Rıdvan Bey
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Sayın Rıdvan Akar, Derviş Süleyman’a cevap veremezsiniz.
Üç büyüklerden birinin taraftarı olmak her taraftar için kendi adına ayrıcalık olarak kabul edilir. Bu bizde çok doğal ve ayrıcalıklı birer kimlik olarak kabul edilir.
Helehele kimlik bunalımı yaşanan ve tüm duygular sistem tarafından baskı altına alınmış toplumlar içinde, ayrıca çıkış noktası, kendini ifade etme alanı olarak genelde futbol taraftarı kimliği kullanılır. Zaten sistem de bu alanı kendi baskı unsurlarının bir şekilde topraklama alanı olarak kabul eder. Tabii ki bu yapının içinde kendi kimliğini bulan ve bunun için ciddi emek sarf eden, muhalif olarak da anılan birçok kişinin toplum içinde kanaat önderi olarak algılanması ve birtakım farklılıklar ortaya koyarak çözüm önerileri sunması ciddi bir zenginliktir.
Bu kimliklerin hangi alanda olursa olsun bir misyonu olduğu da kabul edilir… Ben Rıdvan Akar’ı da bu duruş içinde biri olarak kabul ediyorum. Ortaya koydukları ve çabaları bağımsız bir düşüncenin alternatif yaratma üzerine gösterdiği cesarettir. Beşiktaş taraftarı olması onun için farklılık olsa da; genel duruşu içinde aynı kuralların geçerli olduğu bir gerçektir.
Beşiktaş’a yazdığı kitaplar; farklı bir gözlemin ve güzel duyguların taraftarlık kimliği üzerinde duygusal ifadeleridir ki; bu alan maalesef Türkiye koşullarında kullanılmayan veya kullanılması zor alandır. Bunların hepsi, Rıdvan Akar için ayrıcalıkların neler olduğunu anlamamıza yardım eden unsurlardır.
Her zaman Akar’dan beklenti vardır ve farklıdır!
Peki… Onun deyimi ile Derviş Süleyman’dan sonraki dönemlere ve üç başkanın Beşiktaş’a katkıları ile zararlarını değerlendirirsek; ortaya büyük bir kara delik çıkmıyor mu? Özellikle son dönemdeki yönetim anlayışı… “Feda” adeta sefaya dönüştü. Kulüp mali açıdan en fazla zarar veren duruma düştü…

Rıdvan Akar tarafından da desteklenen “çArşı” grubuna karşı uygulanan “tecrit” adeta siyasi bir linçe dönüştü… “Gezi” dayanışması süresinde, sadece sivil bir toplum yapısı içinde hareket eden “çArşı”, adeta taraftarları hizaya sokmak adına kurban seçildi.

20 milyonlu Beşiktaş Kulübü, elindeki gücün farkında olmayarak, başkanı tarafından siyasetin hizmetine sunuldu... Üstelik siyasi bir kararla yıkılan stad gene siyasi kararla bitirtilemezken.
Tüm bunlara rağmen forma elde Ankara’da siyasi turlar düzenleyen başkan, kendi koltuk kaygılarını bertaraf etmekten başka bir şey düşünmüyor.

Ha bir de “biat” adına sunulan saygı ve sevgiler de cabası! Ya stad içindeki belirsizlikleri nasıl açıklayacaksınız? Denetim dışına çıkartılan inşaatın, yeni bir şirket yapılanması üzerinden inşaatın devamının açıklaması yoktur. Helehele ikinci başkanının stad inşaatına demir satması, inanılır gibi değil!

İnşaat teknolojisinin bu kadar geliştiği ortamda, stat neden bitirilemiyor ya da bitirtilemiyor?
Sportif başarısızlıkları ve tüm hataları stadda gömerek kurtulmak; hem zaman kazanmak, hem de iktidarda kalmak için iyi bir strateji değil mi?

… Ve siz tüm bunların açıklamasını yapmak için yazılar yazarak kamuoyuna açıklama yapacaksınız? Benim için yaman çelişki burada!

Benim isminden ve yaptıklarından tanıdığım ve beklentilerim olan Rıdvan Akar, benim inanmadığım konularda nasıl inanarak açıklama yapabilecek ve beni inandıracak? Bugün ki sistemde; futbol içinde başkanlar ve yönetimler iktidar çıkarları için özel isimleri sadece kullanarak zaman kazanır, yoksa bir değer olarak onları görüp görüşlerinden yararlanmazlar.

Rıdvan Akar kimliği bu yönetim ve Başkan’ın yanında olmuyor! Kendine ve Derviş Süleyman’a zarar veriyor… Bunun için en iyi örnek; Yıldırım Demirören dönemini ibra etmeyen ve tek başına kulüp çıkarlarını savunan ve yedi yıldır mahkemelerde kulübün parasını korumaya çalışan Hürser Tekinoktay’ı incelemenizi tavsiye ederim. Olmadı!

“Beşiktaşımı kimse üzmesin yeter” diyen Derviş Süleyman’a karşı nasıl cevap vereceksiniz?
On tane kitap da yazsan cevabı veremezsiniz.