Sağlık skandalı davası, 5 yıldır Adli Tıp çıkmazında
14.10.2009 13:54 ARŞİV
Eskişehir’de hamileyken doktorların ihmali ve ilgisizliği yüzünden hastanede yaşamını yitirdiği belirlenen Fatma Çelik’in dosyası Adli Tıp Kurumu’na takıldı

Eskişehir’de hamileyken doktorların ihmali ve ilgisizliği yüzünden hastanede yaşamını yitirdiği belirlenen Fatma Çelik’in dosyası Adli Tıp Kurumu’na takıldı
Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası’nın doktorları kusurlu bulduğu ‘hamile bir kadının ihmal sebebiyle ölmesini içeren’ dosya, mahkemece gönderilen Adli Tıp Kurumu’ndan 19 aydır dönmedi. Mahkemenin dosyayla ilgili sonucu acil koduyla iki kez istemesine rağmen Adli Tıp’tan bir sonuç gelmemesi, adaletin gecikmesine sebep oldu. Böylelikle dava, Adli Tıp’ın ilgisizliği yüzünden sonuçlanamıyor.
2004 yılında meydana gelen olayda, 8 aylık hamile Fatma Çelik’e (20) rahatsızlığı üzerine gittiği devlet hastanesinde, kurumun imkânları yetersiz olduğu gerekçesiyle müdahale edilmedi. 36 saat boyunca hastanede yatan Çelik, durumunun ağırlaşması üzerine Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Muayenede Çelik’in ‘gebelik zehirlenmesi’ yaşadığı, zamanında müdahalenin yapılmadığı belirlendi. Anestezi yoğun bakımda tedavi altına alınan Çelik’in bebeği sezaryenle alındı. Tüm müdahaleye rağmen Çelik, doğumdan 6 gün sonra yaşamını yitirdi.
MAHKEME 2 KEZ İSTEDİ, ADLİ TIP VERMEDİ
Bekir Çelik, eşinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan dolayı olay günü görevli olan doğumevi hastanesi doktorlarından Tamer Erdem, Berk Angün, Ergül Sivri, Nezih Erdöl, Nazım Açıkgöz ve hemşireler hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Dosyayı inceleyen savcılık, doktorların “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçundan 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına karar verdi.
Mahkeme heyeti, 14. celse sonunda dosyayı Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası’na göndererek konuyla ilgili bilirkişi raporu istedi. Dosyayı 6 ayda inceleyerek karara bağlayan Yüksek Sağlık Şurası, “ihmal, dikkatsizlik, ve mesleklerinde acemilikten” dolayı hastanın ölümüne sebebiyet verdiklerini belirleyerek, doktorları yüzde 8/6 oranında kusurlu buldu.
6 profesör, 6 doçentin imzasını taşıyan raporu yeterli bulmayan mahkeme, bu kez dosyayı Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Ancak, aradan 19 ay geçmesine rağmen Adli Tıp dosyayı hâlâ geri iade etmedi.
‘GECİKMİŞ ADALET, ADALET DE/İLDİR’
Mahkeme, olayın biran önce netleştirilmesi için Adli Tıp’tan 2 kez istemesine rağmen dosyanın hâlâ incelenmediği ortaya çıktı. Çelik ailesinin avukatı İlyas Özkan’ın yaptığı araştırmada, dosyanın incelenmesinin Adli Tıp Kurumu tarafından tamamlanmadığı belirlendi.
Avukat Özkan, Adli Tıp Kurumu’nun dosyayı en fazla 3-4 ay içinde inceleyip geri iade etmesi gerektiğini, ancak bunu yapmadığını söyledi. 3. kez kendisinin telefonla aradığını dile getiren avukat Özkan, dosyanın halen sonuçlanmadığı yönünde bilgi aldığını ifade ederek, “Adli Tıp Kurumu raporu dönmeden mahkemeden sonuç çıkmıyor. Hukuk süreci tamamlanamıyor. Adaletin sonuçlanması bu kurumun vereceği karara bağlı” diye konuştu.
“Gecikmiş adalet, adalet değildir” diyen Özkan, davanın Adli Tıp Kurumu yüzünden bir türlü sonuçlanamadığını, bunun da mağdurun ailesinin adalete olan güvenini sarstığını vurguladı.
Bekir Çelik ise Adli Tıp Kurum’unun dosyayı inceleyip geri göndermemesinin mahkemenin bitmesini engellediğini, bunun da psikolojisini bozduğunu dile getirdi. Her celsede acılarının tazelendiğini, bu ızdırabın bir an önce biterek adaletin yerini bulmasını isteyen Çelik, “Bu dava artık bitsin. Bir insan hayatı bu kadar ucuz olamaz.
Adli Tıp bir an önce dosyayı inceleyip geri iade etsin. Böylelikle bu ızdırap sona ersin” ifadesini kullandı.