Restorasyon
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

İyisiyle kötüsüyle bir yıl daha geride kaldı. Genel bir muhasebe yapmak adettendir. Kaçmak mümkün değil. Gece yarısı itibariyle geride bırakacağımız 2013 sadece iç politikada değil dış politikada da takkenin düştüğü bir yıl oldu. Yolsuzluk, rüşvet ve yağma düzeni üzerine kurulu AKP’nin müesses nizamının ipliği düşen takkeyle birlikte pazara çıkarken, dışarıda ise mezhepçi, militarist, savaş kışkırtıcısı politikanın tüm kirli çamaşırları ortaya serildi. Şimdi hem içeride hem de dışarıda yeni bir restorasyon dönemi.

Takkenin düşmesini sağlayan fırtına adeta bir gayya kuyusunu andıran Ortado-ğu’da koptu. Önder İşleyen BirGün Pazar’da Ortadoğu’daki gelişmelerin AKP iktidarı-nı restore etme ihtiyacını ortaya çıkaran önemli nedenlerden birisi olduğunu net bir şekilde özetledi. Ortadoğu’nun emperyalizmle uyumlu İslamcılık ekseninde yeniden inşa etme arayışında bölgeye dönük bir model olarak sunulan AKP artık eskisi kadar işlevsel değil. Küresel odakların manevrası sonucu açığa düşen AKP, kendisini bir anda denklemin dışında buluverdi.

• • •

Kibir, şark kurnazlığı ve fetih tasavvuru üzerine inşa edilen neo-osmanlıcı dış politika çöktü. On bir yıl önce ekonomik krizin etkisi ve küresel güçlerin icazetiyle işbaşına gelen AKP, yine İşleyen’in ifadesiyle Suriye hattında kurulan yeni soğuk savaş dengesi ve bölgedeki iç dinamikler nedeniyle yıkıma uğradı. ABD’nin yeni denge arayı-şı AKP’nin Sünni eksenli, cihatçı çetelerle derin ilişkiye dayanan yönelimiyle çatıştı. Küresel güçler radikal unsurlarla aralarına mesafe koyarken, haliyle AKP ile de bir mesafe çizildi.

AKP dış politikadaki çöküşü “değerli yalnızlık” olarak formüle etmeye çalışsa da “stratejik derinlik”in iflası bu partiyi içeride ve dışarıda krize sürükledi. Müttefikleri birer birer terk etti. Güvendikleri tüm dağ-lara karlar yağdı. Oynanan tüm kartlarda kaybedildi. Bu yalnızlık “bütün dünya bize düşman” retoriğinin tedavüle sokulmasıyla aşılmaya çalışılsa da başarılı olunamadı. Ve haliyle yeni bir resetleme söz konusu. Bugünlerde yaşanan bunun sancısıdır.

• • •

Oysa AKP geride bırakmaya hazırlandı-ğımız yıla büyük umutlarla girmişti. Geçen yıl bu vakitler bölgesel oyun kuruculuk naraları atılırken, adeta güç zehirlenmesi ya-şanıyordu. Şu gerçeklik hep göz ardı edildi, AKP’nin bölgesel rolü kendisinden ziyade dış güçlerin ürünüydü. AKP kendisine biçilen taşeronluk rolünün ötesine her geçmeye çalıştığında bu gerçeklik kendisine hatırlatıldı. Yıl “restorasyon”, “resetleme” ve “değerli yalnızlık” tartışmalarıyla son buldu. Ülkeyi maceradan maceraya koşuş-turan, komşularıyla savaşın eşiğine getiren AKP’nin neo-osmanlıcı dış politikasının bir yıllık bilançosu maalesef endişe verici. Büyük bir özveriyle sıfır komşulu bir ülke el birliğiyle yaratıldı.

Yeni yılı devirmeye saatler kaldı. “Komşularla sıfır sorun” söylemini pazarlayan AKP’nin dış politika bilançosu içler acısı. Neo-osmanlıcı dış politikası ile birlikte Türkiye’nin dış politikası tarihinin en derin bataklığına saplandı. İran, Irak, Suriye, Ermenistan, Güney Kıbrıs, İsrail ve AB ile köprüler atıldı. Emperyalizm taşeronluğundan bölgesel savaş provokasyonlarına kadar uzanan hatta telafisi mümkün olmayan yaralar açıldı. Ancak kaçınılmaz son yakın
gibi. Zamanın bu kadar hızla aktığı günübirlik ittifakların ve denklemlerin devreye girdiği Ortadoğu’da artık ne AKP’ye ne de taşeronluğuna eskisi kadar ihtiyaç var. Yeni aktörler sırada. AKP’ye artık eskisi kadar ihtiyaç kalmadı. Alternatifsiz değil en azından. Ve haliyle deliğe süpürülebilirler.