RTE Türkiye’yi kaosa götürüyor!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

“Dünya Kadınlar Günü’nde” yine, bizimkisi beklediğimiz konuşmayı yaptı. Çamlar devrildi. İnciler döküldü!.. Algı yönetmek adına her gün TV’lerde saatlerce mesai harcıyor. Konuşuyor!.. Sürekli bağırarak birilerini aşağılayan, suçlayan, kin ve nefret saçan, ötekileştiren hamasi nutuklar atıyor. Anayasayı ihlal etmeye devam ediyor. AYM’ye kafa tutuyor. Hükümeti es geçiyor.
Zavallı Başbakan, “Ben de varım dercesine” önünde ses yükselten aygıt olan mikrofona rağmen, daha çok bağırmak zorunda kalıyor. Bu arada ülke hızla felakete doğru gidiyor. Bombalar başımızda patlıyor. İç savaş kapımızda. Suriye olmaya az kaldı!..
• • •
Son iki günde vitesi iyice yükseltti. Ülkeyi yeni kaosların arifesine taşıyacak sözler etti. Aslında; “Çok konuşma yalansız, çok para haramsız olmaz” diyen bir özdeyiş var. Bizimkisi yalandan öte, iyice saçmalamaya başladı.
• • •
“Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir” diyen akıl(!) şimdi de; “Bu ülkede yıllarca bir doğum kontrolü ihaneti yaptılar ve neslimizi kurutma yoluna gittiler. Neslin önemi, gücü ekonomide olduğu gibi manen de çok önemli” dedi.
Oysa iktisat okuyan bir üniversite öğrencisi bile nüfusun, ekonomideki yerini, büyüme ve kalkınmayla arasındaki ilişkinin önemini bilir. İşgücüne sokamadığınız gençleri etkisini, çoğalan işsizliğin yaratacağı sorunları, ekonominin alacağı yükü tek tek sayar.
Ama RTE’nin amacı farklı!.. O, sömürü düzenini tam olarak kurmak için bu günden emeğin daha da ucuzlamasının hesaplarını yapıyor. Sendikaları olmayan, sosyal hakları verilmeyen, yarınları bulunmayan, günlük çalışan ve de bulduğu işe şükreden, “aç bir nüfus” yaratmaya çalışıyor. Oysa inovasyon devrinde ülkelerin kalkınması, işgücü sayısına değil, kalitesine bağlı. Hâlâ okutamadığımız, karnını bile doyuramadığımız çocuklarımız varken bu hamaset, RTE’nin bir kez daha emek ve insandan yana olmadığını, sermayeye hizmet ettiğini gösteriyor. Ülkeye alınan 3 milyona yakın Suriyeli göçmeni de bu gözle değerlendirelim. Ekonominin taşıyamayacağı nüfusun, ülkelerin geri kalmasının baş sebebi olduğu bilinmesine rağmen bu sözleri söylemek, basit bir tanımla Türkiye’ye yapılan ihanettir. Ayrıca; “Neslimizi kurutma paranoyası”, sağlıklı bir ruh halinin olmadığının da “dışa vurumudur.”
• • •
RTE HDP’liler için diyor ki; “Anayasanın, yasalarının amir hükümleri ortadadır, bunun gereğini yaparız, iş olur, biter.”
“Yaparız!” Ne demek? Siz kimsiniz?!..
Görülen o ki; RTE yaptığı konuşmalarla yeni bir Anayasa suçu daha işlemekte. Aslında Türkiye’yi yeni bir kaosa sürükleyecek müthiş bir zorlama içinde. Son günlerde HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak için adeta Meclis’e talimat veriyor. Bununla da kalmıyor, kendince “suçlarını belirleyerek” ilgili mahkemelere verecekleri kararı adeta dikte ettiriyor. Bu durum kabul edilemez. Üstelik bulunduğu tarafsız ve partisiz olma konumu, bu talepte bulunma yetkisini ona vermiyor.


• • •
Öncelikle şunu çok net ortaya koymak gerekir.Milletvekilleri dokunulmazlığı sadece, kürsüde ifade edilen düşünceler için olmalıdır. Eşitlik adına ivedilikle tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılması çözüm olamaz. Milletvekillerini yargılarsanız çatışma ve ölüm duracak mı?!
Mart 1994 tarihini çok iyi bilen birisi olarak söylüyorum ki; salt bir kapris uğruna HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması çözüm olmayacaktır. Aksine müthiş bir iç karışıklığın, yeniden şiddet ve silah kullanılmasının nedeni olacaktır. Patlayan bombaların sıkılan kurşunların gerekçesi olacaktır. Kanlı iç çatışmaların birilerine göre meşrulaşmasını sağlayacaktır. Kısaca nefret ve düşmanlık onarılmaz hal alacaktır.
• • •
Diyelim ki dokunulmazlık kalktı. Ama şiddet durmadı. Doğu’dan Batı’ya yayıldı. Facianın hesabını kim verecek?!. Tabii ki RTE, AKP ve kaosa kalkan eller!.. Kalleşçe ölümlerin, verilen şehitlerin tek sorumlusu onlar olacaktır!.. Milletin vekilini terörist ilan eden aklın öncelikle Türkiye’de, kendisinin demokrasi ve hukuk dışı uygulamalarına bakması gerekir.
• • •
Meclis’te parti grupları dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Anayasa’nın 83. maddesine göre “grup kararı” alamaz. Doğrusu geçmişi yaşayan biri olarak, tüm milletvekillerinin dokunulmazlığı kalkmadan HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılması istenirse, kendi adıma, Türkiye’deki akacak kanı düşünerek bu talebe olumlu oy vermem. Türkiye’yi bile bile yeni bir kaosa sürükleyecek bir oluşuma el kaldırmam. Benim gibi düşünen milletvekillerinin olacağını da umut ediyorum.
• • •
Ne yazık ki RTE ve AKP, Türkiye’yi yalnızca hukuk devleti olmaktan çıkarmakla kalmıyor, bir iç savaşa doğru adım adım götürüyor!..
• • •
Not: BirGün Gazetesi Yayın Danışmanı Barış İnce’nin geçen günlerde “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla 21 ay hapis cezası aldığı malum. Basın, düşünce ve ifade özgürlüğüne bir kez daha darbe vurulmasına neden olan bu karar, Türkiye’nin hukuk devletinden çıkıp adım adım diktaya doğru gittiğinin en net göstergelerinden biridir. Kararı nefretle kınıyorum. Barış’ın yanındayım.