Samsun Fener Plajı: Mekan ve tutuculuk
09.09.2018 11:31 BİRGÜN PAZAR
Kadınları dışarıda başkalarıyla etkileşimde bulunmaktan alıkoyarak koruma yöntemine katılmıyorum. Yapılacak daha iyi şey, taciz edileni cezalandırmak yerine, genel çevreyi tacizi engelleyecek ve cezalandıracak biçimde iyileştirmektir

Meriç Kırmızı - Dr. Öğr. Üyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi

Sonbaharın ilk gününde Samsun’un İlkadım İlçesi’ndeki Fener Plajı’na ilk kez gittim. Bu yeri görmek istememin nedeni, ilgi duyduğum iki araştırma konusuydu: Cinsiyet ve mekân ilişkisi, mekân ve tutuculaşma ilişkisi. Cinsiyet ve mekân ilişkisi zaten bu konuda birçok ilginç araştırmanın yapıldığı, uluslararası olarak kabul görmüş bir izlek. Öte yandan, mekân ve tutuculaşma ilişkisinin, kentlerin toplumsal yaşamına önemli etkileri olan neoliberal-tutucu bir siyasi ortamda çalışan araştırmacılar için doğrudan bir ivediliği var.

Bu durum güncel siyasetteki hızlı tutuculaşmadan ve bunun gündelik kent yaşamını artarak biçimlendirmesinden duyulan kaygıdan kaynaklanıyor. Kentlerde yoğunlaşmakta olan tutuculaşmaya birçok örnek verilebilir: Tekel bayilerinin gece 10’dan sonra alkollü içecek satışıyla ilgili yasaklar ve baskılar, mahalle bekçisi işkolunun yaratılması --mahalle bekçilerinin tekel bayilerine baskısı, cinsiyetçi ya da laiklik karşıtı diye nitelendirilebilecek kent mekânlarının çoğalması; örneğin, pembe otobüsler, pembe AVM, cinsel ayrımcılığın uygulandığı okullar, mescitli plajlar ve lokantalar gibi. Kadınlar plajı ise, mekân, cinsiyet ve tutuculuk başlıklarını tek bir yerde bir araya getirdiği için ilginç bir örnek oluşturuyor.

Fener Plajı’na gitmeden önce, laikliğe ve cinsiyet eşitliliğine bağlılığım nedeniyle bu plaja karşı önyargılı yaklaştığımı kabul etmeliyim. Gittikten sonra buranın bir plajda gerek duyulabilecek bütün kolaylıkların var olduğu, mekânsal olarak iyi düzenlenmiş bir yer olduğunu fark ettim. Örneğin, yetişkin tuvaletlerinin yanında çocuk tuvaletleri bile vardı. Yine de, bu plajdaki düzenliliğin ya da çocukları da dikkate alan mekânsal düzenleme anlayışının, kentin karma alanlarında aynı özenin gösterilmemesi için bahane oluşturamayacağını düşünüyorum. Eğer bir kadın plajında çocuk tuvaletine gereksinim duyuluyorsa, diğer yerlerde de aynı gereksinim vardır. Buna karşın, plajın düzenli ve temiz havasından etkilendim ve gerilerdeki bir iğde ağacının gölgesinde dinlenerek, okuyarak, bir yandan da güneşlenen, yüzen, suda oynayan ya da bebeğiyle ilgilenen her yaştan kadını izleyerek, iyi zaman geçirdim. Bir iki ayrıntı dışında, davranışlar karma bir plajla hemen hemen aynıydı. Baştan aşağı kapalı kadınlar kendilerine seçtikleri şemsiyelerin altında soyundular ve aynen mekânı paylaşan öteki kadınlar gibi bikinileriyle güneşlenmenin, yüzmenin tadını çıkardılar. Biraz şaşırdım, çünkü kapalı kadınların kadınlar plajındaki çıplak tenleri yalnızca erkekler için ve erkeklere karşı kapandıklarını anlatıyordu. Ya bir kadının başka bir kadına duyabileceği cinsel çekim? Bu da bir erkeğinki kadar günah sayılmaz mıydı? Yoksa böyle düşünmek tutucu muydu? İşin içinden çıkamadım. Ama daha çok, güneş yüzü görmemiş solgunluktaki bedenlerini görünce, onlar adına sevindim.

Hemen önümdeki sıranın öteki ucundaki şemsiyelerden birinin altında çok şişman, neredeyse obez iki genç kadın vardı. Bir süre sonra akıllı telefonlarından müzik çalıp, bellerine tüller dolayarak oynamaya başladılar. Normal bir plajda böyle bir davranıştan kaçınacaklarını düşündüm. Burada ise öteki insanların bakışlarından çekinmediler. Cinsiyete dayalı mekânsal bölünme onlara bir tür özgürlük alanı sağlamıştı. Öte yandan, ötekinin bakışının sınırlamalarından kurtulmuş olmak belli ki kimi sorunlar da yaratmıştı. Örneğin, soyunma kabinlerin çoğunun kilitlerinin kırık ya da bozuk olması canımı sıktı. Bunun nedenini anlamadım. Kaçınılmaz olarak böyle kilidi bozuk bir kabinde üstümü değiştirip çıkarken, başını geleneksel bir biçimde bağlamış bir kadın birden kabinin kapısını açıverdi, ama içeride beni görünce hemen kapadı. Önemli olmadığını, işimin zaten bittiğini söyleyerek kabinden çıkarken söylendim: Bütün kabinlerin kilidi bozuk, ne garip! Tepkisi şu oldu: Neyse ki hepimiz kadınız... Yani, ona göre birbirimize giyinirken yakalansak da önemli değildi, çünkü aynı cinsiyettendik. Cinsiyet fark etmeksizin, kişinin özel alanını göz ardı eden bu yanıttan rahatsız oldum. Türk kadınları (hatta belki erkekleri) arasında yaygın olan bu düşünce tarzına göre kadınların sokaktaki diğer yabancı kadınların bedensel dokunulmazlıklarını çiğneme hakları vardı. Kaç kere belediye otobüslerinde tanımadığım kadınların dikkatsiz fiziksel dokunuşlarından, çarpışlarından, sıkıştırmalarından rahatsız olmuşumdur...

Her ne kadar benim gibi önyargılı biri için beklenmedik bir biçimde Fener Plajı’nın iyi yönleri, kötü yönlerinden çok olsa da, karma mekânların kamusal alanlarda insanların davranışları üzerinde iyi bir baskı ya da sınırlama oluşturduğunu ileri sürüyorum. Kamusal alanlarda karşı cinsin varlığı, özel alanlardakine göre daha ince ve medeni bir biçimde davranmayı gerektirir. Aynı demokratik bir toplumda farklı toplumsal grupların varlığının uyumlu bir ortak yaşam için, birbirlerini dengelediği gibi. Bununla birlikte, toplumda birçok kadının sürekli olarak çeşitli tacizlere uğradığının kesinlikle farkındayım. Kadınların özel ve kamusal yaşamdaki varoluşlarına ilişkin bu karanlık tablo, onları bu saldırılardan kadınların bedenlerini denetlenmiş çevrelerle sınırlandırarak koruma çabalarına büyük olasılıkla katkıda bulunuyor. Hayvanları hayvanat bahçelerine kapatarak korumaya benzer bir biçimde, kadınları dışarıda başkalarıyla etkileşimde bulunmaktan alıkoyarak koruma yöntemine katılmıyorum. Bu bir dereceye kadar işe yarayabilir, ama uzun dönemde kadınların özgürlüklerine zarar verir. Yapılacak daha iyi şey ise, taciz edileni cezalandırmak yerine, genel çevreyi tacizi engelleyecek ve cezalandıracak biçimde iyileştirmektir.

Sonuç olarak, yetkililer kaliteli hizmetlerini bütün kentsel alanlara yayılacak biçimde genişletmeliler. Fener Plajı’nın iyiliği orada eril bakışın olmamasından değil, bakımlı bir tesiste iyi bir kamusal hizmet sunulmasından kaynaklanıyor.