.

Üstelik annem bir de, Beşiktaş’tan Çiftehavuzlar’a taşınırken itinayla “Atılacaklar” ve “Saklanacaklar” diye iki torbada topladığı fotoğrafları karıştırmış, “Saklanacaklar”ı atmıştı ki, hiç böyle bir hata yapacak insan değildi. Herhalde, diyorum baba evinden çıkmak zorunda kalması kafasını karıştırmış. Sonuçta bize de yedi kat ellerle adada pikniklerin hatırası sepya fotoğraflar kalmıştı. Elimde, kendime ve Elif’e ait olarak, onun bebek olduğu yıllardan kalma, babamın çektiği güzel dialar vardı sadece. Onları da bulamıyorum artık. Sanırım Elif kendi dialarına sahip çıkmasını bildi. Bu yüzden de Anneler Günü’nde eloğlu annesiyle birlikte çekilmiş fotoğraflarla Facebook’u süslerken, ben de Elif’le bir fotoğrafımızı koymuştum. Gerçi onu da kızımıza beğendiremedik, o başka.

Hadi Anneler Günü’nü öyle atlattık diyelim, ama bu sefer de Babalar Günü geldi çattı, Facebook bütün arkadaşlarımızın babalarının resimleriyle süslendi. Bizim babamla, ben dördüncü sınıftayken çekilmiş bir fotoğrafımız olacak, gene Foto Sabah hediyesi. Hatta gmail’de babamın iki-üç ayrı fotoğrafı vardı. Onları da Facebook’a aktarmayı başaramadım. Oysa yaptığım bir şeydi. En iyisi hiç böyle bir şey yokmuş gibi davranmak diye düşündüm. Ama bana babamın resmi yok diye, onunla Facebook’u bezemedim diye, görevimi yerine getirmedim gibi geliyor.

Ne tuhaf! Sırf bu iki günde annemin ve babamın suretlerini Facebook’a koyamadım diye kendimi öksüz-yetim gibi hissettim. Fotoğrafların hayatımıza hakim olmasının bir başka göstergesi belki. Belki de ben medya maymunluğu işine alıştım da onun için kendimi kötü hissediyorum. Öyle olsa gerek. Çünkü Facebook duvarımda orada burada çekilmiş fotoğraflar sık sık boy gösteriyor. Arkadaşlar çekiyor, ama ben de sırıtarak poz vermişim ya, siz ona bakın. Ömrümde hiç bu kadar çok fotoğrafım olmamıştı. Buna karşılık, bir arkadaşım, “Seni selfie maymunu yapacağım, Sevin abla,” dediği halde, samimi olarak hazzetmediğim selfie işinden paçayı kurtarmayı başardım sayılır.

Öte yandan, annemle babamın bana toplam on tane bile fotoğrafı kalmamış olmasına üzülüyorum. Annemin çok sevdiğim gençlik resimleri herhalde karışan torbalar faciası sırasında kayboldu. Neyse ki bizim fotoğraflarımızı halama yollardı da, onların tek-tük kopyaları var. Kayınvalidem de birkaç resim saklamış, Elif benden şanslı yani. Elif ve Kutlukhan...

Eski resimleri çok sevmemi, üstlerine hikâyeler kurmamı da bu resimsizliğe bağlıyorum. Belki bizimkiler de tamamen kaybolmamıştır, orada burada başka fotoğrafların arasına karışmıştır, kim bilir. Annemle hiç yan yana fotoğraf çektirmişliğimiz olmasa da, çeşitli parklarda, Taksim Meydanı’nda gezerken onun elini tutmuş bir-iki tane vardı. Belki bir gün hiç beklenmedik bir yerde karşıma çıkarlar.