Şahane bir festival
Barış Akpolat Barış Akpolat
Bursa’daki Nilüfer Müzik Festivali’ne sonunda katılabildim. Uzun zamandır bu kadar iyi bir organizasyon bu kadar tatlı müzik severi bir arada görmemiştim. Gururlandım, coştum ve yorgun bir şekilde döndüm. Mesudum...

Birkaç yıldır sürekli adını duyduğunuz bir festival var piyasada. Nilüfer Müzik Festivali…

Bursa’daki yerel belediyelerden biri olan Nilüfer Belediyesi’nin 3 yıldır düzenlediği bu festival giden herkes tarafından övülüyordu lakin ben bu yıl ilk kez katılabildim. Çünkü ilkinde sanırım hastaydım. İkincisi ise evlendiğim güne denk gelmişti. Ne ben gidebildim ne sahne alan müzisyen arkadaşlarım düğünüme gelebilmişti. Böyle bir ilişkimiz vardı festivalde fakat bu yıl şeytanın bacağını kırdım. Hafta içi Balat Atatürk Ormanı’nda gerçekleştirilen festivalle başlayan festivalin sadece cumartesi ve pazar günlerine katılabildiysem de bana yetti. En azından mantığını anlayabildim, kitleyi tanıdım. Öncelikle organizasyonun acayip bir işin altına girdiğini söyleyebilirim. Kotarılması zor bir işle rahatlıkla başa çıkmışlar. İstanbul’da böyle festival yapmak çok zor. Sebebiyse alan… Nilüfer Festivali 260 dönümlük bir ormana yayılmış durumda. Festivale 3 günde yaklaşık 100 bin kişi geldiği açıklandı, 12 ülkeden ise 60’tan fazla grup sahne aldı.

Bundan birkaç yıla kadar İstanbul’un tekelindeki festivaller koca Türkiye’ye yetmiyordu. Neticede İstanbul haricinde yaşayıp müzik dinleyen ateş gibi bir kitle var. 18 yaşından küçükler İstanbul’a gelemiyor 18’inden büyük olanların ise parası yetmiyordu. Neticede şehir dışına konser/festivale gitmek bilet almakla olmuyor. Kalması, yolculuğu, yemesi ve içmesi cep yakabiliyor.. Ama Zeytinli Rock Festivali’yle birlikte İstanbul haricinde de gayet büyük festivallerin yapılabilmesi bir umut doğurdu. İstanbul şişti ve başka şehirlere de gitmek birilerinin aklına geldi sonunda. Bu yıl Zeytinli, Bodrum Rock, Çukurova Rock, Samsun Gençlik Festivali, Kuşadası Gençlik ve Trakya Fest derken İstanbul dışında yaşayan gençliğin yüzü güldü. Nilüfer Festivali’nde beni YouTube aleminden, Motto Müzik ve Teknolojiden Anlamayan Adam kanallarımdan tanıyan gençler ve gazete yazılarımı okuyan müzikseverlerle konuşma fırsatı yakaladım. Eskişehir, İzmir, Ankara gibi şehirlerden gelmiş ve kamplarını kurmuşlar. Hayatlarından gayet memnunlardı.

Festivalin en iyi özelliği 18 yaş üstü/altı mevzusunu çözebilmiş olması. Nilüfer Festivali’nde 3 sahne var. Ana sahne ve İkinci Sahne’nin önünde içki içmek yasak. Konser izlemek isteyenler, gençlerin yanında içmemek için ya ana sahnenin iki yanındaki alanlara gidiyor ya da içkiyi çöpe atıyor. Böylelikle konser alanları tertemiz kalıyor. Yerde bardak filan görmek imkansız. Konser alanında bar alanları var. +18 bilekliği olmayanlar giremiyor. 3. sahne ise elektronik müzik ve DJ’lerin sahnesiydi. Bu sahneye ise 18’den küçükler giremiyordu. Her şey şahane çözülmüş kısacası. Belediyenin kendi işi olduğu için 500’den fazla çalışan vardı alanda. Dolayısıyla ortam hem temiz hem düzenliydi. Bu arada çer çöpünü yere atan da pek yoktu; izleyicinin de hakkını yemeyelim. Festival tuvaletlerinde pek sıra yoktu ve bir festival geneline göre temizdi. Şahit olduğum kadarıyla hiçbir konser aksamadı ve bu gerçekten bir festival için çok önemli bir durum. Yiyecek içecek fiyatları çok makuldu. Beş liraya restoran kalitesinde dilim pizza yiyebilmek 10 liraya bira içebilmek uzun süredir karşılaşmadığımız bir fiyat politikası.

