Rüyalar diyarı
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
1921’de üç köyün birleşmesiyle kurulan “özgür vadi” Freital, orda yetişen Almanya’nın öncü kadınlarından Wilhelmine Reichard ve Bayern Münih’in üçüncü kalecisi Tom Starke’ın hikâyesi...

Freital neresi biliyor musunuz... Dresden yakınlarındaki bu minik kasaba bambaşka bir konuda araştırma yaparken karşıma çıkmıştı. 1921’de üç köyün birleşmesiyle kurulan “özgür vadi” Almanya’nın öncü kadınlarından Wilhelmine Reichard’ın hayatını geçirdiği yer olarak biliniyor. Müsaadenizle...

Balonların havalanmasıyla birlikte yepyeni bir çağa adım atılmıştı. Yüzyıllardır uçmaya meraklı olan insanoğlu böylece daha yükseğe çıkabiliyordu. Erkeklerden sonra kadınlar da yavaş yavaş gökyüzüne selam ediyordu. Zamanın operacılarından Elizabeth Thible 1784’te ilk uçan kadın olmuştu.

ruyalar-diyari-284269-1.

19. yüzyılın başında Sophie Blanchard tek başına havalandığında tarih yazılıyordu. Daha önceki hemcinsleri hep erkeklerle uçmuştu. Napolyon’un gözdesi olan gökyüzü sevdalısı, imparatorluğun resmî balon pilotu unvanını almıştı. Fransız hükümdarın düğünü için düzenlenen şenlikte sahne almış; oğlunun doğumunu Paris halkına yükseklerden yapraklar atarak müjdelemişti. Ayrıca bir havacılık kazasında hayatını kaybeden ilk kadın da oydu. Kocasından 10 yıl sonra 1819’da sonu aynı olmuştu.

Almanya’da 1810’da bir uçuş gerçekleştiren Blanchard çıtayı bayağı yükseğe çekmişti. Onu geçmek isteyen Wilhelmine Reichard ertesi yıl tek başına uçmaya başlamış; hattâ bir keresinde 7800 metreye kadar çıkmayı başarmıştı. Bayılan maceraperest, bir ormana düşmüştü. Çiftçiler tarafından kurtarıldığında ağır yaralıydı.

Çabucak iyileşmiş; yerde az vakit geçirebilmişti.

Dur durak bilmiyordu. Kocasıyla beraber bugünkü Freital’da bir fabrika açmak istiyorlardı. Napolyon Savaşları yüzünden sermayeyi toplamaları bayağı zamanlarını almıştı. Son kez Münih’teki Oktoberfest’in 10. yıldönümünde havalanan Reichard muradına ermiş; hayalini kurdukları işletme ertesi sene açılmıştı.

İşte ilk Alman kadın balon pilotunun hayatını kaybettiği diyarda 133 yıl sonra doğan birisi var ki bir süredir devamlı spor sayfalarının manşetlerinde! Bundesliga’da güle oynaya şampiyonluğa ulaşan Bayern’in üçüncü kalecisi Tom Starke bugüne kadar toplam 8 maçta sahne aldıysa da toplam 13 kupa görmüş durumda. Şaka değil gerçek!

Üstün Alman teknolojisi Manuel Neuer ve Sven Ulreich’tan sonra gelen 36 yaşındaki emektar, önündeki iki eldivenin sakatlanmasıyla birlikte kırmızı-beyazlıların üç direk arasını beklemeye başladı. Ligde en son 2014’ün Mart ayında sahne alan oyuncu, son Darmstadt karşılaşmasının sonlarında Hamit Altıntop’un penaltısını da çıkardı. Aslında bu onun beyaz noktadan ikinci kurtarışıydı.

Kariyerine 1981’de doğduğu mıntıkanın küçük bir kulübü olan Stahl’de başlayan Starke, sekiz yaşında Dynamo Dresden altyapısına kazandırılmıştı. Evet, Duvar’ın doğusundandı! Meraklısına not, daha ilkokuldayken Almanya birleşmişti.

1999’da Bayer Leverkusen’e transfer olan futbolcu, kulübün sadece yedek takımında forma şansı bulabilmişti. Bir ara Hamburg’da kiralık olan kaleci, Paderborn’da kendisini göstermiş; Duisburg’da üç sezon görev yapmıştı. Bir sonraki durağı Hoffenheim’dı. Bundesliga’da 58 mücadelede forma şansı bulduktan sonra Tim Wiese’nin mavi-beyazlılara gelmesinden sonra ıskartaya çıkarılmıştı.

2012’de Bayern Münih’e imza atan Starke, o günden bu yana beş Bundesliga, üç Almanya Kupası, iki Almanya Süper Kupası, bir Şampiyonlar Ligi, bir Süper Kupa, bir de FIFA Dünya Kulüpler Kupası şampiyonluğu yaşadı. Kulübün gençlerine hünerlerini anlatacak derken, meslektaşlarının sezonu kapatmaları nedeniyle kaleye geçen futbolcunun yeni bir sözleşmeye imza atması bekleniyor. Bu bahara maç başına iki kupa kazanarak giren emektarın ortalaması hızla düşüyor; şaka bir tarafa profesyonelliğine şapka çıkarmak gerekiyor.

Alman devinde ayrıca U14 takımında kaleci antrenörlüğü yapan file bekçisinin azmi çok şey anlatıyor; tıpkı doğduğu toprakların gördüğü en etkileyici kadın olan Wilhelmina Reichard gibi. Tesadüf bu ya ikisinin rüyalarına kavuştuğu şehir de aynı...

Yoksa siz de benim gibi masalları sever misiniz...