ROK artık
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Ertem Şener’in gaza gelip “ kendisine yapılanlara bedel ödettirecek gücü var” tehdidi boşuna değil. Rasim Ozan Kütahyalı adlı son derece sevimsiz zatın bu ülkede hem dokunulmazlığı hem de sırtını dayadığı “güvenilir dağları” olduğunu bilir herkes.

Ağzını yaya yaya konuşması, karşısındakine parmak sallaması bu televizyon canlısının, nasıl başardıysa, kurduğu inanılmaz ilişkiler sayesinde kazandığı özgüvenini sergileyen tutumları olarak zihnimize kazılı. Yıllar önceydi, televizyonda, oyuncu Yılmaz Erdoğan’ı BKM’de sahnelenen bir oyun nedeniyle açık açık tehdit etmişti. “Başbakanımıza (RTE) hakaret edilmekte. Ya gereğini yap ya da…” cümleleriyle.

Bir keresinde de birinden söz ederken “bana GBT’sini yolladılar” demişliği de vardır. İstediği herhangi biri hakkında beyefendiye hizmet sunan emniyet mensupları hazırdı. Muhtemelen Fethullahçı, onlarla çok yakındı o zamanlar. Rasim Ozan Kütahyalı, devlet demekti. O nedenle Ertem Şener’in “bak gösterir sonra size” demesi boşuna değil. Ama artık Kütahyalı’nın iyice ROK’a sardığını gördüğünden attığı o tehdit tweetini sildi Ertem Şener.

“Nasıl başardıysa” deyişimi ciddiye alın. Fethullahçı Zekeriya Öz için “heykeli dikilecek adam” deyip de hala itibar gören biri olmak ciddi bir başarı. Bank Asya’dan dünya kadar krediyi cebe indirip tek bir soruşturma geçirmemek de öyle. Buradaki başarı son derece kullanılabilir olması. İsviçre çakısı gibi, her yerde işe yarayabiliyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın en ama en büyük becerilerinden biri Rasim Ozan Kütahyalı gibi tipleri “değerlendirebilmesi”. Benim başarı dediğim, Rasim Ozan Kütahyalı’nın İsviçre çakısı özelliği aslında. Meyve de soyulabilir, adam da bıçaklanabilir. Yanında bulunduran için son derece yararlı bir alet.

Yıllarca ona küfür edenlerle yarenlik ettikten sonra, emir gereği Atatürkçü olununca, Atatürk için “babam gibi severim” demesi ile Boşnaklara o aşağılık lafları ettikten sonra “Aliya İzzetbegoviç’i çok takdir ederim” demesi, başı ( ya da neresi ise) her sıkıştığında kullanabileceği birkaç cümle olduğunun kanıtı. Alperenler’in İstanbul reisi bunu yumrukladığında “ben Alperenleri severim” de demişti. Ne zaman bu tür durumlara düşse, kurduğu cümleler bunlar.

Yalan söyleyecek değilim, Beyaz TV’de ben bununla diğer tiplerin bulunduğu o programı izlerim zaman zaman. Bunların o dillerinden düşürmedikleri ahlaktan ne kadar habersiz olduklarını izlemek çok trajik ama bu adamların normal üsluplarının bu olduğunu görüyorsunuz. Bu yanlarıyla masumlar. Bir gün yemek getirdiler bunların önüne, aç kurtlar gibi atıldılar. Yemeğin adının ne olduğu konusunda kapıştılar birbirleriyle. “Ağır abi” Ahmet Çakar “bu büllük” dedi yemek için. Belki de adı öyledir ama “büllük”ün yaptığı malum çağrışım üzerine bir hayli güldüler sonra.

Bunlar sevdikleriyle de böyle konuşuyorlar, birini takdir ederken de üslupları böyle. Kurdukları cümleler içinde tenasül uzvu geçmezse konuşmalarının bir kıymeti harbiyesi olmadığına iman etmiş durumdalar. Örneğin Ertem Şener, Rüştü gol kurtarınca "Tebrikler Rüştü. Ellerinden, her yerlerinden öpüyorum Rüştü" deyivermişti. Elinden, bilemedin en fazla ayağından öpersin, ama Şener’i kesmezdi bu. Bunların hayatları bu.

“Kusturmalı Boşnak saksosu” gibi aşağılık, cinsiyetçi, nihayet ırkçı cümleyi bu kadar rahat kurabilen Rasim Ozan Kütahyalı, şimdilerde içeride yatmakta olan Ahmet Altan’ın armağanı bir tip. Yaptığı hiçbir edepsizlik için hesap vermiş değil, soran da olmadı zaten.

Şu son densizliği olmasa yine kimse soru soracak değildi. Başı öyle dönmüş ki, kendisini öyle önemsemiş ki, ne söylersem gider pervasızlığı içinde, toplumun duyarsızlığını da bildiğinden, ağzından perdesiz çıkan cümleleri yüzünden nihayet “dur” denebildi. Daha önceki edepsizlikleri, ileri geri konuşmaları, tehditleri, ukalalıkları bu kez Boşnak duyarlılığına çattı.

Hiç kimsenin etnik ya da dinsel aidiyeti bir televizyon gevezesinin muhabbet malzemesi yapılamaz. Hiç kimsenin hassasiyeti, şımartılmış, ne idüğü belirsiz, devran döndüğünde mutlaka hesabı sorulacak olan bir zıpçıktının “devletlu” katına güvenmiş oluşuna heba da edilemez.

İşin ROK’u çıktı gerçekten.