Gelelim sahnelere...
Öncelikle Duman ve Hey! Douglas festivali yakıp geçmiş duyduğuma göre. Kaçırdığım için hüzünlü olduğumu belirtmem gerek. 10-11 Ağustos tarihlerinde işim sebebiyle İstanbul’da olduğumdan anca 12 Ağustos günü Ponza, Sattas, Hedonutopia ve Erik Truffaz’ı kaçırarak alana girebildim. Jakuzi’yle konserlere başladım. Jakuzi’nin sahnesi gayet şahane. Kutay Soyocak gerçekten gün geçtikçe iyi bir frontman haline geliyor. The Celtic Social Club’ı kaçırdıysam da La Caravanne Passe adlı Fransız Çingene ekibini keşfettiğim için mutlu oldum. Gerçekten çok güzel bir müzik yapıyorlar. Fransız, İspanyol ezgileri bol ve eğlenceliler. 3. sahnede Islandman şahane bir performans çıkardı aynı gün. Akın Sevgör ve Barış K. da aynı sahnede kitleyi müthiş ateşledi. Maximo Park’ı o bahsettiğim kenar bölümünden izledim. Kendilerine bayılmasam da yerel bir festivalde adı sanı dünyaca bilinen grupları izlemek büyük bir keyif verdi.

Biraz girizgâh yaptıysam da tüm gruplardan bahsetmeyeceğim. Hakikaten kötü diyebileceğim performans yoktu. Pek bana göre değildi diyeceklerim var ama o yazı bu yazı değil. Korhan Futacı ve Kara Orkestra, Erik Truffaz’lı İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions, Mind Shifter, Rain Lab, Kaan Düzarat ve Dubioza Kolektiv gayet şahane konserlerdi. Özellikle Dubioza Kolektiv’in sahnesine Türkiye’nin Boşnak rock uzmanı Erdem Çapar’ın çıkıp “I Fought The Law”ı söylemesi göğsümüzü kabarttı, gönlümüzü şenlendirdi. Özellikle 2. sahnedeki kulis ortamı aşırı eğlenceliydi. Konseri biten ekipler bile herkesle eğlenip muhabbet ediyordu. Ortalıkta egodan çatlayan müzisyen olmayınca gırgır şamata çok lezzetli olur kuliste. Yerli grupları el üstünde tutan festival sadece beni değil hepimizi kazanır. Katılımcılar sakin ve çok tatlıydı. Biz hep festivallerde 18 üstü gençleri gördüğümüz için bazen bir detayı unutuyoruz ama 18 yaşın altında o kadar şahane bir müzik sever kitlesi var ki gördüğüme inanılmaz mutlu oldum. Herkes hep birlikte eğlendi ve mutluydu, hiç kavgaya şahit olmadım. Bu tarz etkinlikleri destekleyelim gidip görelim izleyiciyle kaynaşalım ki önümüzdeki yıllarda da Büyük Ev Abluka’danın her şarkısına eşlik edip beni mest eden o 18 yaş altı gençlik başka festivaller görebilsin. Neticede müzik, eğlence birlikte güzel.

***

Bugün ne yapmalı?

>>İstanbul

Cem İşçiler Gösteri
Cem İşçiler, tek kişilik gösterisi “Komik Olan Ben Değilim” ile 21:00’de BKM Mutfak Sahne’de. Bugüne kadar 5 ilde, 100’den fazla kere sergilediği tek kişilik gösterisi “Açık Konuşuyorum”da düzenlemeler yaparak yeni bir isim ve özel bir performansla sahnede kalacak.

Açık havada-Sinema
Hollywood filmlerinin ağırlıkta olduğu yaz vizyonunda bağımsız filmlerle ufak bir nefes almak isteyenler için gösteri programı Bomontiada’nın bahçesinde kurulan dev bir perdeye yansıyor. Bugün son gün.

>>Ankara

CSI London-Sergi
Londra sokaklarında, amansız suçluların peşinde soluksuz bir macera için CSI London Sergisi gezilebilir. Sergi Ankara Podium Alışveriş Merkezi’nde.

>>İzmir

Frida-Resim
Frida Kahlo’nun hayatı ve eserleri hakkında bilgi edinebileceğiniz workshop sizleri bekliyor. Frida’nın hayatı ve eserleri hakkında bilgi edinip, portresini tuval üzerine uygulayabilirsiniz. Kullanacak malzemeler Alsancak’taki Artim Projects tarafından temin edilecek.

>>Ayvalık

Arı Maya-Oyun
Arı Maya Ayvalık Amfitiyatro’da 21:00’de miniklerle buluşuyor. Bir an bile heyecanın eksik olmadığı oyunda, çocuklar iyiliğin ve cesaretin önemini kavrarken, kendilerini adeta bu ünlü masalın içinde hissediyor.

>>Antalya

Chapito-Gösteri
Gösteri sanatlarının bu en yeni, en çılgınca halini en son ışık teknolojisinde, uçan motorların, akrobatların, ve sanatçıların en gözüpek şovlarını izlerken gözlerinize inanamayacaksınız. Gösteri 21:30’da.

>>Edremit

Konser- Christina Sandsengen
Christina Sandsengen 21:30’da Edremit Aqua Olive Park sahnesinde sevenleriyle bir araya gelecek. Norveç’in ortasındaki küçük bir kasabada dünyaya gelen ve 7 yaşında piyano çalmaya başlayan Sandsengen romantik melodileriyle tanınıyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız