Robotlar daha iyi gazetecilik yaparsa şaşırma
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Isaac Asimov’un “Ben, Robot”* isimli klasikleşmiş bilim kurgu eserindeki robotlardan Robot Cutie, varoluşunu sorgularken kendisini insan denen aciz varlığın icat ettiğine inanmak istemiyor ve insanlara şöyle meydan okuyordu: “…Lütfen bir gidin bakın kendinize! Yumuşak ve gevşek bir maddeden üretilmişsiniz, güçsüz ve dayanıksınız, ihtiyacınız olan enerjiyi, organik maddeleri verimsiz yöntemlerle okside ederek kazanıyorsunuz. (…) Derme çatma varlıklarsınız.” Robot Cutie bu üstten bakışında çok da haksız değildi. Çünkü “Ben, Robot”taki hikâyelerden birinde de insanlar çıkar çatışmaları yüzünden dünyayı yaşanılmaz hale getiriyor ve işleri robotlar düzeltmek zorunda kalıyordu. Ne zaman “Robot Gazetecilik”le ilgili bir haber ya da makale okusam bu kitap aklıma düşüyor. Biliyoruz ki şimdilerde robot gazeteciler rutin haberleri yazabiliyor, insanlarla birlikte çalışıyor ve ileride daha fazlasını yapacakları da aşikâr.

Hem mevcut gazeteciliğe bakınca hem de sosyal medyadaki hakikat karmaşasına bakınca insan bir “acaba?” diyor. Acaba Robotlar, (olaylar Asimov’un Robot Kanunları’na uygun işlerse) insanlardan daha iyi gazetecilik yapabilirler mi? Bu haftaki Köşe Vuruşu’nun derdi bu.

Asimov’un üç robot kanunu neydi?

Sıfırıncı Kanun: Bir robot insanlığa zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.

1- Bir robot, sıfırıncı yasayla çelişmediği sürece bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.

2- Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.

3- Robotlar Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadırlar.

Isaac Asimov’un “Ben, Robot” kitabı için yazdığı bu kanunlardaki “robotlar insanlığın zarar görmesine seyirci kalamaz” maddesi, gazetecilik mesleğinin arkasındaki temel motivasyonla aynı aslında. Hem sonra “robotlar” kendi varlıklarını korumak zorundadır kanunu da var. Örneğin; 1990’larda sendika gazetelerden kovulurken, maalesef gazetecilerin çoğunluğu “gazeteciliği” korumak zorunda olduğunu düşünememişti. Tabii bu kanunlar birer kurgu. İnsanlığın, gelişmiş robotları bu kanunlara uygun tasarlayıp tasarlamayacağını bilemeyiz. Asimov nasıl 1939’da daha bilgisayarlar bile icat edilmeden bunları hayal ettiyse, biz gördüklerimizin ışığında daha fazlasını hayal edebiliriz sadece.

Basit algoritmalarımız

Ancak diyelim ki insanlar robotları Asimov’un kanunlarından farklı tasarladılar. Yani daha ziyade kişisel çıkarlar ön plana çıktı. Bir robot gazeteci için bugünkü medyamızın algoritmaların basitliğini düşünebiliyor musunuz? Anaakım medya için algoritma çok açık. Ne olursa olsun iktidarı destekle. Her konuyu bu perspektifle ele al. Hakikati sorgulama. İktidarla çelişen tüm görüşleri terör ortak parantezine al. İktidara zarar verebilecek her konuda sessiz kal. Diğer yandan bir de “körü körüne muhalefet algoritması” var. Bütün bağımsız medyaya genelleyemeyiz ve karşı kutupla bir tutamayız ama maalesef var. Özellikle sosyal medyada coşuyor. O da şöyle çalışıyor. Her olaya “bu nasıl muhalefet malzemesi” olur diye bak. Hakikatten ziyade “muhalefete” odaklan. Sonunda muhalefet varsa yazdığın veya okuduğun haberi sorgulama. Kuşku yok ki her ikisi de gelişmiş bir robot için çok kolay algoritmalar olacaktır. Bu perspektifle bakınca, Asimov’un Üç Robot Kanunu’na uygun bir robot gazetecinin işi çok daha zor tabii. Çünkü her haberi, bu insanlığa zarar verir mi vermez mi diye sorgulamak gibi bir derdi olacak.

İşin bilim kurgusal yönünü bir kenara bıraksak bile “robot gazeteciliğin” bir gerçek olduğunu biliyoruz. Ayrıca Donna Haraway’in 1985 yılında yazdığı meşhur Siborg Manifestosu’na** göre, 21. yy insanı olarak her birimiz insan makine melezi varlıklarız. Birçoğumuz, kendimizi akıllı telefonumuzdan ayrı düşünemiyorsak, onunla birlikte bir siborg oluşturduğumuz da pekâlâ söylenebilir. Sonunu merak ediyoruz tabii, yapay zekânın geleceğine olumsuz bakanlar mı, yoksa olumlu bakanlar mı haklı çıkacak? Robotlardan (şimdilik) üstün tarafımızı unuttuğumuz sürece bu sorunun cevabı belli. Yine de hani nasıl derler, kafamda deli sorular?

* Orj. I, Robot 1950; Türkçe’de son baskı İthaki Yay. 2016

** Donna Haraway, Siborg Manifestosu, Agora Yay., 2006