Anasayfa KÜLTÜR SANAT Sahibinden satılık sahibinin sesi

Sahibinden satılık sahibinin sesi

Mevcut olanı gerçek, henüz var olmamış olanı gerçek dışı sayarız. O halde umudu da gerçek dışı sayalım; çünkü mevcut olandan değil, henüz var olmayandan beslenir. Mevcut şeylerin kalıcı olduğuna, hep aynı olanın geri geleceğine dair anlayış o kadar egemendir ki umut besleyenleri yıldırmak için hazır kalıp cümleleri ezberden sıralayabiliriz: “Bırakın hayal kurmayı, gerçekçi olun, ayaklarınız yere bassın!” Ama ayaklarımızın bastığı zeminin kaygan olduğunu unutuyoruz. Gerçekçi olanlar, zeminleri sağlammış gibi şeyleri ve düşünceleri hakikat sananlardır ve gündelik yaşamlarında da bu sözde hakikatleri yineleyerek bize dejavu yaşatırlar. Bu toplumda, “ben bu ânı daha önce yaşamamıştım” diyen var mı? Durmadan dönen vinil bir plak gibi, medyada dönen düşüncelerle vinil bir gerçeklik yaşarken, yaşamsal, organik olanın gerçek dışına ötelenmesi tuhaf. Organik olanın gerçek dışı sayılması ve vinilin, plastik olanın gerçekmiş gibi sunulması, en temel ekolojik sorunumuz. Organik olan, yaşamsal süreçlerle birlikte başka şeylere dönüşüp evrilirken, plastik doğada parçalanmadan yıllarca hep aynı kalabiliyor. O yüzden doğayı gerçek dışı, sentetik olanı da gerçek sanıyoruz galiba. O yüzden toplumsal ve politik ekolojimizdeki plastik varlıkları göklere çıkarıyoruz.

Vinil gerçekliğin ünlü logosunu bilirsiniz: Gramofonda sahibinin sesini dinleyen köpek. İngiliz ressam Francis Barraud, kardeşi Mark ölünce teriyer cinsi dişi köpeğini, Nipper’ı yanına alır. Sadece köpeğini değil, ayrıca silindir fonografını ve kardeşinin ses kayıtlarını da. Barraud, fonografta çalan Mark’ın sesini Nipper’a dinlettiğinde, köpeğin pürdikkat kesildiğini fark edince “Sahibinin Sesi” adını vereceği meşhur resmi yapar. Barraud yapıtını 1899’da dönemin fonograf üreten şirketlerine satmaya çalışsa da başarılı olamaz ve aynı yıl yeni kurulmuş olan Gramophone Company ile, resimde değişiklik yapması koşuluyla anlaşır. Orijinal resimde yer alan silindir fonografın yerine, şirketin ürettiği pikaplardan birini yerleştirir.

sahibinden-satilik-sahibinin-sesi-186277-1.

Plastik gerçekliğin bu logosu, ‘efendi ve köle’ ilişkisinin bir simgesine dönüşmüştür. Hem orijinal resmin hem de şirketin adı dişi köpeğin sahibinden “master”, yani “efendi” olarak söz ediyor çünkü. Bugün insanların köpeklerinden, “can yoldaşım, oğlum, kızım” diye söz ederken işitebilirsiniz, ama her şeyi evrim skalasına göre yargılayan ve Batılı erkeği uygar, modern, dolayısıyla en evrimleşmiş olarak tanımlayan dönemin sosyal Darwinci anlayışı, uygar ile yabani, insan ile hayvan, erkek ile kadın, efendi ile köle arasındaki ayrımı meşrulaştırmakla meşguldu. Sömürgeciler Batı dışı toplulukları, ‘yabanileri evcilleştirdiklerinde’ kendilerini efendi, yerli halkı ise köle olarak tanımladılar. On iki bin yıl önce ilk evcilleştirilen hayvan olan köpek ile insan-efendi arasındaki ilişki, Batılı erkeğin tüm ‘yabani’lerle kuracağı ilişkiye örnek teşkil edecektir ve Barraud’un resmi, dönemin ruhunu yansıtıyor.

Resmin yapıldığı dönem, Batı’da köleliğin yasaklandığı dönemdir; efendinin fiziksel varlığı ortadan kalkmış, sese dönüşmüştür. Efendi ortada gözükmese de sesi içimizde iç ses olarak çınlamayı sürdürür. Biz ‘sözde yurttaşlara’ kölelik yasalarını hatırlatan sesini işitince pürdikkat kesiliyoruz hâlâ. Ve “Sahibinin Sesi”, Bentham’ın 1785’de tasarladığı hapishane modeli “panoptikon”, yani ‘sahibinin bakışı’ ile bütünleşmiştir. Gözetim toplumunun bir metaforuna dönüşen panoptikonda, iktidar fiziksel olarak var olmasa da hep gözetlendiğiniz hissine kapılır, düşünce ve bedeninizi kalıba sokarsınız. Ve artık sahibinizin sesi ve bakışı olmuşsunuzdur, ama yıprandığınızda, sahibinden satılık atık muamelesi göreceksiniz. “Sahibinin sesi” ve ‘sahibinin bakışı’ hiç değişmeden kalan, sentetik, umutsuz plastik varlıklara göredir ve ne yazık ki toplumsal ekolojimiz plastik atıklarla dolu ve bu atıklardan kurtulamazsak sonumuz felaket. Yeryüzünü ekolojik felaketten kurtarmak mı istiyorsunuz? Çok geç olmadan toplumsal ekolojiden, kendimizden başlayalım işe; ‘sahip’ten ve ‘sesi’nden kurtulalım önce, umut olalım, yaşam olalım, ne dersiniz?


BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,514AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Manazan Mağaraları büyülüyor

Karaman'da yüksek kaya kütlesi içine oyulmuş 14 asırlık, 5 katlı yerleşim yeri olan Manazan Mağaraları...

Küçükçiftlik Park’ta metal fırtınası: Manowar

İstanbul, dün akşam metal müzik tarihinin en büyük gruplarından Manowar'ı The Final Battle...

Yavuz Oğhan’dan hakkındaki iddialara yanıt

Gazeteci Yavuz Oğhan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları söyleşinin ardından RS...

31. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı tamamlandı

Türkiye ve İstanbul'un tanıtımına 31 yıldır önemli katkı sunan ve ‘Dünyanın En...

İBB’ye 3 yeni uzman atandı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim sürecinde söz ...

30 bin kamyon hafriyat kentin üst yamacına döküldü: Evlerin üstüne düşme riski var

Gümüşhane’de hastane güçlendirme çalışması için alınan taş ve topraktan oluşan tonlarca hafriyat kentin...

Adana’da yol çalışması: Karataş ve köyleri arasındaki mesafe kısalıyor

Adana Büyükşehir Belediyesi, Karataş’ın bazı köyleriyle bağlantısını büyük oranda kısaltacak yol çalışması...

Meryem Bekmez’den altın madalya

İsveç’in Boras kentinde süren Avrupa U20 Atletizm Şampiyonası’nda 10 km yürüyüş...

‘Küçük 1 Aile’ Göbeklitepe’ye bin 300 kilometre pedallıyor

Muğla'nın Marmaris ilçesinden, 'Tarihin sıfır noktası' olarak adlandırılan Urfa'daki Göbeklitepe'ye gitmek için...

Pakistan’da çifte saldırı: 9 ölü

Pakistan'ın kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhuva eyaletinde düzenlenen iki saldırıda 9 kişi öldü, 30...

Sonraki haber