-Reklam-
Anasayfa KÜLTÜR SANAT Rüzgâr, çalı ve çocuk: Hayır ve evet

Rüzgâr, çalı ve çocuk: Hayır ve evet

“Yalvarırım size kardeşlerim, bağlı kalın yeryüzüne ve inanmayın öte dünya umutlarından bahsedenlere!” Yeryüzünün kuvvetlerine, rüzgâra, suya, toprağa, ateşe, bedenlere inanmamız için yalvarıyor Nietzsche (Böyle Buyurdu Zerdüşt). Umut, bu dünyadadır; suda, ateşte, toprakta ve rüzgârda. Bir rüzgâr çıksa diye az umutlanmıyoruz; mevcut şeyler düzenini dağıtsa, sırtımızdaki yükleri boşaltsa, yuvarlasa bizi diye. Rüzgârda yuvarlanan çalı umuttur. Ama kentin içinde, rüzgârın işe yaramaz bir çocuk, ucube muamelesi gördüğü ve evcilleştirildiği bir ortamda, ne bizi yuvarlayacak bir rüzgâra ve ne de rüzgârda yuvarlanmaya teşne bir çalıya rastlamak mümkün. Sosyal medyada dolaşan bir rüzgâr enerjisi şirketinin reklamındaki gibi rüzgâr, insanların başına saksı düşüren, eteklerini kaldıran, saçlarını bozan, çöpleri dağıtan, şapkaları uçuran, çocukların gözüne kum atan baş belası bir ucube olarak tanımlanmıştır ve ancak şirketin CEO’su ile sözleşme imzalayıp evcilleştirildiğinde içeriye alınır ve kabul görür (bkz The Wind Man). Evcilleştirilen rüzgâr değil, biziz aslında. Kentte delice esmemizden korkuyorlar. Kentin yolları asfaltlanmıştır. Van Gogh demişti, “normallik asfaltlanmış bir yoldur”, bırakın çiçeklerin büyümesini, rüzgârın delice esmesine bile tahammülleri yok. Oysa göçebe, yani rüzgâr norm dışıdır ve estiğinde normları ve formları dağıtıyor. İktidarın formlarını yerleştirdiği asfaltı çatlatacak göçebe rüzgârları, umudu bekliyoruz dört gözle.

ruzgar-cali-ve-cocuk-hayir-ve-evet-263271-1.

İçimizde deli gibi esen bir rüzgâr var
“‘Hayır,’ demişti. ‘seni sevemeyecek kadar güçsüzüm artık, yalnız yaşayacaksın bundan böyle. Unutacağım seni.’” Andrey Platonov’un ‘Can’ adlı romanında annesi tarafından terk edilen küçük Nazar çölde tek başınadır (Metis). Ve yeni yaşamına yersiz yurtsuz, rüzgârda yuvarlanan kuru bir çalıyla başlar, Rusça “perekati-pole” (tarlada sürüklenen) diye bilinen dikenli bir çalıyla. Çölde karşısına çıkan çalıya dokunur ve şöyle der: “Seninle geleceğim ben de, yalnızken canım sıkılıyor, benimle ilgili bir şeyler düşün, ben de seni düşünürüm.” Ve yürüyüp giderken çalının peşi sıra, birlikte düşünürler. Çalı, rüzgârın yardımına gerek duymadan, tozlara bulana bulana önünde yuvarlanıyordu.

ruzgar-cali-ve-cocuk-hayir-ve-evet-263273-1.

Çocuk mu yuvarlanıyordu yoksa çalı mı? Çalı mı rüzgâr olmuştu yoksa çocuk mu? Rüzgârın, çalının ve çocuğun ayrımsızlaştığı bir düzlemdeyiz, çölde. Çöl oluşların yaşandığı göçebelerin uzamıdır, yerleşik alışkanlıkların, sağduyunun terk edildiği, yeni oluşların zuhur edeceği kaygan bir zemin. “Çocuk… kendiliğinden dönen bir tekerlektir” demişti Nietzsche, Zerdüşt’ün önsözünde üç dönüşümden bahsederken: “Ruhun üç dönüşümünden söz edeceğim size: Ruhun nasıl bir deve, devenin nasıl bir aslan ve aslanın nasıl bir çocuk olduğundan.” Deve, yaşamı değersiz kılan yüklerin altında ezilen bir ruhu temsil ederken, aslan bu yüklere “hayır” diyebilen bir ruhtur. Ancak yeni değerler yaratmak aslanın bile elinden gelmez. Yeni başlangıçlar ve değerleri yaratacak olan, masumiyeti ve unutuşu temsil eden çocuktur. “Hayır” diyerek, iktidarın sırtımıza yüklediği yaşamı değersizleştiren yüklerden kurtulmak, hafiflemek yetmiyor; bir çocuk gibi, kocaman bir “evet” diyerek yaşamı kucaklamak da gerekli. Ancak o zaman yaratabiliriz. “Yaratmak hafifletmek, yaşamın yükünü boşaltmak, yeni yaşam olanakları icat etmektir” (Deleuze, ‘Nietzsche’, Otonom). Rüzgâra, rüzgârda yuvarlanan çalıya, “kendi kendine dönen tekerleğe”, bir çocuğa dönüştüğümüzde sakın şaşırmayın: İçimizde deli gibi esen bir rüzgâr ve önümüzde icat edilecek yeni bir yaşam var.

ruzgar-cali-ve-cocuk-hayir-ve-evet-263272-1.

Yeryüzü olun kardeşlerim!
Bernard Malamud’un Türkçeye ‘Kiev’deki Adam’ olarak çevrilen ‘The Fixer’ (Tamirci) romanındaki, Spinoza’nın ‘Etika’sını bir köpek karşılığında bir eskiciden satın almış roman kahramanı kitabı okurken sırtında delice esen rüzgârı, kasırgayı hissetmiştir. Ya siz? Deneyin: “Birkaç sayfa okudum ve sırtımda bir kasırga varmışçasına okumaya devam ettim”. Sırtında kasırga hisseden, kasırga olmuştur zaten. Rüzgâra sadık kalın! Yaşamı aşağılayanlara “hayır” deyin kardeşlerim; yeryüzünün kuvvetlerine ise “evet!” Ateş, su, toprak, hava olun, kudretli olun! Bırakın su yürüsün bedenlerinize, cemreler düşsün içinize. Yeryüzüne bağlı kalın, yeryüzü olun kardeşlerim!

- Reklam -

SON HABERLER

İzmir’de sendikalardan 1 Mayıs çağrısı

İzmir’de TÜRK-İŞ, DİSK, KESK ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Konak Kemeraltı...

Biri evde, biri hacda, biri Kuran kursunda: Müftünün karmaşık aşk ilişkisi

Hatay’ın bir ilçesinde görev yapan müftü, dört ayrı kadınla yaşadığı ilişkinin ardından...

Türkiye, Rusya ve İran’dan ABD’ye kınama

Türkiye, Rusya ve İran, Suriye konulu toplantısının sonuç bildirgesinde, ABD'nin Golan Tepeleri...

Küçükçekmece’de kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan zanlı tutuklandı

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde 5 yaşındaki kız çocuğa cinsel istismarda bulunan Pakistan uyruklu...

“İşçiler için daha adil bir Avrupa”

Belçika'nın başkenti Brüksel'de binlerce işçi, ücretlerin ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi talebiyle eylem...

Rabia Naz soruşturmasında “dosyaya erişim yasağı” kararı

Rabia Naz Vatan'ın şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada savcılığın talebi üzerine mahkeme tarafından...

Atölye ve sergi konsepti bir arada

Türkiye’de ilk kez atölye ve sergi konsepti, bir mekana taşınıyor. Sanatçının üretim...

“AKP’nin kısıtlı seçmen itirazları bir bir çöküyor”

AKP'nin seçim sonrasında yaptığı itirazlara ilişkin açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Özgür...

Balıkesir’de iki öğrencisini taciz eden öğretmen tutuklandı

İstanbul Küçükçekmece’de 5 yaşındaki çocuğun cinsel saldırıya uğraması henüz gündemdeyken, bir skandal...

Fransa’da Sarı Yeleklilere yönelik polis şiddetine 220 adli soruşturma

Fransa İçişleri Bakanı Castaner, Ulusal Polis Soruşturma Birimi'nin (IGPN), polisin Sarı Yeleklilerin...

Sonraki haber